Yazar: admin

  • Afet ve Acil Durumlarda Psikososyal Destek

    Afet ve acil durumlarda psikososyal destek nedir?

    Afet/acil durum sürecinde ortaya çıkabilecek psikolojik bozuklukların önlenmesi,  etkilenenlerin normal ya da yeni yaşama geri dönmesi sürecinde, kendi kapasitelerini fark etmeleri, güçlenmelerinin sağlanması, ileride ortaya çıkabilecek afet acil durumlarla başa çıkma ve müdahale etme kapasitelerinin artırılmasına yönelik faaliyet ve hizmetler bütünüdür.

    Afet ve acil durumlarda psikososyal destek hizmetinin içeriğinde neler yer almaktadır?

    Psikolojik ilk yardım, ihtiyaç ve kaynak belirleme, toplumu harekete geçirme, psikoeğitim, çalışana destek, sosyal iyileştirme vb. müdahaleler psikososyal destek hizmetinin içeriğini oluşturmaktadır.

    Afet ve acil durumlarda psikososyal destek hizmeti nasıl çalışır?

    Herhangi bir afet ve acil durumun yaşandığı ilde Valiliğin başlatmış olduğu çalışmalar çerçevesinde İl Müdürlüğümüzün koordinesinde çeşitli kurum ve kuruluşlarda görevli psikolog, sosyal çalışmacı, psikolojik danışman ve çocuk gelişimci gibi meslek elemanlarının yerel plan kapsamındaki görevleri yerine getirerek afet/acil durumdan etkilenenlere psikososyal destek hizmeti vermesi ve takip etmesi ile devam eder.

    Kimler psikososyal destek hizmetinden faydalanabilir?

    Deprem, sel, büyük kazalar, patlamalar vb. afet ve acil durumlardan etkilenen ve psikososyal destek hizmetine ihtiyaç duyan bütün vatandaşlar faydalanabilir.

    Kimler psikososyal destek müdahalesi yapabilir?

    Üniversitelerin psikoloji, sosyal hizmet, PDR ve çocuk gelişimi bölümlerini tamamlayan, afet ve acil durumlarda psikososyal destek hizmeti temel düzey müdahale eğitimini alan, bu alanda çalışmaya gönüllü, kamu, STK ve özel sektördeki kişiler yapabilir.

    KAYNAK: https://www.aile.gov.tr/sss/afet-ve-acil-durumlarda-psikososyal-destek/

     

  • Paralimpik Olimpiyatları’nda WeThe15 Kampanyası

    Uluslararası Paralimpik Komitesi (IPC) ve Uluslararası Engelliler İttifakı, 30 ülkede “WeThe15” isimli bir kampanya başlattı. Engelli insanlara görünürlük kazandırmak amacıyla başlatılan kampanyayla dünya üzerindeki 125’ten fazla simge yapı, mor renkte aydınlatılarak engellilerin kapsanması ve eşit muamele görmesi çağrısında bulunuldu.

    Kolezyum, London Eye, Empire State Binası, Niagara Şelalesi ve Skytree Kulesi gibi ikonik yapılar, dünya nüfusunun engelli olarak yaşayan %15’ini temsilen aydınlatıldı.

    Söz konusu çağrı, 24 Ağustos’ta başlayacak Tokyo 2020 Paralimpik Oyunları öncesinde dünya çapındaki 1,2 milyar engelli birey için daha fazla koruma ve fırsat ihtiyacına odaklanıyor. Engelliler için şimdiye kadarki en büyük insan hakları hareketi olmayı hedefleyen WeThe15, engelli olmayı, etnik köken, cinsiyet ve cinsel yönelim konularının yanında gündemin tam merkezine koymak istiyor.

     

    Eşitsizlikleri şiddetlendiren pandemiden yoğun bir şekilde etkilenen engelliler; toplumda ayrımcılık, eğitim, istihdam ve sosyal hizmetlere sınırlı erişim gibi engellerle karşılaşmaya devam ediyor. Bu kapsamda, Paralimpik Olimpiyatları’nın açılış töreninde yayınlanmak üzere dünyanın dört bir yanından 40 engellinin günlük hayatını belgeleyen bir kısa film de paylaşıldı.

     

    Film, klişelerden uzaklaşarak engellileri ilham verici kahramanlar olarak göstermek yerine, onları mizah anlayışı olan ve herkes gibi kusurları olan insanlar olarak gösteriyor. Filmde öne çıkan karakterlerden biri ise şunu vurguluyor:

     

    “Biz özel değiliz, insanız.”

     

  • Engelli Bireyler İçin Sağlık Kurulu Raporları

    Engelliler için sağlık kurulu raporu nedir?

    Engelliler için sağlık kurulu raporu kişilerin engellilik durumlarını, engel gruplarını, engellilik tür ve derecelerini değerlendiren Sağlık Bakanlığı tarafından yetkilendirilmiş heyetler tarafından düzenlenen bir belge olup engelli haklarından yararlanmak için temel belge niteliğindedir.

     

    Engelli raporu alabilmek için öncelikle Sağlık Bakanlığı tarafından yetki verilmiş hastanelere başvurmak ve muayene olmak gerekiyor. Muayene uzman doktor tarafından yapılmalıdır. Daha sonra muayene sonuçları sağlık kurulunda değerlendirilmektedir ve muayene sonucuna göre rapor verilmektedir.

    Tedavi edilebilir hastalar için süreli, tedavisi mümkün olmayan ve % 90 ve üzeri rapora sahip olan kişiler için süresiz rapor verilmektedir. Rapor almak için öncelikli şartlar;

    1- T.C. vatandaşı olmayan başvuru yapamaz.

    2- Engel yüzdesinin % 40 ve üzeri olmalıdır.

    Bu şartlara uyan engelliler rapor alabilmektedir ve sosyal haklardan faydalanabilmektedir. Rapor almak için hastanın rahatsızlığı ile ilgili polikliniğe başvurması gerekir. Kişide farklı hastalıklar varsa bu hastalıklarla ilgilenen polikliniklere ayrı ayrı muayene olması gerekir. Muayene öncesinde Sağlık Kurulunda başvuru belgesi almalıdır. Muayene sonrasında bu belge kurula teslim edilir. Daha sonra kurul hastanın engel yüzdesini belirlemektedir. Rapor çıktığı zaman kurul SMS yolu ile bilgilendirme işlemi gerçekleştirmektedir.

    Engelliler için sağlık kurulu raporu nerelerde kullanılır?

    Engelliler  için  sağlık  kurulu  raporu;  engelli  aylığı,  evde bakım yardımı, bakım hizmetleri, özel eğitim, istihdam ve sağlık gibi alanlarda tanımlanmış hak ve hizmetlerden yararlanmak  için  gerekli  olan  belgedir.  Engelli  sağlık kurulu raporu, engelliler için düzenlenmiş vergi indirimleri, vergi muafiyetleri ve çeşitli alanlardaki indirimler için de kullanılmaktadır.

    Engelliler için sağlık kurulu raporu nereden alınmaktadır?

    Engelliler   için   sağlık   kurulu   raporu,   Sağlık   Bakanlığı tarafından  yetkilendirilmiş  hastanelerden  alınmaktadır. Yetkili hastaneler Sağlık Bakanlığı internet sitesinde yayımlanmaktadır.

     

    KAYNAK: https://www.aile.gov.tr/sss/engelli-ve-yasli-hizmetleri-genel-mudurlugu/engelliler-icin-saglik-kurulu-raporlari/

     

     

  • Mor Çatı Vakfı 2020 Faaliyet Raporunda Bazı Dikkat Çekici Başlıklar

    kurumlara başvurduğunda şikayetlerinin dikkate alınmaması, şiddet uygulayanla barıştırılmaya çalışılmaları, şiddet uygulayanların ceza davalarının sonuçlarının para cezasına dönüşmesi, cezaevine gittikten bir süre sonra af ile çıkılması sonucu kadınlar erkeklerin şiddet uygulamaktan geri durmadığını, şiddet uygulamalarına karşın herhangi bir caydırıcılık olmadığını aktardılar.

    Çocuklar, babaları tarafından şiddet aracısı olarak kullanıldı.

    2020 yılında çocuklarla yürütülen sığınak çalışmasında çocukların babaları tarafından sıklıkla şiddetin aracısı olarak kullanıldığı görüldü.

    Çocukların babaları tarafından; annelerini yumruklama, tekmeleme, tükürmeye zorlandıkları ve istediklerini yapmadıklarında şiddete maruz kaldıkları anlaşıldı.

    Evlilik içi tecavüz çok yaygın

    Kadınların birçoğu, evlilik içi tecavüzün yasalar nezdinde bir suç olduğunu düşünmedikleri ve evlilik ilişkisi içerisinde istenen bütün cinsel davranışlara olumlu yanıt verilmesi gerektiği gibi bir yaygın inanış olduğu için bunu öğrendiklerinde şaşırabiliyorlar.

    Şiddeti tanımlama konusundaki bilgisizlik

    Tokat atma, sarsma, eşya ile fiziksel gücü gösterme şeklinde şiddet yaşamalarına rağmen kadınların “öyle şiddet yok” diyerek yaşadıkları şiddeti görmezden gelip önemsizleştirebildikleri görüldü.

     

    2020 Faaliyet Raporu için tıklayınız; https://morcati.org.tr/faaliyet-raporlari/mor-cati-2020-yili-faaliyet-raporu/

  • Ailenin İşlevleri

    Ailenin işlevleri en genel anlamda; Biyolojik, Sosyal, Psikolojik ve Ekonomik olarak özetlenebilir.

    Biyolojik İşlev

    Aile, en temelde toplumun kendi varlığını sürdürebilmesi için neslin devamını sağlar. Eşlerin cinsel ihtiyaçları ailede sosyal olarak kabul edilebilir biçimde karşılandığı gibi, kuşakların sürekliliği de sağlanmaktadır. Ailenin üreme işlevine yönelik aile politikalarının kaynağı temel olarak iki konudan kaynaklanır. Bunlar sosyal ve teknolojik değişimdir.

    Sosyal değişim: Boşanma, yeniden birleşme-evlenmelerin artması ve evlilik dışı doğumlar ile çocuksuzluğun artması gibi konular sosyal değişmenin yarattığı aile politikası sorunlarına örnek olarak verilebilir.

    Teknolojik değişim: Doğal yöntemlerin yerine alan yeni yöntemlere yönelimin artması gibi durumların sosyal olarak nasıl düzenleneceği sorununu beraberinde getirmektedir.

    Sosyal İşlev

    Toplumsallaşma ailede başlar. Özellikle kültür aktarma yönünden toplumsallaşma önemlidir. Toplumsal norm ve değerlerin aktarımı ilk olarak ailede gerçekleşir. Ailede toplumsallaşma, çocuğa ilk eğitimi verme, rehberlik, çocuğun eylemlerine geribildirim vererek gerçekleşir. Bunun dışında, aile üyeleri rol modeli olarak da çocuğun toplumsallaşmasını sağlarlar.

    Psikolojik İşlev

    İnsanlar, özellikle bebekliklerinde çok uzun süreli bir bakım ve güvenliğe ihtiyaç duyar. Bu ihtiyaçların karşılanmasından birincil olarak aile sorumludur. Sağlıklı bir gelişim için gerekli olan birçok deneyim ve bilgi öncelikle aileden öğrenilir.

    Birey kendisini hem aile ve hem toplum içerisinde anlamlı ve değerli olarak algılamalıdır ki yaşamın devamını istesin. Bunun için de kendinin farkına varması gerekir ve bu farkındalığın kazanıldığı yer ailedir.

    Bireyin bir diğer psikolojik ihtiyacı ise güven ortamının sağlanmasıdır. Bu, aile bireylerinin her açıdan ama özelikle psikolojik açıdan güvende olduğu ve dışarıdaki tehlikelerin aile ortamına zarar vermeyeceği duygusunun temin edilmesidir. Bu ailedeki her bireyin ihtiyacıdır. Eğer birey kendisini, aile içinde güven ortamında olduğunu hissetmiyorsa, kolaylıkla aile dışına yönelir.

    Ailenin bir diğer psikolojik işlevi ise yakınlık ve dayanışma duygusunun sağlanmasıdır. Aile içinde, aileyi oluşturan bireyler arasında yakınlık ve dayanışma varsa bireyin dışarıda karşılaştığı stres getirici olumsuz durumlar ve olaylar yıkıcı ve yıpratıcı etkisini pek göstermez.

    Ekonomik İşlev

    Ailenin kendi ihtiyaçlarını karşılayacak üretim birimi oluşu bu işlevi ifade eder. Sanayileşmeyle birlikte aile bu işlevinden giderek uzaklaşmıştır.

    Günümüzde çekirdek aile ekonomik tüketim birimidir. Ekonomik ihtiyaçları karşılayacak üretim birimi artık ev dışındadır. Ekonomik eylemlerle ilgili iş, aile çevresinden ayrılmıştır. Ekonomik bir tüketim birimi olarak aile ihtiyaçlarını karşılayabilmek için dışarıya bağımlı olduğundan gelir elde etmek için geçmiştekine göre daha fazla aile üyesinin çalışması gerekmektedir. Bu da kadının çalışma hayatına girmesini ve çocukların bakımı sorununu beraberinde getirmiştir. Aile politikası açısından ebeveynlerin çalışma hayatının desteklenmesi önemli bir yer tutmaktadır.

     

    Kullanılan Kaynak;  Atatürk Üni. AİLE VE ÇOCUKLA SOSYAL HİZMET kitabı

    https://ets.anadolu.edu.tr/storage/nfs/SHZ306U/ebook/SHZ306U-16V1S1-8-0-1-SV1-ebook.pdf

  • Orman Yangınlarından Etkilenen Çocuklara Yardımcı Olmaya Yönelik Ailelere Tavsiyeler

    Orman Yangınlarından Etkilenen Çocuklara Yardımcı Olmaya Yönelik Ebeveyn Yönergeleri

    Orman yangınları, fiziksel zararın yanı sıra duygusal sıkıntıya da neden olur. İnsanlar sevdiklerinin öleceğinden veya yaralanacağından korkabilir. Aile üyelerinden ayrılma, tekrar bir araya gelmeden önce saatler veya günler geçebilir. Mahalleler ve topluluklar kısa sürede tahliyeye çağrılabilir ve insanları dakikalar içinde tahliye edilip edilmeyeceği, nereye gidileceği, ne zaman ayrılacağı ve yanlarında ne getirileceği gibi konularda önemli kararlar almaya zorlayabilir.

    İnsanlar evlerinin ve iş yerlerinin kurtarılıp kurtarılmadığını bilmeden günlerce barınaklarda yaşayabilir. Rutin bozulur ve kişinin güvenlik duygusu sarsılır. Aileler ve topluluklar tahliye, yerinden edilme, yer değiştirme ve yeniden inşa etme sürecinin biriken etkilerini hafife almamalıdır.

    Afet sırasında ve sonrasında, aileler sevdiklerinin yaralandığını öğrenebilir. Evlerin, evcil hayvanların, çiftlik hayvanlarının ve duygusal eşyalar dahil değerli eşyaların kaybı, üzüntü ve kırılganlık duygularını artıracaktır.

    Bir yangının kasıtlı olarak çıkarıldığı tespit edilirse, insanlar artan öfke ve suçlama ile boğuşurlar. Diğer travmatik olaylar gibi, orman yangınları da özel ihtiyaçları olan bireyler için özellikle zor olacaktır.

    Barınma, yiyecek, su, elektrik, ulaşım, iş, okul, çocuk bakımı ve günlük rutinlerle ilgili orman yangını sonrası sorunlar, yaşamı haftalarca veya aylarca bozabilir. İnsanlar evlerini, işlerini veya işlerini kaybettiklerinde maddi sıkıntılar yaşarlar. Sivil toplum kuruluşları ve kamu kurumlarından veya sigorta şirketlerinden afet yardımı isterken yeterli bilgiye sahip olmayabilirler.

    Tüm bu durumların bir veya birden fazlası yaşandığı takdirde, yangınlardan aylar sonra bile stres belirtileri ortaya çıkabilir.

    Çocukların orman yangınlarına ve sonrasındaki tepkileri, ebeveynlerinin, öğretmenlerinin ve diğer bakıcıların olaylar sırasında ve sonrasında nasıl başa çıktıklarından güçlü bir şekilde etkilenir.

    Bilgilenme, rahatlama ve yardım ihtiyacı için genellikle bu yetişkinlere başvururlar.

    Aşağıda ebeveynlerin çocuklarında görebilecekleri yaygın tepkiler yer almaktadır. Bunlar genellikle zamanla azalır, ancak bu tepkilerin muhtemel olduğunu bilmek, çocuğunuza yardım etmeye hazır olmanıza yardımcı olabilir.

     

    Ortak Tepkiler

    Kendinin ve başkalarının (evcil hayvanlar dahil) güvenliği konusunda endişe, korku ve endişe duyguları ortaya çıkabilir. Çocuklar, aile üyelerinden ayrılma konusunda artan korku ve endişelere sahip olabilirler.  Küçük çocuklar ebeveynlere, kardeşlere veya öğretmenlere daha fazla yapışabilirler.

    Orman yangınlarının yayılması veya yenilerinin başlaması korkusu artabilir.

    Orman yangınlarını hatırlatan durumlar ve nesneler stresi artırabilir.  Örneğin, yanık kokusu, siren veya helikopter sesleri, yanmış arazi ve binalar gibi…

    Konsantrasyon düzeyinde azalma, artan kızgınlık hali, artan fiziksel şikayetler, Olağan aktivitelere ilgi eksikliği, Küçük çocuklarda bebek gibi konuşma, yatak ıslatma, öfke nöbetleri gibi durumlar ve ergenlerde alkol-madde bağımlılığı, kendine zarar verme davranışları gibi yüksek riskli davranışlarda artış gözlenebilir.

    Çocuğuma Nasıl Yardımcı Olabilirim?

    Çocuğunuzla konuşarak vakit geçirin. Bu, çocuğunuzun soru sormasının ve endişelerini ifade etmesinin uygun olduğunu bilmesini sağlayacaktır. Orman yangınları sırasında ve sonrasında sürekli değişen durumlar söz konusu olduğundan, çocukların birden fazla konuda soruları olabilir. Konuların birden fazla kez tartışılması gerekebilir. Esnek kalmalısınız ve tekrarlanan ve yeni soruları yanıtlamaya ve açıklamalar sağlamaya açık olmalısınız. Aniden tahliye etmek zorunda kalırsanız, çocuğunuza nereye gittiğinizi kısaca belirttikten sonra, güvenli alana vardığınızda  sorularına cevap vereceğinizi söyleyebilirsiniz.

    Soruları kısaca ve dürüstçe yanıtlamalısınız, ancak tartışılan konu hakkında çocuklarınıza fikir ve görüşlerini de sormalısınız.

    Kendim İçin Yapabileceğim Şeyler

    Beslenme, uyku, egzersiz ve tıbbi bakımdan yararlanmak dahil olmak üzere kendinize iyi fiziksel bakım yaptığınızdan emin olun.

    Ebeveynler ve diğer bakıcılar bu süre zarfında birbirlerine destek sağlamalıdır. Bu nedenle birbirinizi dinlemekten kaçınmayın.

    Önemli kararları erteleyin. Bu stresli orman yangını sonrası dönemde yaşamı değiştiren gereksiz kararlar vermekten kaçının.

    Kendinize bir mola verin. Temizlik faaliyetlerini aşırıya kaçmamaya çalışın. Bu faaliyetler, ağır eşyaları kaldırmayı veya uzun süre çalışmayı içerebilir. Bu tür işleri yaparken ölçülü olmak yaralanmayı azaltabilir.

    Çocuğum İçin Yapabileceğim Şeyler

    Rol model ol. Afet sırasında ve sonrasındaki hayat koşullarındaki değişiklikler çocuklar için son derece stresli olabilir. Durumları nasıl ele alacaklarına dair ipuçlarını ebeveynlerinden alacaklardır. Kaotik zamanlarda sakin davranışları modellemek önemli olacaktır.

    Çocuklarınızı cesaretlendirin. Çocukları uygun dinlenme, egzersiz ve diyete teşvik ederek kendilerine bakmalarına yardımcı olun. Sakin ve fiziksel aktiviteler arasında bir denge olduğundan emin olun.

    Çocuklara güvende olduklarına veya güvenlikleri için sahip olduğunuz planlara dair güvence verin. Bunun bir orman yangını sırasında ve sonrasında birçok kez tekrarlanması gerekebilir. Çocuklarınızla ekstra zaman geçirmeli ve bağlantıda kalmalısınız. Oyun oynamak, birlikte okumak ya da sadece sarılmak fark etmez. Çocuklara sevildiklerini mutlaka söyleyin.

    Rutinleri koruyun. Kaos ve değişimin sisi içinde bile, çocuklar yapı ve rutin ile kendilerini daha güvende ve güvende hissederler. Mümkün olduğunca günlük rutinlere bağlı kalın (yemek zamanları, yatma zamanı vb. dahil).

    Beklentileri koruyun. İyi davranış ve başkalarına saygı gibi aile kurallarına bağlı kalın.

    Medyaya maruz kalmayı sınırlayın. Çocuğunuzu, gazetelerdeki, internetteki veya televizyondakiler de dahil olmak üzere orman yangınlarının manzaralarına ve görüntülerine aşırı maruz kalmaktan korumanız önemlidir.

    Telefon hizmeti kesintiye uğrayabileceği için iletişim zorlaşacaktır. Çocuklarınıza, arkadaşlarının ebeveynlerinin, onlara sizin tarafınızdan bakıldığı gibi baktığına dair güvence verin.

    Çocukları yardım etmeye teşvik edin. Çocuklar, yardım ettiklerini hissettiklerinde daha iyi iyileşir ve baş ederler. Orman yangını sonrasında katkıda bulunabilecekleri fırsatlar bulun. Temizlik veya aile etkinlikleriyle ilgili küçük görevler verin. Çocuklar temizlik faaliyetlerinde vakit geçirdikten sonra, orman yangınları ile ilgili olmayan faaliyetler sağlayın. Bu, oyun oynamayı, kitap okumayı, kart oynamayı vb. içerebilir.

    Sabırlı ol. Çocukların bu zamanlarda biraz daha sabra ve ilgiye ihtiyacı olabilir. Daha fazla dikkatleri dağılmış olabileceğinden, okul oturuma girdikten sonra ek hatırlatıcılara veya ev işleri veya ev ödevleriyle ilgili ekstra yardıma ihtiyaç duyabilirler.

    Yatmadan önce destek verin. Çocuklar, özellikle yatmadan önce ebeveynlerinden ayrıldıklarında endişeli olabilirler. Öncelikle kitap okumak gibi aktivitelerle çocuğunuzla yatma saatinde daha fazla zaman geçirmeye çalışın. Küçük çocukların sizinle yatması için geçici bir düzenleme yapmak sorun değil, ancak belirli bir tarihte normal uyku düzenlemelerine geri dönecekleri anlayışıyla.

    Yetişkin konuşmalarını izleyin. Yetişkin konuşmaları sırasında orman yangınları ve sonrasında neler söylendiğinin farkında olun. Çocuklar duyduklarını yanlış yorumlayabilir ve anlamadıkları bir konuda gereksiz yere korkabilirler.

    Profesyonel yardım alın. Çocuklar orman yangınlarından sonra altı haftadan daha uzun süre zorluk yaşarlarsa, ebeveynler değerlendirme için bir ruh sağlığı uzmanına danışmalıdır.

    Her şeyi umutlu tutun. En zor durumlarda bile, bazı olumlu yönleri belirlemek ve gelecek için umutlu olmak önemlidir. Olumlu ve iyimser bir bakış açısı, çocukların çevrelerindeki dünyadaki iyi şeyleri görmelerine yardımcı olur. Bu bakış açısı, en zorlu zamanlardan bile geçmelerine yardımcı olmanın bir yolu olabilir.

    KAYNAK: The National Child Travmatic Stress Network https://www.nctsn.org/

  • PLANLI MÜDAHALE SÜRECİ NEDİR?

    Planlı müdahale süreci; müracaatçı ile temas kurulan ilk andan planlanan, müracaatçının içinde bulunduğu sistemin değerlendirildiği, sorunlarının ve ihtiyaçlarının tespit edildiği, müracaatçının da katılımı sağlanarak sorunlarının
    üstesinden gelebilmesi için toplumdaki kaynakların ve hizmetlerin harekete geçirildiği bir değişim sürecidir.

    Planlı müdahale süreci, tanışma, ön değerlendirme, planlama, uygulama, son değerlendirme, sonlandırma ve izleme olmak üzere 7 aşamadan oluşmaktadır.

    Tanışma
    Tanışma aşaması, sosyal hizmet uzmanının ve müracaatçının ilk iletişime geçtiği aşamadır. Tanışma aşamasının ilk amacı, bireylerin kaygılarını anlayarak, rahat ve güvende hissetmelerini sağlamaktır. Tanışma aşaması, sosyal hizmet uzmanı ve müracaatçının ilk karşılaşması olduğu için sosyal hizmet uzmanı olabildiğince, bilgili, anlayışlı, hazırlayıcı ve kolaylaştırıcı olmalıdır Aynı zamanda da bireyleri sorgulayıcı bir tarzda iletişim kurulmaması gerekmektedir.

    Ön değerlendirme

    Ön değerlendirme, bir kişinin veya durumun anlaşılması ya da sorunun çözülmesi ya da en aza indirilmesi için işin doğasını, nedenini, gelişimini ve yönünü belirleme sürecidir.

    Bu aşamaya başlamak için müracaatçı sisteminin açık bir şekilde tanımlanması gerekmektedir. Vakaya bütüncül bir bakış açısıyla yaklaşılmalıdır. Bu aşamada bireylerin yaşam öyküleri alınmaktadır.

    Planlama
    Planlama aşaması, ön değerlendirme ve müdahale aşamalarının arasında arasındadır. Planlama aşamasında bireyin yaşadığı sorunları atlatabilmesi için hedefler belirlenerek yapılması gerekenler tespit edilmektedir. Bu tespitleri yaparken ve hedefler öncelik sırasına göre belirlenirken müracaatçının da bu sürece katılımı ve isteği önemlidir. Bu aşamada müracaatçının güçlü yönlerinin ortaya çıkarılması, sorunların çözümü konusunda avantaj sağlamaktadır.

    Müracaatçı ile sözleşmenin hazırlanması, müdahale sürecinde yapılacakların yazılı hale getirilmesi anlamına gelmektedir.  Müracaatçı ile sözleşmenin hazırlanması, planlama aşamasının tamamlanmasıdır.

    Uygulama

    Müracaatçılar ve sosyal hizmet uzmanları amaçlarını gerçekleştirmek için birlikte hazırladıkları planı yaşama geçirmektedir. Ancak sosyal hizmet uzmanının, etkili bir mesleki müdahalede bulunabilmesi için öncelikle müracaatçının bulunduğu yerden başlaması gerekmektedir. Uygulama sürecinde meydana gelen gelişme sürekli olarak izlenmeli ve mikro, mezzo ve makro düzeyde değerlendirilmelidir.

    Belirlenen sorunlar ve hedeflenen çözümlerin sağlanabilmesi için ilgili kaynaklar ve sosyal destek sistemleri, müracaatçı yararı gözetilerek harekete geçirilmektedir.

    Son Değerlendirme

    Son değerlendirme aşaması, bireylerin amaç ve hedeflerine ne derece ulaşabildiğinin ölçülmesi veya değerlendirilmesidir. Son değerlendirme aşamasında, müracaatçıda değişimin gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği de değerlendirilmektedir. Hangi amaç ve hedeflere ulaşılamadığı, ulaşılamama nedeni ve çözüm yolları
    değerlendirilmektedir.

    Sonlandırma

    Sonlandırma aşaması, sosyal hizmet uzmanları ile müracaatçılar arasındaki çalışma ilişkisinin sonudur. Sonlandırma, plana uygun olarak, ya da beklenmedik bir biçimde, başarılı ya da başarısız olabilir.

    Bir müdahale sürecinin başarılı bir şekilde sonlandırılabilmesi için çalışmanın ne zaman bitirileceğine müracaatçı sistemi ile birlikte karar vermek ve yaşanacak duygusal aktarımları ele almak gerekmektedir. Hedeflenen ve belirlenen aşamalar ile ilgili amaçların gözden geçirilmesi gerekmektedir.

    İzleme

    İzleme; müdahalenin tamamlanmasından sonra müracaatçının içinde bulunduğu durumun bazı açılardan yeniden incelenmesidir.

    İzlemenin temel amacı, müracaatçıların müdahale sürecindeki kazanımlarını koruyup korumadığını belirlemektir.

     

    Planlı Müdahale Aşamalarını Gösteren Tablo

    Kullanılan Kaynaklar;

    https://cdn-acikogretim.istanbul.edu.tr/auzefcontent/20_21_Guz/cocuk_genclik_ve_sosyal_hizmet/14/index.html

    https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/626190#:~:text=Planl%C4%B1%20m%C3%BCdahale%20s%C3%BCreci%2C%20tan%C4%B1%C5%9Fma%2C%20%C3%B6n,olmak%20%C3%BCzere%20yedi%20a%C5%9Famadan%20olu%C5%9Fmaktad%C4%B1r.&text=%C3%96n%20de%C4%9Ferlendirme%2C%20bir%20ki%C5%9Finin%20veya,s%C3%BCrecidir%20(Barker%2C%201999).

  • Kohlberg’in Ahlak Gelişim Kuramı

    Kohlberg, ahlaki gelişim kuramında, ahlaki yargının insan yaşamındaki işlevi çerçevesinde incelenmesi gerektiğini vurgular. Kolhberg’in ahlak gelişimi kuramı, Piaget’nin kuramının yeniden incelenmesi, yeniden adlandırılmasıdır. Kohlberg de Piaget gibi çocuk ve yetişkinlerin belirli durumlarda davranışları nasıl yorumladıklarını incelemiştir. Piaget ahlaki gelişimi bir inşa süreci; Kohlberg ise evrensel ahlaki ilkelerin keşif süreci olarak görmektedir. Ayrıca Piaget, anlattığı öykülerde eylem ve düşünce arasında bir ayrım gözetmezken, Kohlberg deneğin zihnindeki çatışmaları anlamaya yönelik varsayımsal öyküler anlatmaktadır. Bu amaçla çocukların ve yetişkinlerin ahlaki ikilemlerini kapsayan belli durumlar vererek onlara bu durumlarda nasıl tepkide bulunacaklarını sorarak yürütmüştür.

    Kohlberg, değişik yaş grupları ve sosyoekonomik düzeylerdeki bireylere değişik öyküler verdikten sonra öyküde anlatılan durum ile ilgili karar vermelerini ister. Verilen kararın doğru ya da yanlış olması önemli değildir. Önemli olan bireyin öyküde anlatılan soruna çözüm bulurken kullandığı gerekçeler ve yaptığı değerlendirmelerdir.

     

    Kohlberg’in kullandığı ahlaki ikilemler şu şekildedir;

    Örnek Durum 1: Avrupa’da bir kadın, az görülen kanser hastalığının bir türü nedeniyle ölmek üzeredir. Bu kentte bulunan bir eczacı onu kurtarabilecek ilacı bulmuştur. Ancak ilaç için 2000 dolar istemektedir. Bu fiyat, ilacın maliyetinin 10 katıdır. Hasta kadının kocası Heinz herkesten borç alarak ancak 1000 dolar toplayabilir. Heinz, eczacıya karısının ölmek üzere olduğunu söyleyerek ilacı biraz ucuza satmasını ya da daha sonra kalanını ödemesine izin vermesini ister. Eczacı: “Bu ilacı ben buldum ve para kazanmak istiyorum” diyerek teklifini geri çevirir.

    Bunun üzerine Heinz, eczaneye gizlice girip ilacı çalar. Bu durumda hasta kadının eşi ne yapmalıdır? Neden?

    Örnek Durum 2: Joe’nun babası, Joe 50 dolar kazanırsa onu kampa götüreceğine dair söz vermiştir. Ancak fikrini sonradan değiştirmiş Joe’dan kazandığı parayı kendisine vermesini istemiştir. Joe da 10 dolar kazandım diye yalan söylemiş ve 40 doları kampta kullanmak üzere kendisine ayırmıştır. Joe kampa gitmeden önce kardeşi Alex’e yalan söylediğini ve kazandığı para miktarını söylemiştir. Bu durumu Alex babasına söylemeli midir?

    Kohlberg, yukarıdaki ve benzer durumlar için aldığı cevapları sınıflayarak, bireylerin 6 yargı aşaması geçirdiklerini belirtmektedir. Bu 6 aşama ise 3 dönem içinde yer almaktadır.

    Bu üç dönem, çocuk ya da yetişkinin “ahlaki davranış” ya da “doğru olarak neyi algıladığı ve bunu nasıl belirlediği” kriterine göre sıralanmıştır. Diğer dönem kuramlarında olduğu gibi, her bir dönem, kendinden öncekine dayanmakta kendinden sonraki döneme ise temel oluşturmaktadır. Aynı kişi, aynı durum, aynı zaman ve durumlarda bir aşamada davranış gösterirken bir başka zaman ve durumda da başka bir aşamada davranış gösterebilmektedir.

    Kohlberg’e Göre Ahlak Gelişim Düzeyleri

    1. Gelenek Öncesi Dönem

    Bu düzey, Piaget’in “dışsal kurallara bağlılık” döneminin özelliklerini içine alır. Bu düzeydeki çocuk, kültür içinde kabul edilen iyi ve kötü ölçütlere göre davranır.

    1.1. Aşama, Ceza ve İtaat Eğilimi

    Bu dönemde kurallar, başkaları tarafından konur. Çocuklar, sadece otoriteye uyar ve cezalandırılmaktan kaçınır. Genellikle olayların dış görünüşüne ve ortaya çıkan zararın büyüklüğüne bakarak karar verirler. Onlar için olayların gerisinde nedenler önemli değildir. Etkinliğin fiziksel sonuçları, etkinliğin kötü ya da iyi olduğunu belirler. Örneğin bir çocuk annesine yardım ederken tabakları istemeden kırmıştır. Diğeri ise annesinden izinsiz şeker alırken şekerliği düşürüp kırmıştır. Bu dönemdeki çocuklara hangisinin suçlu olduğu sorulduğunda tabakları kıran çocuğun daha suçlu olduğunu belirtmişlerdir.

    1.2. Aşama, Saf Çıkarcı Eğilim

    Bu aşamada çocukların sadece kendi istekleri ve gereksinimlerinin karşılanması önemlidir. Diğer bireylerle olan ilişkilerinde onların gereksinimlerinin de farkındadırlar; fakat yine de kendi çıkarları ön plandadır. Çıkarcı bir biçimde başkalarının gereksinimlerini de dikkate alır. Somut değişime dayanan adil alışverişler yapmaktadır. Göze göz, dişe diş anlayışı vardır. “Her şey karşılıklıdır” inancına sahiptir. Maddi eşitlik ilkesi, bu dönemde adalet anlayışının en belirgin göstergesidir. “Bana bir şey yap, ben de senin için bir şey yaparım” anlayışı vardır.

    2. Geleneksel Dönem

    Bu dönemdeki çocuklar, diğer insanların beklentilerine; özellikle de özdeşleştikleri özel insanları ve genel toplumsal düzenin beklentilerine uymak isterler. İçinde bulundukları grubun gereksinimlerini bazen kendi gereksinimlerinden üstün tutarlar ve grubun isteklerine uygun davranmaya özen gösterirler. Sosyal düzeni destekleme ve sadakat önemlidir.

    2.1. Aşama, Kişiler Arası Uyum

    Kendi akran grubuyla iş birliği içindedir. Ait olduğu grubun kurallarına uygun davranırlar. İyi çocuk olarak başkaları tarafından onaylanmak isterler. Başkalarına iyi davranma, yardım etmek onları mutlu eder. Benmerkezciliğin azalması ve somut işlemler dönemine girilmesiyle çocuk, olayları başkaları açısından görebilme özelliğini kazanır. Çevresinde bulunanların hissettiklerini de dikkate alır.

    2.2. Aşama, Kanun ve Düzen Eğilimi

    Bu dönemde doğru davranış, sosyal düzene ve otoriteye uygun olarak kişinin görevini yerine getirmesidir. Artık akran gruplarının kurallarının yerini, toplumsal kurallar ve kanunlar almıştır. Kanunlara hiç sorgulanmaksızın uyulmalıdır. Uymayanlar ise kesinlikle hoş görülmezler. Yetişkinlerin çoğunun bu dönemde olduğu varsayılır.

    3. Gelenek Sonrası Dönem

    Birey, izlemek istediği ahlak ilkelerini başkalarında ve otoriteden bağımsız olarak seçer. Ahlak gelişiminin son iki aşaması bu düzeyin kapsamındadır.

    3.1. Aşama, Sosyal Sözleşme Eğilimi

    Genellikle temel hak ve özgürlükler göz önüne alınarak konmuş olan yasa ve kanunlara uymak çok önemlidir. Toplumsal kuralların ve değerlerinin göreceli olduğunu düşünerek bunları eleştirici bir şekilde incelerler. Kanunların demokratik olarak değiştirilebileceği ilkesine sahiptirler. Bu dönemde insan hakları, özgürlük gibi kavramlar bireyin değerler sisteminde önemli yer tutar.

    3.2. Aşama, Evrensel Ahlak İlkeleri Eğilimi

    Ahlaki gelişim açısından ulaşılabilecek son noktadır. Birey, ahlak ilkelerini kendisi seçip oluşturur ve bunlara uygun davranır. Burada bireyin benimsediği ahlak ilkeleri; insan hakları, bütün insanların eşitliği, adalet gibi soyut ve evrensel düzeyde ahlak ilkeleridir. Bu ilkeler, genellikle demokratik toplumlarda uygulanan kanun ve yasalarla uyumludur.

    Kohlberg modelinin önemli yönü, her bir dönemin iki unsurunun nasıl etkileştiğidir. Her bir dönemde ahlakî kararın nasıl alındığına ilişkin bir bakış açısı söz konusudur. Örneğin ilk evredeki çocuk benmerkezcidir ve bütün durumlara kendi açısından bakar. Geliştikçe çocuk, başkalarının bakış açısı nedeniyle ya da toplum için bir bütün olarak hangisinin en iyi olduğunu ikilemini yaşar. Bu alandaki ilerlemelerin bireyin bilişsel gelişimine ve biyolojik temele bağlı olduğu düşünülür. Ayrıca, çocuğun ahlâkî durumlarla ilgili deneyimlerinden oldukça etkilenen ahlaki unsur ile de desteklenir. Böylece Kohlberg kuramı ahlaki gelişimin, bilişsel yetenekler ile ahlaki konular ile ilgili yinelenen olayların birleşiminden ortaya çıkması konusunda Piaget’in kuramıyla benzerlik gösterir.

    Kohlberg’in ahlaki düşünce dönem modeli, çocuklar başkaları ile birlikte karar alma işlemlerine katıldıklarında ve fikir alışverişinde bulunduklarında gerçekleşen rol oynama olanaklarına önem vermektedir.

    Kohlberg’e göre ahlaki bir problemle karşılaşan bireyin getirdiği çözümler aşağıdaki gibidir.

    Konulan kurallara göre savunmak (haklı çıkarmak) örneğin: İlacı çalmamalısın. Çünkü hırsızlık yapmak iyi bir şey değildir.

    Kararın maddi sonuçlarına göre savunma yapmak

    Uyum sağlamak açısından savunma yapmak

    Adalet, eşitlik ve yaşamın değeri açısından haklı çıkarmak

    Kohlberg, son düzey olan gelenek sonrası düzeye ulaşma yaşının 14 olduğunu belirtmiştir. Ancak yapılan araştırmalar yetişkinlerin tümünün gelenek sonrası düzeye ulaşmasının mümkün olmadığını göstermektedir. Kohlberg ve Piaget’nin görüşleri birleşmekte ve olgunlaşmanın yanı sıra geçirilen çevresel yaşantıların da ahlak gelişimi üzerinde etkili olduğu ortaya çıkmaktadır.

    Kaynak:

    2011 MEB basımı “Ahlak Gelişimi” kitapçığı

    http://www.megep.meb.gov.tr/mte_program_modul/moduller_pdf/Ahlak%20Geli%C5%9Fimi.pdf

  • AFETLER VE SOSYAL HİZMET

    AFET NEDİR?

    Doğal, insan kökenli veya teknolojik kaynaklı bir olayın, insanların normal faaliyetlerini ve hayatın doğal akışını kesintiye uğratmak veya durdurmak suretiyle etkilemesidir.

    ACİL DURUM NEDİR?

    Anında müdahale ya da reaksiyon gerektiren, beklenmeyen ve ciddi olay ya da durumdur. Yaralanma, kalp krizi, mahsur kalma, yangın, ev ve iş kazaları ya da trafik kazaları gibi birçok durum, olayın ciddiyetine göre acil durum olarak değerlendirilebilir ve polis, itfaiye, sağlık ekibi gibi acil durum servislerinin müdahalesini gerektirebilir.

    SOSYAL HİZMET NEDİR?

    Bireylerin refahını, problem çözme ve baş etme kapasitelerini artırmaya çalışan, insanların sorunlarına çözüm üretmek ve ihtiyaçlarına yanıt verebilmek adına onları kaynaklarla buluşturan, sosyal politikaların geliştirilmesi sürecinde katkıda bulunan, etkili ve insancıl yapıdaki sistemli ve programlı hizmetler bütününü ifade etmektedir.

    AFETLERİN SONUÇLARI

    Afet sonrası bireyler; evlerini kaybetme, sağlık sorunları yaşama, aile üyelerinin vefatı veya yakınlarının ölümü ile yas süreci içerisine girme, afet sırasında yaralanarak engelli olma, işsiz kalma, maddi kazanç sağlanamamasına bağlı olarak yoksullukla mücadele etme gibi durumlarla karşı karşıya kalabilmektedir.

    Temel misyonu bireyin iyilik halinin sağlanması olan sosyal hizmet meslek ve disiplinine afet sahasında çalışma noktasında pek çok işlev yüklenmektedir.

    AFET ÖNCESİNDE SOSYAL HİZMET UZMANLARI

    Bireylere olası afet durumlarına yönelik eğitimler vermek,

    Afet alanına yönelik hizmet sunabilecek STK kapasitelerinin güçlendirilmesi için çalışmalar yürütmek,

    Kamuoyunun afetlere ilişkin bilinç geliştirmesine yönelik çalışmalar yürütmek, Afetten korunmaya yönelik olan risk yönetimi çalışmalarını organize etmek,

    Sosyal hizmet kuruluşlarının afet öncesi; değerlendirme, zarar azaltma, planlama ve hazırlık süreçlerine katılma sorumluluğunu artırmak gibi rol ve işlevlere sahiptir.

    AFET SIRASINDA SOSYAL HİZMET UZMANLARI

    Sosyal yardım sağlama ve vakalara ulaşma konusunda mesleki çalışmaları gerçekleştirmek, insanlar için yardım kaynaklarına erişimi kolaylaştırmak,

    Afet mağduru bireylerin barınma ve temel ihtiyaçlarının karşılanması noktasında etkin rol üstlenmek; savunmasız ve dezavantajlı grupların öncelikli olarak koruma ve bakım altına alınmasını sağlamak,

    Travmatik bir durum esnasında, bireyi travma öncesi işlevselliğine döndürebilmek için psikolojik ilk yardım olarak görülen kriz müdahalesini uygulamak gibi rol ve işlevlere sahiptir.

    AFET SONRASINDA SOSYAL HİZMET UZMANLARI

    Afet sonrası çalışmalarını bireylerin ve toplumun ruh sağlığını iyileştirmek ve geliştirmek üzerine kurgulamak,

    Bireylerin afet sonrasında karşılaşabilecekleri problemlere yönelik olarak bireyleri güçlendirmek,

    Savunmasız ve dezavantajlı gruplara yönelik; psikososyal destek, yas danışmanlığı sağlamak, afetzedeler için çeşitli tedavi türleri ve terapötik müdahaleler uygulamak ya da hastaları terapistlere-terapötik merkezlere yönlendirmek,

    Bireylerin, ailelerin, grupların ve toplulukların dağılmasını önlemek gibi rol ve işlevlere sahiptir.

     

    Yararlanılan Kaynaklar; TDK, AFETLER VE SOSYAL HİZMET MAKALESİ-Doç. Dr. Taner ARTAN* Arş. Gör. Aydın Olcay ÖZKAN**

    https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1082684

     

  • Flört Şiddeti Nedir?

    Flört şiddeti, romantik bir ilişkideki bir partnerin diğer partner üzerinde güç kullanması ve istismar etmesidir. İstismar eden taraf her cinsten olabilir.
    Sevgili ilişkisindeki istismar her zaman gözle görülür olmayabilir ve fiziksel bir temele dayanmayabilir. Temelde istismar eden partner sadece kendi ihtiyaçlarının karşılanması için kurban olan partneri tehdit ve güç yoluyla kontrol etmeye çalışır. Birçok durumda istismar eden partner istismar ettiğinin ve sevgilisine flört şiddeti uyguladığının farkında olmayabilir. Aynı şekilde flört şiddetinde kurban olan taraf, ilişkide neler olduğunun ve kendisine flört şiddeti uygulandığının bilincine varmayabilir. Bireysel sınırları netleştirmek ve sağlıklı bir ilişki ile ilgili bilinçlenmek flört şiddetini önlemenin yollarıdır.

    Flört şiddeti, birkaç farklı şekilde oluşabilir. Fiziksel şiddet daha objektif ve gözle görülebilir olduğu için tespit etmek daha kolaydır. Duygusal açıdan uygulanan flört şiddetini tespit etmek daha zor olabilir. Ancak duygusal şiddetin kurban üzerindeki etkisi fiziksel şiddetten daha fazla olabilmektedir.

    Flört Şiddeti Çeşitleri:
    1. Fiziksel flört şiddeti, sevgilinin senin bedenine kasıtlı olarak zarar vermesidir. Sevgilinin sana vurması, tokat atması, yumruk atması, bir eşya fırlatması, bıçak ya da silah çekmesi, seni itmesi, tekmelemesi, ısırması, saçını çekmesi fiziksel şiddet örnekleridir.

    2. Cinsel flört şiddeti, sevgilinin seni cinsel birliktelik veya yakınlık yaşamak için zorlaması, cinsellik konusunda “hayır”ı kabul etmemesidir. Sevgilinin istemediğin halde seni öpmesi ve sana dokunması, sen alkol veya madde etkisi altındayken ya da bilincin yerinde değilken seninle cinsel birliktelik kurması, cinsel birliktelik sırasında, öncesinde veya sonrasında sana karşı küçümseyici ve kaba bir tutum sergilemesi, doğum kontrol yöntemlerini kullanmaması veya senin kullanmana izin vermemesi cinsel şiddet örnekleridir.

    3. Psikolojik flört şiddeti, sevgilinin sende korku uyandıracak, senin kendine olan güvenini ve saygını zedeleyecek biçimde konuşması ve davranmasıdır. Sevgilinin sana isim takması, bağırması, iftira, hakaret veya küfür etmesi, ne yapman ve ne giymen gerektiğini söylemesi, seni başkalarının önünde küçük düşürmesi, tehdit etmesi, kötülemesi ve ismini karalaması, suçlaması, yıkıcı bir biçimde eleştirmesi, “koruma altına alma” bahanesiyle yönlendirmesi, sırlarını başkalarına söylemesi psikolojik şiddet örnekleridir.

    4. Dijital flört şiddeti, sevgilinin teknolojik araçları seni kontrol etmek için kullanması, bu araçlar aracılığıyla seni tehdit etmesidir. Sevgilinin sosyal medya hesaplarının şifrelerini istemesi ve kontrol etmesi, sosyal medyada kimlerle arkadaş olabileceğine karar vermesi, resim ya da video göndermek için seni zorlaması, telefonunu veya bilgisayarını karıştırması, sürekli mesaj atması ve hızlı bir yanıt beklemesi dijital şiddet örnekleridir.