Adli Sosyal Hizmetin Kökenleri

Adli sosyal hizmetin kökenleri, 19. yüzyılın sonlarına, Sanayi Devrimi’nin toplumsal yapıda yarattığı köklü değişimlere dayanır. Sanayi Devrimi ile birlikte kentleşme, yoksulluk, işsizlik ve suç oranlarında artış gibi sosyal sorunlar ortaya çıkmış, bu durum hayırseverlik temelli yardım anlayışlarının ötesine geçerek profesyonel bir yaklaşımı gerektirmiştir. Avrupa’da, özellikle İngiltere’de, 1890’larda gönüllülerin teorik ve uygulamalı eğitim aldığı kurslarla sosyal hizmetin temelleri atılmıştır. Almanya’da ise Alice Salomon’un öncülüğünde benzer girişimler başlamış, sosyal hizmet mesleği sistematik bir disiplin haline gelmeye başlamıştır.

Adli sosyal hizmetin ortaya çıkışı, cezalandırma odaklı klasik adalet anlayışının yetersizliklerinin fark edilmesiyle hız kazanmıştır. 1800’lü yıllarda, bireyi yalnızca cezalandırmanın suçun önlenmesinde etkili olmadığı, aksine suça yönelten sosyal, ekonomik ve psikolojik faktörlerin ele alınması gerektiği anlaşılmıştır. Bu dönemde, ABD ve İngiltere gibi ülkelerde, mahkemelerde sosyal hizmet uzmanlarının danışmanlık ve rehabilite edici rolleri ön plana çıkmaya başlamıştır. Özellikle 20. yüzyılın başlarında, ABD’de uyuşturucu ve aile mahkemeleri gibi özelleşmiş mahkemelerin kurulması, sosyal hizmet uzmanlarına duyulan ihtiyacı artırmış ve bu alanda profesyonel bir uzmanlaşma sürecini tetiklemiştir.

Adli sosyal hizmetin temelinde, bireyin suç davranışını anlamaya ve bu davranışı değiştirmeye yönelik bilişsel-davranışçı yaklaşımlar yatmaktadır. Suç işleyen bireylerin rehabilitasyonu, topluma yeniden kazandırılması ve mağdurların desteklenmesi gibi hedefler, sosyal hizmetin adalet sistemi içindeki rolünü güçlendirmiştir. Bu süreçte, sosyal hizmet uzmanları, savunuculuk, danışmanlık, eğitim ve yasal düzenlemelere katkı sağlama gibi çok yönlü işlevler üstlenmiştir.

 

Dünyada Adli Sosyal Hizmetin Gelişimi

Dünya genelinde adli sosyal hizmet, 20. yüzyıl boyunca önemli bir evrim geçirmiştir. ABD’de 1900’lü yılların başında, çocuk mahkemelerinin kurulmasıyla sosyal hizmet uzmanları, suça itilen çocukların rehabilitasyonunda aktif rol almaya başlamıştır. Bu dönemde, sosyal hizmet okulları ile hukuk okulları arasında iş birliği anlaşmaları yapılmış, adli sosyal hizmetin kurumsal temelleri güçlendirilmiştir. İngiltere’de ise, 1948’de kabul edilen Çocuk Yasası ile sosyal hizmet uzmanlarının adli süreçlerdeki rolleri resmiyet kazanmıştır. Bu yasa, çocukların korunması ve rehabilitasyonunu merkeze alarak sosyal hizmetin adalet sistemi içindeki yerini sağlamlaştırmıştır.

yüzyılın ikinci yarısında, adli sosyal hizmetin kapsamı genişlemiş; ceza infaz kurumları, denetimli serbestlik hizmetleri ve adli psikiyatri gibi alanlarda uzmanlaşma artmıştır. Özellikle İngiltere ve ABD’de, düşük, orta ve yüksek güvenlikli adli psikiyatri hastaneleri ile toplum temelli bakım sistemleri geliştirilmiş, sosyal hizmet uzmanları bu süreçlerin ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. Adli sosyal hizmet, bireylerin yalnızca cezalandırılması değil, aynı zamanda topluma yeniden entegrasyonu ve suçun önlenmesi için yapısal çözümler üretilmesi gerektiğini savunan bir yaklaşımla büyümüştür.

Günümüzde, adli sosyal hizmet, çocuk refahı, aile içi şiddet, boşanma ve velayet davaları, zorunlu tedavi programları ve yasal yeterlilik gibi geniş bir yelpazede uygulanmaktadır. Sosyal hizmet uzmanları, adli süreçlerde hem bireylerle hem de sistemle çalışarak, sosyal adaletin sağlanmasına katkıda bulunmaktadır. Ayrıca, teknolojinin gelişmesiyle birlikte, adli sosyal hizmet uygulamaları dijital platformlara da taşınmış; örneğin, çevrimiçi danışmanlık ve takip sistemleri yaygınlaşmıştır.

 

Türkiye’de Adli Sosyal Hizmetin Gelişimi

Türkiye’de adli sosyal hizmetin kökenleri, sosyal hizmet mesleğinin ülkede kurumsallaşmaya başladığı 20. yüzyılın ortalarına uzanır. Sosyal hizmet eğitimi, 1961 yılında, Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı’na bağlı olarak kurulan Sosyal Hizmetler Akademisi ile resmi olarak başlamıştır. Bu dönemde, Birleşmiş Milletler Teknik Yardım Programı ve uluslararası uzmanların katkılarıyla, sosyal hizmetin evrensel standartlara uygun bir şekilde gelişmesi hedeflenmiştir. Ancak, adli sosyal hizmet kavramı, Türkiye’de uzun yıllar açıkça tanımlanmamış, daha çok genel sosyal hizmet uygulamaları içinde dolaylı olarak yer almıştır.

Adli sosyal hizmetin Türkiye’deki ilk izleri, çocuk mahkemeleri ve ceza infaz kurumlarında sosyal hizmet uzmanlarının görev almaya başlamasıyla görülür. 2005 yılında yürürlüğe giren Çocuk Koruma Kanunu, adli sosyal hizmetin Türkiye’de resmi bir çerçeveye oturmasında dönüm noktası olmuştur. Bu kanun, suça itilen çocukların korunması ve rehabilitasyonunu merkeze alarak sosyal hizmet uzmanlarının adli süreçlerdeki rollerini güçlendirmiştir. Aynı şekilde, 2003 tarihli Aile Mahkemeleri Kanunu ve Denetimli Serbestlik Hizmetleri’nin gelişimi, adli sosyal hizmetin uygulama alanlarını genişletmiştir.

Türkiye’de adli sosyal hizmet, özellikle son 20 yılda önemli bir ivme kazanmıştır. 2018 yılında Yüksek Güvenlikli Adli Psikiyatri Hastaneleri’nin açılmasıyla, sosyal hizmet uzmanları adli psikiyatri ekiplerinin bir parçası haline gelmiştir. Bu hastanelerde, bireylerin tedavi süreçlerinde ve topluma yeniden entegrasyonunda sosyal hizmet uzmanlarının rolleri artmıştır. Ayrıca, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na bağlı Sosyal Hizmet Merkezleri, adli süreçlerde bireylere ve ailelere yönelik danışmanlık ve destek hizmetleri sunmaktadır.

Ancak, Türkiye’de adli sosyal hizmetin gelişimi, bazı zorluklarla da karşı karşıyadır. Cezalandırma odaklı adalet sistemi ile sosyal hizmetin rehabilitasyon odaklı yaklaşımı arasında zaman zaman çatışmalar yaşanmaktadır. Bu durum, sosyal hizmet uzmanlarının sıklıkla savunuculuk rolünü üstlenmesine neden olmaktadır. Ayrıca, adli sosyal hizmetin Türkiye’ye özgü bir modelinin henüz tam anlamıyla geliştirilememiş olması, uygulamada standartlaşma sorunlarını beraberinde getirmektedir.

 

Günümüzdeki Durum ve Gelecek Perspektifi

Bugün, adli sosyal hizmet, hem dünyada hem de Türkiye’de sosyal hizmet mesleğinin saygın ve yaygın bir uygulama alanıdır. Dünyada, adli sosyal hizmet uzmanları, çok disiplinli ekiplerle çalışarak bireylerin haklarını koruma, toplumsal barışı sağlama ve suçun önlenmesine yönelik politikalar geliştirme gibi konularda etkili olmaktadır. Türkiye’de ise, bu alanın gelişimi devam etmekte; sosyal hizmet uzmanları, adli süreçlerde bireylerin biopsikososyal ihtiyaçlarını ele alarak önemli bir köprü görevi görmektedir.

Gelecekte, adli sosyal hizmetin daha da uzmanlaşması ve dijital teknolojilerin entegrasyonuyla yeni boyutlar kazanması beklenmektedir. Türkiye’de, bu alanda eğitim programlarının güçlendirilmesi, meslek elemanlarının yetkinliklerinin artırılması ve adli sosyal hizmete özgü bir ulusal modelin oluşturulması, mesleğin etkisini artıracaktır. Sosyal hizmet uzmanları ve öğrencileri için, adli sosyal hizmetin sunduğu bu dinamik alan, hem teorik hem de pratik açıdan zengin bir çalışma sahası sunmaktadır.

Sonuç olarak, adli sosyal hizmet, insan hakları ve sosyal adalet ilkeleri üzerine inşa edilmiş bir disiplin olarak, bireylerin ve toplumların refahını artırmayı hedeflemektedir. Türkiye’de ve dünyada bu alanın gelişimi, sosyal hizmet mesleğinin evrensel değerlerini yansıtan bir başarı hikâyesidir. Sosyal hizmet uzmanları ve öğrencileri, bu alanda kendilerini geliştirerek, adalet sisteminin daha insani ve kapsayıcı bir yapıya kavuşmasına katkıda bulunabilirler.

 

 

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şunlar da hoşunuza gidebilir

SED Konusunda Sosyal İnceleme Raporu Örneği-1

SOSYAL VE EKONOMİK DESTEK HİZMETİ (SED) SOSYAL İNCELEME RAPORU                                             KURUM/KURULUŞ                      :…

PLANLI MÜDAHALE SÜRECİ NEDİR?

Planlı müdahale süreci; müracaatçı ile temas kurulan ilk andan planlanan, müracaatçının içinde…

SOSYAL HİZMET MÜDAHALE PLANI ÖRNEĞİ-1

PLANLI DEĞİŞİM SÜRECİ GRUP ÇALIŞMASI RAPORU   KURUMU   : Çocuk Koruma İlk…