Etiket: sosyal adalet

  • DÜNYA SOSYAL HİZMET GÜNÜ

    Her yıl Mart ayının 3. Salı günü, Dünya Sosyal Hizmet Günü olarak adlandırılmakta, sosyal hizmet uzmanları tüm dünyada bugünü mesleki bir gün olarak görmekte ve çeşitli etkinlikler düzenlemektedir. Ancak bu sene başında dünyaya yayılan ve binlerce insanın hayatını kaybetmesine yol açan Yeni Coronavirüsü nedeniyle bu etkinliklerin büyük bir kısmının düzenlenemeyecek olduğu da eklemek isteriz.

    Sosyal değişme ve kalkınmayı, insanların güçlendirilmesi ve özgürleşmesini hedefleyen uygulama temelli bir meslek ve akademik bir disiplin olan sosyal hizmetin, mesleki gününde etkinliklerin kutlanamıyor olması mesleğin önemini azaltmıyor elbette. Günümüzde, kadın, çocuk, engelli, yaşlı, mülteci, mahkumlar, şehit ve gazi yakınları başta olmak üzere haklarını korunmaya ihtiyaç duyan insanlar, insan haklarının gerekleri gerçekleştirilmediğinde birçok sorun yaşamakta, yalnızlaşmakta ve çaresiz hissetmeye başlamaktadır. Bu bağlamda her geçen gün insanların doğuştan sahip oldukları haklarını korumaya ve bu hakları geliştirmeye daha fazla gereksinim duyduklarını söyleyebiliriz.

    Söz konusu olan grupların toplum hayatında var olması ve var olan haklarını korumak adına insanlık onuru, sosyal adalet ve refah adına çalışan tüm sosyal hizmet uzmanlarının ve öğrencilerinin Dünya Sosyal Hizmet Gününü kutlarız.

  • Alzheimer Hastalarına Verilen Psiko-Sosyal Desteğin Rolü

    Alzheimer Hastalarına Verilen Psiko-Sosyal Desteğin Rolü

     

    Yaşlılık döneminde yaşanan en önemli psiko-sosyal sorunlardan birisi de yaşlıların bakım ve takibidir. Her ne kadar 65 yaş ve üzerindeki her yaşlı, hasta ve bakıma muhtaç olmasa da hastalanma riski ve fiziksel yetersizlikleri nedeniyle yardıma ihtiyaç duyma olasılığı artmaktadır. Bu dönemde görülen fonksiyonel ve fiziksel yetersizlikler nedeniyle yaşlı bireyler ve aileleri toplumsal bakım alternatifleri arasından birini seçme ile karşı karşıya kalmaktadır. Birlikte yaşamaktan çıkan problemler ve modern hayatın doğal sonucu olarak yaşlılık probleminin de çözümünde profesyonel yardım gerektiği açıktır. Profesyonel kurumlaşma ve meslek örgütleri çerçevesinde yaşlı bakımı ve hizmeti yapılarak hem ailenin üzerinden yük alınacak hem de yaşlının yeni rolüne uygun bir yaşam şansı yakalaması sağlanacaktır. Bu anlamıyla huzurevleri, kentsel hayatın bir gereği olarak ortaya çıkmıştır. Huzurevleri, devletin sosyal alana bir müdahalesidir. Huzurevleri, Türk toplumunda yaşlı vatandaşları barındırmayı ve yaşamlarının geri kalan kısmını huzurlu geçirmelerini sağlamayı amaç edinmektedir. Yaş alan bireylerde görülen hastalıklardan biri de Alzheimer’dır.

    İnme terimi (Alzheimer) vasküler olaylara bağlı gelişen ani başlangıçlı fokal nörolojik sendrom bulgularını tanımlar. İnme; dünyada morbiditenin birinci, mortalitenin ise ikinci sırada en çok görülen nedenidir.[1]

    Alzheimer hastası yaş alan bireylerin düzenli olarak takip edilmesi çok önemlidir. Bakımı yapan bireylerin de bu konuda eğitimli değil ise, eğitim alması önerilir. Bakımı yapan bireylerin en çok zorlandığı şey ise Alzheimer yaş alan bireylerle olan iletişimidir. İletişim kurarken kişilere nasıl yaklaşılması gerektiği ve onların sağlık durumlarını nasıl takip edeceklerini bilememektedirler.

    Alzheimer yaş alan bireyler bulunduğu yaşa kadar yaşadığı tecrübeler, dostluklar, arkadaşlıklar, çalıştığı iş yerleri, yaşadığı semtten çok fazla kesiti zihninde bulundurmaktadır. Bunlar Alzheimer olmasından dolayı yavaş yavaş unutkanlıktan dolayı birbirine karışabiliyor. Bakımını yapan bireyler de bu olayları net olarak bilmediği için, kişinin farklı problemleri olduğunu sanabiliyor. Bu noktada bakımını yapan bireyler yaş alan bireylerin sadece fiziksel ihtiyaçlarını değil, psiko-sosyal ihtiyaçlarına da cevap verebilecek nitelikte olması gerekmektedir. Evde bakım yapılan yaş alan bireyin düzenli olarak doktor takibinde olması gerektiği, tansiyon ve şekerinin düzenli olarak ölçülmesinin gerektiği unutulmamalıdır. Yaş alan bireylerin imkân var ise, huzurevi, dinlenme evi veya bakım evi gibi yerlere yerleştirilmesi uygun olur. Böyle kurumlar daha profesyonel hizmet ve 7/24 sağlık takibi yapabildikleri için çok daha iyi hizmet vermektedirler.

    Alzheimer olan yaş alan bireylere yaklaşırken çözümlemeniz ve yönlendirmeniz gereken temel birkaç şey var.

    1-Bireye yetişkin gibi davranın.

    2-Onu anladığınızı ve hastanın da sizi anladığını düşünerek hareket edin.

    3-Jest ve mimiklerle konuşmalarınızı destekleyin.

    4-Hastanın tüm özelliklerini bildiğiniz için ona göre hareket edin.

    5-İletişimin amacını belirleyin.

    6-Jest ve mimiklerine dikkat edin ve konuşurken onu tam anlamıyla anlamaya çalışın.

    7-Hasta ile konuşurken aceleci davranmayın.

    İletişim tekniklerini kullanarak hasta ile çok daha rahat iletişime geçebilirsiniz. Güncel sağlık teknikleri takip edilmeli ve uygulanmalıdır. Mevsimlerin, günün ve zamanın koşullarına bağlı olarak Alzheimer bireylere destek sağlanmalıdır.

    SONUÇ

    Alzheimer hastalarının bakımı günümüz şartlarında çok ağır olduğu görülmüştür. Evde bakım çok fazla ağır ve zaman gerektiren bir seçenek olduğu görülmüştür. Buna bağlı olarak huzur evleri, bakım evleri gibi kurumlar geliştirilerek, devlet mekanizmasının bu tip kurumlara daha çok önem ve destek vermesi gerektiği önerilir. Sağlık açısından bu seçenekler hastanın yaşamını daha kolaylaştırdığı gibi çağdaş ve modern sürece de katılmasını sağlar. Belediyeler, bölgedeki yetkili sağlık birimleriyle birlikte organize çalışarak halkın psiko-sosyal destekteki önemine değinen seminer ve eğitimlerden geçirmesi için çalışmalar yapılması önerilir. Yaş alan bireyler Türkiye’de ve dünyada gittikçe artmaktadır ve artacaktır. Günümüz sağlık teknolojisinin gelişmesiyle ve insan ömrünün uzaması sebebiyle yaş alan bireyler artmaktadır. Bu konuda yapılacak tüm organize ve aksiyonu almak için devlet sivil toplum kuruluşları yetkilendirilmesi gerekmektedir.

    [1] Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Dergisi (2010) 41-52

    FURKAN TURAN

    SOSYAL HİZMET UZMANI

  • ÇOCUKLARIMIZIN FOTOĞRAFLARINI NEDEN PAYLAŞMAMALIYIZ?

     

    Yeni doğmuş bir bebeğin fotoğrafı, yürüyen, uyuyan-uyumayan, yemek yiyen-yemeyen çocukların fotoğrafları her gün sosyal medyada paylaşılıyor. Peki, bu paylaşımları neden yaptığınızı sorguluyor musunuz?  Acaba bir ebeveyn olarak çocukların fotoğraflarını neden paylaşma ihtiyacı hissediyorsunuz? Onlar üzerinden kendi psikolojik ihtiyaçlarınızı mı karşılamaya çalışıyorsunuz? “Çocuğum bunu yaptı” diyerek herkese paylaştığınız fotoğraflar üzerinden beğeni aldığınız çocuklar, görünürlüğü sağlayan bir ‘eşyaya’ dönüşmüş mü oluyor? Paylaşmak amacı ile çıktığımız yolculuk çocuğumuzu sergilemeye mi dönüşüyor? Acaba fotoğrafları çocuk için mi paylaşıyoruz, yoksa çocuk üzerinden görülme, sosyalleşme ve beğenilme arzumuz için mi? Cevabımız, ‘çocuk üzerinden arzularımızı gidermek’ ise, çocuklarımızı kendimiz için tanımadığımız, bilmediğimiz kişilerin gözleri önüne atmak anne-babalık hislerimizle örtüşüyor mu? Hayır, ‘Çocuk için paylaşıyoruz’ diyorsak, tanıdığı-tanımadığı kişilere, fotoğraflarının paylaşılması, çocuklara nasıl bir fayda sağlıyor? Kendi duygularımızı tatmin için çocukların görüntülerini herkesin göreceği şekilde internet ortamında paylaşmak hiç sağlıklı değil. Çocuklara yönelik cinsel sapıklığı olanlar çocuk fotoğraflarını biriktiriyor. Ayrıca art niyetli, kötü bakışlı kişilerin bakışları, niyetleri çocuklarımızı olumsuz etkiliyor. Çocuklarımızın bütün hayatı, nerdeyse tüm dünyaya canlı yayınla gösteriliyor. Oysa ki, sağlıklı gelişim için çocuğun kendine ait bir dünyası olması gerekiyor. Yetişkinler için duvarları camdan evlerde yaşamak ne kadar rahatsız edici ise, çocuklar için de herkesin erişimine açık bir hayat, o kadar rahatsız edici olabiliyor.

     

    Yirmi sene sonra, yüzlerce fotoğrafı herkesin erişiminde olan bir çocuk, bu durumdan memnun olacak mı? Ya çocuklar karar verme aşamasına geldiğinde bizim paylaştığımız fotoğraflardan rahatsız olursa, ya da “Hangi hakla her halimi sosyal medyada paylaştınız? Bunu yaparken bana sordunuz mu?” diye bizi sorgularsa cevabımız ne olacak? Düşünmek gerekiyor.

    Kendimize şunu soralım: Yaptıklarımızı çocuklarımızın iyiliği için mi, yoksa onların üzerinden beğenilmek için mi yapıyoruz?

  • ASDEP NEDİR?

    Bilindiği üzere ruh sağlığı alanında çalışan birçok meslek grubundan arkadaşlarımız ASDEP mülakat listesinin açıklanmasını bekliyordu. Mülakat listeleri açıkladı. Öncelikle mülakata çağrılmaya hak kazanan arkadaşlarımızı tebrik ediyor, mülakatta da başarılar diliyoruz.

     

    Hem başvuran arkadaşlarımızın bilgilerini tazelemek hem de bilmeyen arkadaşlarımıza öğretmek adına ASDEP’in ne olduğuna dair birkaç soruyu cevaplamak istiyoruz.

    Öncelikle olarak ASDEP’in ne olduğunu açıklamak istiyoruz;

    Aile Sosyal Destek Programı anlamına gelen ASDEP, aile ve bireylerin sosyal yardım ve sosyal hizmetlere olan ihtiyaçlarının tespiti, ihtiyaca göre sosyal yardım ve sosyal hizmet modellerin planlanması ve uygulanması, gerektiğinde diğer kamu hizmetlerinden (eğitim, sağlık, istihdam vs.) yararlanılmasının sağlanması amacıyla sürecin tüm aşamalarında rehberlik ve danışmanlık hizmetlerini de içeren bir programdır. ASDEP ile birlikte yaşam koşullarının iyileştirilmesi amaçlanmaktadır. Ayrıca ASDEP ile AÇSH Bakanlığının sağladığı sosyal yardımların amacına uygun olarak kullanılıp kullanılmadığı yerinde, etkin bir şekilde denetlenebilecektir.

    Sosyal Hizmet, Psikoloji, Sosyoloji, Çocuk Gelişimi, Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık, Aile ve Tüketici Bilimleri bölümlerinden mezun adaylar arasından geçerli KPSS P3 puan türünden en az 60 (altmış) puan alan mezunlar arasından, başvuruda bulunanların en yüksek puana göre sıralanmasına göre mülakat listesi oluşturulmaktadır. En az 60 denilse de sosyal hizmette taban puan 80.1 ile dikkat çekmektedir.

    Peki ASDEP Personeli sahada neler yapmaktadır?

    Alanında uzman binlerce meslek elemanı 81 ilde hane ziyaretleri gerçekleştirerek sosyal yardım ve sosyal hizmete ihtiyacı olan bireyleri tespit etmekte, durumlarına uygun hizmetlerden ve gerektiğinde diğer kamu hizmetlerinden yararlandırılmak adına yönlendirme yapmaktadır. ASDEP ile ailelere rehberlik ve danışmanlık hizmetleri sunarak aile ve bireylerin yaşam koşullarının iyileştirilmesi amaçlanmaktadır.

    Kafanıza oluşan soru işaretlerini biraz da olsa giderebilmiş olmak dileğiyle…