Yazar: admin

  • BAĞLANMA VE YUNAN MİTOLOJİSİNDEKİ ENSEST VAKALARI

     

    Yunan mitolojisine de konu olan mutsuz bir ilişki yaşıyorsanız, sürekli başarısız ilişkilere takılıp kalmış gibi hissediyorsanız, doğru ilişkiyi bir türlü bulamamışsanız, sorunun kendinizden kaynaklandığını düşünüyorsanız bunun nedeni bağlanma stiliniz olabilir. Doğumumuzdan itibaren mizacımızın şekillenmesinde rol alan ebeveynlerimizin bizlerle nasıl bir bağlanma stilini benimsediklerini görebilmemiz için önce bağlanma kuramlarını inceleyelim. Üç tür bağlanma kuramı vardır:

    • Güvenli Bağlanma

    Çocukluğunuzda tüm ihtiyaçlarınız karşılanmış, ebeveynleriniz güvende olduğunuzu, iyi bakıldığınızı hissetmeniz için ihtiyaçlarınıza karşı özenli ve duyarlı davranmışsa sonucunda kendinizi yakınlık ve samimiyet duygularında rahat hisseden biri olursunuz.

    • Kaçıngan Bağlanma

    Ebeveynleriniz muhtemelen uzak, soğuk ve tepkisiz ise bunun sonucunda daha bağımsız ve kendine güvenen, değişken insanlara bağlanmak istemeyen biri olursunuz.

    • Kaygılı Bağlanma

    Ebeveynleriniz ihtiyaçlarınızla ilgilenme konusunda tutarsız ise bunun sonucunda, ihtiyaçlarınızın karşılanması için savaşan biri olursunuz.                                                                                                                                                                                                               Yunan mitolojisinde de göze çarpan ensest vakalarını bağlanma kuramlarıyla ele almak istedim. Konu edebiyatı ve psikolojiyi harmanlar nitelikte olduğundan gerçek hayatta karşılaşabileceğimiz konunun tatsızlığını gölgeleyip olayı doğaüstü bir hale sokuyor. Yunan mitolojisinin soyağacını incelediğimizde hemen hemen her kuşakta ensest vakasına rastlamak mümkün. Zeus-Hera, Kronos-Rhea, Coeus-Phoebe, Pleione-Atlas, Oceanus-Tethys, Gaia-Ouranes bunlardan en bilinenleridir.

    Ensest vakasının bu kadar sık rastlanmasının sebeplerinden biri de Pagan inancından geldiği söylense de direkt olarak bağlanma kuramları etkilidir. Bilindiği üzere 12 Tanrı-Tanrıça iktidarında olan Olimpos şehrinde güç ve iktidar her şeydir. Başa geçmek için savaşan kardeşler, kuzenler ve hatta ebeveyn-çocuk çatışması, kanlı biten savaşlar vardır. Böylenesine bir ortamda güvenli bağlanmadan bahsetmek söz konusu bile değildir. Kaçıngan ve kaygılı bağlanmaya sebep olan yaşam tarzları aile bağları arasında oluşsan çarpık ilişkileri beraberinde getirirken bunun sonucu olan ensest vaka yaygınlığının köküne inmiş oluyoruz.

     

    Tüm bu çözümlemelere ulaştığımız süre boyunca Olimpos dağlarında bir Sosyal Hizmet Uzmanının yokluğunu nasıl da hissediyoruz… Hâl böyle olunca ne kadar iktidar hırsı benliğimizi kaplasa da oluşan sorunlara tampon etkisi görecek çareler aranmalı, toksik ebeveyn davranışlarına maruz kalan çocuklar için gerekli tedbirler alınmalıdır. Brene Brown’un da dediği gibi “Her şeyi yalnız yapmak zorunda değiliz. Hiçbir zaman yapmak zorunda olmadık.”

     

     

     

    Çiğdem Buldu

    Sosyal Hizmet Öğrencisi

     

     

     

    KAYNAKÇA

     

    https://www.youtube.com/watch?v=TjeZeUBk3PE&t=399s

    http://www.antiktarih.com/2018/09/24/yunan-mitolojisi-tanrilari-soyagaci/

    https://www.dbe.com.tr/Yetiskinveaile/tr/news/baglanma-stili-nedir-ve-neden-onemlidir/

    https://tr.wikipedia.org/wiki/Atlantis

    https://hthayat.haberturk.com/anne-baba/haber/1040839-toksik-anne-babalari-tanimanin-yollari

  • İLİŞKİ BAĞIMLILIĞI

     

    İLİŞKİ BAĞIMLILIĞI

    Konunuzla ilişkili bağımlılık alanını tanımlayarak, dünyadaki ve Türkiye’deki boyutlarını, neden, kimler için risk faktörü olduğunu, sosyal alanla nasıl ilişkilendiğini açıklayın.

    “İlişki bağımlısı” terimi ilk kez, alkolik ailelere üye bireylerde kullanılmaya başlanmıştır. 1940 ve 1950’li yıllarda “alkol” ve “madde bağımlılığı” tedavisinde kullanılmaya başlanan bir terim olarak literatürde yer almaya başlamıştır. İlk kullanıldığı yıllarda madde bağımlısı olmayan eşin, madde bağımlısı olan eşini sosyal ilişkilerinde yalnız bırakmayıp korumacı yaklaşım sergilemesi olarak ifade edilmiştir. Eş, madde/alkol bağımlısı olan eşin “tüm ihtiyaçlarını” karşılamaya çalışırken farkında olmadan eşinin “madde ya da alkol bağımlılığını” devam ettirmesine neden olmaktadır. Bu tip bireylere “eş-alkolik” denmiştir. 1980’lerde feministlerin dikkatini çeken durum, erkeklerin alkol ve uyuşturucu kullanmalarının sorumlusu olarak kadınları suçlanmasına neden olmuş ve kadınların erkeklerden daha hasta oldukları “ilişki bağımlılığı” kavramıyla açıklanmaya çalışılmıştır. Bilimsel anlamda ilk tanımı 1989’da Amerika’da düzenlenen “Uluslararası İlişki Bağımlılığı Konferansı” nda yapılmıştır. Konferansta ilişki bağımlılığının, devam eden kompulsif davranışlar örüntüsü olduğu ve benlik değerini arttırabilmek için bireyin başkalarının düşüncelerini benimsemesiyle gelişen rahatsız edici bir bağımlılık olduğu kabul edilmiştir. DSM-5’te “bağımlı kişilik bozukluğu” olarak ifade edilmiştir. İlişki Bağımlılığı kavramına ilişkin bir değerlendirme yapıldığında, literatüre göre Türkiye’de ilişki, sevgi ve aşk bağımlılığı aynı kavram olarak değerlendirilmekte, yurtdışında ise bu kavramlara ilişkin farklı tanımlamalar yapılmaktadır. Prof. Dr. Gülsüm Ançel, ilişki bağımlılığını herhangi bir nedenle başkasının bakımına gereksinim duyan bir kişi ile bakım sağlayan kişi arasında gelişen, kişilerin karşılıklı olarak birbirlerinin bağımlılıklarını destekledikleri ve sürdürdükleri patolojik bir ilişki türü olarak tanımlamıştır. Fischer, Spann ve Crawford, yaptıkları çalışmada ilişki bağımlılığını, dışarıdan birine aşırı müdahalede bulunma, duyguları dışa yansıtmada eksiklik gibi diğerleriyle olan ilişkilerde olumsuz durumlar yaratan bir davranış kalıbı olarak açıklamışlardır. Sioui ve Tousignant ise ilişki bağımlılığını, bireyin başkalarına güven geliştirmeye dair korku ve güçsüzlük yaşaması sonucu kişisel ilişkilerinde samimiyetten uzak ve diğerlerine aşırı odaklı davranışlar geliştirmesi biçiminde tanımlamışlardır. İkili ilişkilerde, aile ilişkilerinde, örneğin anne ve kız arasında bu gibi bağımlılık olabilir. Konu ne olursa olsun kesin bir bağlılığın söz konusu olduğu ilişkilerde bağımlı olan kişi yaşamaya devam etmek için bağımlı olduğu insana ihtiyacı olduğunu, huzurunun bağımlı olduğu kişiye endeksli olduğunu ve bu nedenle o kişinin vazgeçilmez olduğunu düşünür. Burada söz konusu olan duygularla çok yakından ilişkili olan psikolojik bir bağımlılıktır.

    İlişki Bağımlısı Olmada Risk Faktörleri: Alkolik aile unsuru, ailede görülen fiziksel ve ruhsal rahatsızlıklar, ebeveynlik stilleri, bağlanma stilleri, kişilik özellikleri, cinsiyet gibi faktörler ilişki bağımlılığı oluşmasını etkilemektedir.

     

    Eş bağımlı kişilerin karakteristik özellikleri: Her şeyi kişisel olarak algılama, boyun eğicilik, düşük benlik algısı, başkalarının davranışlarına karşı aşırı sorumluluk, sevme ile acıma ve üzüntü arasındaki farkı ayırt etmede zorluk, her zaman kendine düşünenin fazlasını yapma eğilimi, gösterdikleri çaba fark edilmediğinde incinme, gerçek dışı düşüncelerle meşgul olma, mükemmeliyetçilik, sınır koyamama, ilişkilere sağlıksız bağlılık, terk edilme korkusuyla ilişkiye tutunmak için her şeyi yapma eğilimi, aşırı tanınma ve onaylanma ihtiyacı, başkalarını kontrol etme ihtiyacı, kendisine ve başkalarına karşı güven eksikliği, terk edilme ve yalnız kalma korkusu, duyguları tanımlamakta güçlük, samimiyet ve sınırlar ile ilgili sorunlar, kronik öfke, yalan söyleme, karar vermede zorluk, değişime karşı aşırı direnç ve zorlanmak

     

    Eş bağımlı kişiler, çoğunlukla düşük benlik saygısına sahiptirler ve kendilerini daha iyi hissetmek için bir arayış içindedirler. Bu süreçte bazıları kendilerini daha iyi hissetmek için alkol, uyuşturucu ve sigarayı dener; bazıları ise işkoliklik, kumar, seks, internet ve teknoloji bağımlılığı gibi daha dürtüsel davranışlar geliştirebilirler. İyi niyetlidirler, zorluk çeken insanlarla ilgilenmeye çalışırlar, bakım veren rolünü üstlenirler. Eş bağımlılar, aile kayıp yaşadığında, o rolü gönüllü olarak üstelenebilir; bir anne çocuğu için mazeretler bulabilir, bir eş, eşinin alkol kullanımının tüm zararlarını ört bas edebilir, ya da bir baba, çocuğunun ceza almaması için delilleri ortadan kaldırabilir. Burada asıl sorun; tekrarlayan kurtarma girişimlerinin, kişinin kurtulmasından ziyade aslında kullanımına devam etmesine olanak tanımasıdır. Bir süre sonra eş bağımlının sağlıksız olan davranışlarına karşı da bağımlılık gelişir ancak eş bağımlı, aradaki ilişkiyi güven olarak yorumlar ve bundan memnuniyet duymaya başlar.  Bu, onun için bir ödül olur. Bakım verici, ya da ihtiyaç karşılayan olmak zorlayıcı olmaya başladığında ise eş bağımlı kişi, çaresizlik hisseder; ancak tıpkı bağımlılıkta olduğu gibi döngüyü kıramaz. Eş bağımlılar kendilerini mağdur olarak görürler ve bu mağduriyetlerini kendi arkadaş ve aşk ilişkilerine de yansıtırlar.

     

    Meltem Altun

     

    KAYNAKÇA

    Cengiz, Neslihan, 2018, Üniversite Öğrencilerinde İlişki Bağımlılığının Bağlanma Stilleri Açısından İncelenmesi

    Havaçeliği, Demet, 2013, Partner İlişkilerindeki İlişki Bağımlılığının Ebeveyn Bağlanma Stilleri ve Madde Kullanımı ile İlişkisi

    Mukba,Gamze, 2013, Üniversite Öğrencilerinde İlişki Bağımlılığının Bazı Değişkenler Açısından İncelenmesi

    Mukba, Gamze; Tanha, Fuat, 2014, Spann-Fischer İlişki Bağımlılığı Ölçeği’nin Türkçe’ye Uyarlama

    Yıldızhan, Yunus,2019, Madde Bağımlısı Bireylerde Bağlanma Stilleri ve İlişki Bağımlılığı

  • ORDUDA SOSYAL HİZMET – ASKERİ SOSYAL HİZMET

    Yaklaşık 40 senedir terör sorunuyla uğraşan ülkemizde başta güvenlik personelleri ve aileleri olmak üzere bu alanda sorunlar yaşanan tüm vatandaşların yararına yapılacak sosyal hizmet uygulamalarının artması dileğiyle…

     

     

  • Sosyal Hizmet Uygulamasında Feminizm

     

    Sosyal hizmet uygulamalarında feminist teoriler ve metotlar, gündemde yer alan ve gün geçtikçe de artan ‘ erkek şiddeti ‘ nedeniyle ve tabi birçok olumsuz nedenle de uygulamada kullanılması gereken yaklaşımlar içerisinde yer almalıdır. Bundan dolayı ve ödevim nenedi ile de vaka üzerinde feminist metotları ve teorileri inceleyeceğim.

    Sosyal hizmet uzmanı uygulama alanında Dominelli’ ye göre üç temel yaklaşımı benimsemelidir. Bunlardan ilki olan terapötik yaklaşım müracaatçı ve sosyal hizmet uzmanı arasında iyileştirici aynı zamanda destekleyici ilişki kurulması gerektiğini söyler. İkinci yaklaşım olan bakım-korumada uzmanın rolü danışmanlık ve müdahale yöntemlerini içerir. Son ve feminizm bakış açısından önemli olan özgürleştirici yaklaşım ise tam anlamıyla bir mücadele ve güçlendirme aşaması içerir ( Akt: Buz, 2009: 56-57 ). Müracaatçımız olan 28 yaşındaki Ayesha ile çalışırken bu üç temel yaklaşımı da ele alarak feminist teori ve metotları kullanacağız.

    Müracaatçımız 28 yaşında Ayesha, 6 ve 2 yaşında olmak üzere iki çocuk sahibi bir kadın. Eşi Umar tarafından bir tartışma sırasında fiziksel şiddete uğramış ve o esnada merdivenlerden düşerek  2 yaşındaki çocuğu ile birlikte yaralanmışlar. Eşi evi terk etmiş ve Ayesha da kuzeninin yanına gitmiştir. Fakat kuzeni kocasının bu hareketten dolayı sinirleneceğini, evine dönmesi gerektiğini söyleyerek ona yardım etmesinin de yanlış olacağını dile getirmiş. Böylelikle kadın sığınma evini aramış ve bizden yardım istemektedir. Müracaatçı kuruma geldiği vakit sosyal hizmet uzmanı olarak ilk yapmamız gereken uygulama güven ve ortaklık ilişkisi kurmak olmalıdır. Çünkü hem çocukları hem de kendisi fiziksel şiddetin yanında psikolojik şiddete de maruz kaldığı için bizim yanımızda güvende hissetmeli, sakinleştirilmeli ve uygun ortam yaratılarak durumu ve duygularını rahat ifade etmesi sağlanmalıdır. Aynı zamanda yukarıda da bahsettiğim gibi terapötik yaklaşım  ile destekleyici ve iyileştirici bir iletişim yöntemi kullanılmalıdır. Daha sonra ön değerlendirme aşamasına geçilerek yaşanılan olay, müracaatçının duyguları, çocukların durumu  uygun iletişim teknikleri ile dinlenmelidir. Bu aşamada feminist perspektifler ile de çalışılmalıdır. Ayesha ilk olarak kuzeninin yanına gider ve tepki olarak bunun yanlış olduğunu, kendisine yardım edemeyeceğini, evine ne olursa olsun geri dönmesi gerektiğini söyler. Bir diğer yandan ekonomik olarak da bağımsız olmadığını dile getirmekte. Eşi çalışıyor ve büyük ihtimalle toplumda kadın olarak çalışmanın dezavantajını hissediyor olmalı. Bu durum bize feminist perspektifte Toplumsal Cinsiyet Şema Teorisini hatırlatmalı (Teater, 2019: 110). Aynı zamanda Ayesha kültürel inançlarının  derin olduğunu bu yüzden hem kendi adına hem de eşi adına bu yaptığı hareketin kara leke bırakacağına inanır. Buradan da çıkarım yapılacak nokta feminist perspektifteki bir başka teori olan Kültürel İlişkisel Model olmalı (Teater, 2019: 111). Kullandığımız teoriler ile ön değerlendirme aşamasında çıkarımları edindikten ve fark ettikten sonra teoriyi pratiğe dökecek olursak feminist metotlardan olan  semptomların ortadan kaldırılması ile başlayabiliriz (Teater , 2019: 112). Semptom dediğimiz kavram aslında olan durum karşısında müracaatçımızın düşünceleri diyebiliriz. Yani bu kara leke olacağını hissedip huzursuzluğa kapılan  Ayesha’da o değiştirmeye çalışacağımız ilk düşünce kültürel kalıplar olmalı. Yani bir kadın şiddete uğruyor ise kendini o ev içerisinde mutsuz hissediyorsa aynı zamanda her yönden şiddete maruz kalıyorsa ( ekonomik şiddet, duygusal şiddet vs ) her şeyi bir kenara bırakalım eşi ile anlaşamıyorsa boşanmak veya kendi yaşamı hakkında söz sahibi olmak istemek hiçbir zaman kara leke olarak algılanmamalıdır. ‘ Kadın çalışamaz çünkü evde kalıp çocuğa bakmalı, kadın evde kalmalı erkek ise eve ekmek getirmeli, erkektir sinirlenir, bağırır, çağırır ne olursa olsun kadının yanı kocasının yanı ‘ gibi bu tür kültürel kalıp yargılardan uzaklaşmak ve müracaatçımız ile çalışırken bunların derinine inerek aynı zamanda farkındalık yaratarak konuşulmalı, düşünce olarak değişim yaratılmalıdır. Bir diğer metot çalışma benlik saygısıyla alakalı olmalıdır ( Teater, 2019: 112).  Ayesha’ nın ekonomik olarak endişesi var bu özverisinden de endişe duyduğunu gösterir. Bu algıyı yıkmak gerekir. Kadının kendi yaşam alanının olacağı, kadının  yaşamını yönlendirme hakkı olduğunu, onun da ekonomik olarak istediği zaman gayet güçlü olabileceğini, aynı zamanda her insanın eşit hak ve özgürlükleri olduğunu anlatmak gibi bilgiler temelinde verilmelidir. Burada sosyal hizmet uzmanının en önemli rolü danışmanlık ve savunuculuktur diye düşünüyorum. Bir diğer metot yaklaşımı ise kişilerarası ilişkilerin kalitesidir ( Teater, 2019: 112).  Ayesha’nın çevresindeki bireyler ile iletişim halindeki durumu derin bir inceleme gerektirir. Buradaki temel amacımız zaten sosyal çevreye bakarak kişinin diğer insanlarla olan iletişimlerini incelemek olmalı. Güç ilişkisine bakmanın en kolay yolu iletişimde kullanılan dildir de aynı zamanda. Kullanılan dil kadını psikolojik şiddet döngüsüne de sokar. Böylelikle kullanılan dilin, iletişim şeklinin farkına vardırılarak hem bu iletişim şeklinin kadında yaratacağı etkilerin ortadan kalkması sağlanacak hem de sosyal çevrede destek ağı diye bahsedilen yanlış şema düzeltilerek yeni destek ağları ile olumlu ilişkiler içeren sosyal çevre olarak yenileme sağlanacaktır. Burada Ayesha ile benzer durumlarda olan müracaatçılar ile grup çalışmaları yaparak örgütlenme sağlanmalı. Aynı zamanda deneyimlerin paylaşılması ve dayanışma  hem özgüven getirir hem güçlenme sağlar hem de birlik sağlayacaktır. Farklılığa dikkat etmek de bir diğer metot (Teater, 2019: 112). Burada ise en önemli nokta kadının kadına karşı davranış şekli aslında en olumsuzu. Çünkü vakamızda verilmemiş fakat kuzeninin de kadın olduğunu varsayar isek kadın çoğu zaman içselleştirdiği olumsuz duygu ve düşünceleri diğer bir kadına aktaran  rolünde olduğunu da görebiliriz çoğu zaman. ‘Evine dönmelisin, çevre ne der sonra, kocandır eğ başını gibi hatta normal hayatta da kadın kilo aldığı zaman zayıflamalısın yoksa erkekler bakmaz, yaşı geç henüz evlenmemiş kadına evde kaldın, gece vakti dışarı çıkılmaz, giyimine bak ben olsam bunu giymezdim’  gibi kadının kadını eleştirdiği, etkilediği birçok  durum çıkıyor ortaya. Hangi cinsten olursa olsun, hangi kültürden olursa olsun kültürel çeşitliliğe farklı renklere ve farklı yaşamlara saygı duyulmalıdır. Ancak o zaman saygı duyulacak insanlar oluruz. Burada sosyal hizmet uzmanı olarak bizim de görüşlerimiz önem taşır. Farklılığın normal olduğunu ve saygı duyduğumuzu kendi kalıp yargılarımızı eleştirerek müracaatçı ile çalışırken kendimizin de farkına varmak, var ise ilk değişimi kendimizde yaratmak ve tabiî ki bizim de farklılığa saygı duyduğumuzu  tam anlamıyla göstermemiz gerekecektir. Bir diğer ve önemli olan politik farkındalık ve sosyal eylem metodu ( Teater, 2019: 112). Az önce de bahsettiğim gibi aslında kadını en büyük eleştiren kadın oluyor hep bunun farkında olmamız ve artık bunun üzerine düşünerek değiştirmemiz gerekiyor bu tavrımızı. Bu değişim ile farkına varmamız gereken en önemli şey de kadının yanındaki kadın, mücadeledeki en büyük destektir. Müracaatçımız Ayesha’nın sosyal destek ağı genişletilmeli, deneyimli aynı olayları yaşamış birçok kadın ile bir araya getirilerek grup çalışmaları yapılmalıdır. Derste de gördüğümüz gibi 2.dalga feminizm  ile ortaya atılan kişisel olan politiktir daha sonrasında da özel alan politiktir şeklindeki çarpıcı görüşlerin bize sunduğu mesajlar vardır. En önemlisi tabiî ki politikanın ve baskının evde, iş yerinde, kişisel ilişkilerde her yerde olduğudur. Maruz kaldığımız baskı, ayrımcılık, özel alan/kamusal alan ayrımı, cam  tavan- cam duvar, görünmeyen emek, karşılıksız emek gibi birçok noktada politika vardır, iktidar ilişkileri vardır bu unutulmamalıdır. Ortadaki güç ilişkileri, gücü elde etme çabası , toplumsal cinsiyet rolleri ve ataerkil yapı  kadında birçok dezavantaj yaratmaktadır. Kadınların ortak sorunları ve ortak mücadeleleri vardır. Bu durumda kadının kadınla buluşturulması, deneyimlerin birbirlerine aktarımları, birlikte mücadele etme ruhu  kazandırmak, aynı zamanda sosyal hizmet uzmanları dahil savunuculuk rollerinin her kadın tarafından tüm kadınlar için kazanılması değişimin ve başarının en büyük adımı olacaktır. Politik olanın farkındalığı işte bu yüzden önemlidir. Değişim mücadeleden gelir. Mücadele ise başarı getirir. Tüm bu uygulama ve planlama aşamasında yukarıda da bahsettiğim Dominelli’nin bakım-koruma ilkesini unutmamalıyız ( Akt: Buz, 2009: 56-57 ). Müracaatçı güçlendirilerek kendi yaşamında mücadele etme hakkı tanırken ona sosyal hizmet uzmanı olarak da her zaman danışmanlık ve savunuculuk rolünü unutmadan müracaatçı ile birlikte mücadele etmelidir.

    Aynı zamanda metotların yanında uygulamada teorileri de kullanmak gerekir. Metotlarda da bahsettiğim gibi toplumsal cinsiyet rol analizleri yaparak toplumsal cinsiyet rol müdahaleleri geliştirmek ( Teater, 2019: 113). Bu teoride önemli nokta müracaatçımızın  üstlendiği ve içselleştirdiği rolleri fark etmek bu durumlara göre de müdahale yöntemleri ve planlamaları yapmak kadını da öğrenilmiş çaresizlikten kurtarmak tabiî ki. Bu aşamada sosyal hizmet  yaklaşımlarından olan sistem kuramı, sosyal inşacılık yaklaşımı ve ekosistem perspektifleri bize destek olacak yöntemlerdir. Aynı zamanda yine metotlarda bahsettiğim gibi güç analizi ve müdahale teorisi destek alınarak müracaatçımızın maruz kaldığı güç ve iktidar ilişkilerine bakmak gerekir (Teater, 2019: 114). Bu noktada iktidar ilişkileri ile ve toplumsal yapının da getirisi olan güçlü durumda olan erkeklerin kadınlar üzerindeki baskısını kaldırmak, kadının güçlenmesine destek olmak. Bu müdahale yöntemlerinde sosyal hizmet uygulamasında kullanılan yaklaşımlar kullanılmalıdır. Güçlendirme ve güçler perspektifi, baskı karşıtı uygulama ve krize müdahale gibi yaklaşımlar destekleyici yöntemler olacaktır. Özellikle güçlendirme perspektifi ile kişinin güçlü yönlerini ortaya çıkarmak gerek. Kuram dersinde de gördüğümden yola çıkarak insancıl yaklaşımda da söylendiği gibi her bireyin gizli cevheri vardır ve bunu ortaya çıkarmak gerekir. Güçler perspektifi ile de olan özelliklerin daha da geliştirilmesi gerektiğine dayanan bir perspektif aslında. Güçlendirme ve güçler perspektifi  ile birçok özellik keşfedebilir kurslara, ilgili alanlara yönlendirme ve uygun ortam yaratma  sağlanabilir müracaatçımıza. Yine çokça üzerinde durduğumuz kedine güven teorisi (Teater, 2019: 114).  Müracaatçımız kendi yaşamının iplerini eline almalı. Sosyal hizmet uzmanı bu evrede danışmanlık yaparak uygun ortamlar da müdahale yöntemleri geliştirir. Müracaatçımızın yeni bir hayat  kurması, ekonomik özgürlüğünü kazanması için sistemler arası işbirliği ve ekip işbirliği ile güçlendirme sağlanmalıdır. En sonuncu ve bence en değerli olan teori yeniden çerçeveleme ve yeniden etiketleme (Teater, 2019: 114). Çünkü Ayesha’da da gördüğümüz gibi suçluluk ve olumsuz düşünceler hayatını etkileyecektir. Toplum tarafından yapılan etiketlemeler, aile tarafından olumsuz bakış açıları kadınların yaşamlarını korku ile geçmesine sebebiyet verir. Bu teoride de belki ortaya çıkacak sonuç kadının bu tür etiketlemeler ve genellemeleri kabullenmesi nedeni ile eşini affederek belli bir şiddet döngüsüne girer. Çünkü etiketlendiği her davaranıştan ve  etiketlenmekten korkmak ilk başta değişimi yavaşlatır ve hatta bizi tüm uygulamalarımızda geri götürür. Bundan dolayı  müracaatçımızı ekip iş birliği ile psikolojik destek almasını sağlamak, farkındalık yaratarak içinde bulunduğu durumların aslında yeniden bir çerçeveleme yaparak yeni kavramlar kullanarak ona güçlendirici, destekleyici ve üçüncü temel ilkelerden olan özgürleştirici yöntemler kullanmak. Farkındalık gerçekliğin de gösterilmesidir. Onun bu durumda olma sebebinin ne olduğu, aslında böyle mutlu olmadığı, kendi yaşamının olmadığı ve böyle devam etmesi halinde daha çok yıpranacağı gibi gerçeklikler farkına vardırmak. Bunun için de uygun ortam yaratacak olan sosyal hizmet uzmanı olarak biziz. Unutmamalı ki toplumda ‘ normalleştirme’ ve ‘öğrenilmiş çaresizlik’ yaygın bir durum.

    Tüm bu metot ve teoriler ile müracaatçımız Ayesha ile planlamalar yapılmalı. Unutmamalıyız ki kişinin kendi yaşamını yönlendirme hakkı vardır. Eğer biz de sosyal hizmet uzmanı olarak bunun farkına varmadan müracaatçıyı yönlendirir isek bizim de baskıdan ve güç kullanmaktan başka yaptığımız bir şey olmamış olacak. Sosyal hizmet uzmanı bu yüzden ilk önce kendini sorgulamalı ve bunun farkına varmalıdır. Planlama yaparken tüm bu saydığımız metot ve teorilerden yararlanmalı, uygulama yaparken aynı zamanda izleme ve değerlendirmeler yapmayı da unutmamalı. Bir de önemli nokta tabiî ki çocuklarla yapılacak çalışmalardır. Kadın sığınma evinde çalışan bir sosyal hizmet uzmanı olarak müracaatçımızın çocukları ile de çalışma ortaya koymalı, uygun kurumlar ile işbirliği gerçekleştirilerek, ekip işbirliği de yaparak çocukların yararı da göz önüne alınmalıdır.

    Bir sosyal hizmet uzmanı olarak feminist yaklaşımları yöntemleri benimserken eşitlikçi yaklaşım sergilediğimizi ortaya koymalıyız. Toplumsallaşma sürecinde ve toplumsal kurumlarda yeniden üretilen iktidar ilişkileri ve ataerkil yapıyı da fark etmek gerekir. Değişim yaratmaktır feminizm. Eisenstein’ e göre feminizm erkekliğin üstünlüğünü ortadan  kaldırmak veya sona erdirmek değildir sadece aynı zamanda feminizm baskınlık ideolojisine de nokta koymaktır ( Akt: Buz, 2009 : 54 ). Bir de kuram dersinden hep hatırladığım ‘ çukur metaforu ‘. Sosyal hizmet uzmanı çukura düşen müracaatçıyı çukurdan çıkarandır. Aynı zamanda çukura tekrar düşmemesi için o çukuru da kapatandır. Sosyal hizmet  uzman ı bireysel çalışmalar yaparak çukurun  kapanmasını sağlarken önümüze çıkacak çukurları da toplumda değişim yaparak engelleyendir. Toplumsal istikrar bence toplumsal değişim sağlanır ise gerçekleşecektir.

     

    SOSYAL HİZMET ÖĞRENCİSİ HİLAL BULUT

    Kaynakça

    1. Buz S. (2009). Feminist Sosyal Hizmet Uygulaması, Toplum ve Sosyal Hizmet 20/1: 53-65.
    2. Teater B. (2019). Sosyal Hizmet Kuram ve Yöntemleri: Uygulama İçin Bir Giriş, Çev: Çoban   Ankara: Nika Yayınevi, s.105-122.
  • SOSYAL HİZMET YAKLAŞIMIYLA SURİYELİ GÖÇÜ

     

    SOSYAL HİZMET YAKLAŞIMIYLA SURİYELİ GÖÇÜ

    Öncelikle mülteci – göçmen arasındaki farkı açıklamak gerekmektedir. Türkiye de ki hukuk sisteminden kaynaklanan bazı karmaşıklıklar vardır. Uluslararası hukukta;

    Mülteci Kime Denir?

    Uluslararası hukukta “mülteci” kavramı, vatandaşı olduğu ülke dışında olan ve “ırkı, dini, tabiiyeti, belirli bir sosyal gruba mensubiyeti veya siyasi düşüncesi nedeniyle zulme uğrayacağından haklı sebeplerle korktuğu” için vatandaşı olduğu ülkeye dönemeyen veya dönmek istemeyen kişileri ifade etmektedir (Vardar, 2015).[1]

    Göçmen Kime Denir?

    Göçmen; hem maddi ve sosyal durumlarını iyileştirmek hem de kendileri veya ailelerinin gelecekten beklentilerini arttırmak için başka bir ülkeye veya bölgeye göç eden kişi ve aile fertlerini kapsamaktadır. Esas olarak, ‘’ülkesinden zulme uğrayacağından haklı sebeplerle korktuğu için değil, eğitim ve çalışma gibi nedenlerle ayrılan kişiler’ ’olarak tanımlanabilir. Göçmenler, vatandaşı oldukları ülkelerin korumasından yararlanmaya devam ederlerken, daha iyi bir yaşam standardına kavuşabilmek için, kendi istekleri ile bu yolculuğa çıkarlar. (Vardar, 2015)

    Peki Türkiye de kafa karışıklığının sebebi nedir?

    Türkiye Cenevre sözleşmesini onayladı ancak Cenevre sözleşmesi ile düzenlenen coğrafi sınırlama ilkesini sürdürmeyi seçmiştir. Bu sebeple Türkiye Avrupa dışından gelenleri mülteci olarak kabul etmiyor.

    Avrupa dışından gelenlerin üçüncü ülkeye yerleştirilinceye kadar, şartlı mülteci statüsünde geçici olarak Türkiye’de kalmasına izin veriliyor. Türkiye’de mültecilerin yasal statüleri ‘’Geçici koruma ‘’ statüsüdür.

    Ancak “Uluslararası Af Örgütü, tüm Suriyelilerin prima facie (varışta mülteci) olarak uluslararası hukuk uyarınca mülteci korumasına hakları olduğu görüşündedir ve dolayısıyla Türkiye’de bulunan Suriyelileri, Türkiye hukukundaki statülerine bakmaksızın, mülteci olarak adlandırmaktadır.” (Vardar, 2015)[2]

     

    Değineceğimiz başka bir konu da mülteci hakları. Bu konuda mültecilerin haklarının nasıl korunacağı ve hangi durumlarda ihlal edildiğini saptamak gerekmektedir ki sosyal hizmetin nerelerde nasıl rol oynayacağını anlayabilelim.  Bu konu hakkında değineceğimiz alt başlık ve sorular şunlardır;

     

    Mültecilerin hakları nelerdir?

    Öncelikle, her mülteci güvenli sığınma hakkına sahiptir.

    Fakat Uluslararası koruma, fiziksel güvenlikten fazlasını içerir. Mültecilere, en azından, ülkede yasal olarak ikamet eden diğer yabancılara sağlananlarla eşit haklar ve yardım, her bireyin sahip olması gereken temel ihtiyaçlar dahil olmak üzere, verilmelidir. Böylece, mülteciler düşünce ve dolaşım özgürlüğü, işkenceye ve onur kırıcı muameleye tabi olmama gibi temel medeni haklardan yararlanırlar. Benzer biçimde, sosyal ve ekonomik haklar, diğer bireylere olduğu gibi mültecilere de tanınır. Her mülteci sağlık hizmetlerinden yararlanabilmeli, her yetişkin mülteci çalışma hakkına sahip olmalı” ve hiçbir mülteci çocuk okula gitmekten alıkonulmamalıdır.

    1951 Sözleşmesine göre mültecinin, ayırıma tabi tutulmaksızın (madde 3), vatandaşı olduğu ülkeye uygulanan istisnai tedbirlerden muaf olarak (madde 8) şu hakları vardır: Din özgürlüğü (madde 4), medeni haklardan yararlanma özgürlüğü (madde 12), menkul ve gayrimenkul edinme hakkı (madde 13), fikri ve sınai mülkiyet hakkı (madde 14), dernek hakları (madde 15), mahkemelerde taraf olma hakkı (madde 16), çalışma hakkı (madde 17), tarım, sanayi, sanat ve ticaret sahalarında iş yeri açmak ve şirket kurma hakkı (madde 18), ihtisas mesleğini icra etmek hakkı (madde 19), vesika (karne) hakkı (madde 20), mesken edinme hakkı (madde 21), eğitim hakkı (madde 22), sosyal yardım hakkı (madde 23), sosyal sigorta ve çalışma mevzuatından yararlanma hakkı (madde 24).  Belli durumlarda, örneğin büyük ölçekli mülteci akınlarında, devletler dolaşım ve çalışma özgürlüğü ve tüm çocukların düzgün biçimde okula yerleştirilmesi gibi bazı hakları kısıtlama söz konusu olabilir. Bu tür kısıtlamalarda uluslararası toplumun desteği şarttır. Bu nedenle, sığınma kabul eden devlet veya diğer kuruluşlardan başka kaynak bulunmadığı durumlarda BMMYK, kendi temel ihtiyaçlarını karşılayamayan mülteciler ve diğer ilgili kişilere yardım sağlar. Bu yardım mali destek; gıda, hijyen veya barınma gibi ihtiyaçlara yönelik olabileceği gibi, bir kampta veya topluluk halinde yaşayan mülteciler için okul hastane yapılması gibi programlar şeklinde de olabilir. (Efe & Ulusoy, 2013)[3]

    Sığınmacılar hapsedilebilir mi?

    Hapis yalnızca kısa süreli, kesinlikle gerekli olması ve diğer seçenekler denendikten sonra uygulanması halinde kabul edilebilir. Kimliğin doğruluğunun araştırılması, sığınma talebinin dayanaklarının incelenmesi, kamu düzeninin korunması veya mültecilerin belgeleri yok etmeleri veya sahte belgeler kullanmaları kabul edilebilir amaçlar arasında yer almaktadır. Hapsedilen mültecilere hakları bildirilmelidir ki bu haklara, hapsedilmelerine itiraz etmek hakkı da dahildir. Sığınmacıların avukat ile görüşme hakları vardır ve bu görüşme için gerekli önlemler (tercüman, görüşme odası vb.) yetkililer tarafından temin edilmelidir. (Efe & Ulusoy, 2013)

    Bilindiği üzere Suriye’den gelen mülteciler ülkemizde insanların kafasında çeşitli sorular ortaya çıkarmıştı. Suriyeliler iş yeri açabilir mi? vergi öder mi? eğitim hakları nelerdir? Suç işlediklerinde ne olur? vb. Bu soruların bazılarına yukarıda yanıt verdik.

    Normal şartlar altında da dezavantajlı grup içerisinde bulunan kadınların bu durumdan nasıl etkilendikleri, hak ihlalleri gibi konularına değineceğimiz ayrı bir başlık da açmak istedim

     

    Kadın mültecilerin sorunları nelerdir?

    Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği verilerine göre tüm dünyadaki mülteci nüfusunun %80’ini kadınlar ve çocuklar oluşturmaktadır. Sadece bu oran dahi bölgesel çatışma, iç savaş ve benzeri durumlarda öncelikle kadın ve çocukların mağdur olduğunu gözler önüne sermektedir. Ancak kadınların ülkelerinde başlayan sorunları ne yazık ki bir güvenli ülke arayışına çıktıkları yolculuklar boyunca da sürmektedir.

    Mülteci kadınların, tüm sığınma süreci boyunca cinsiyete dayalı ayrımcılığa ve şiddete maruz kaldıkları bilinen bir gerçektir. Mülteci kadınlar;

    * kaçışları öncesi ve esnasında fiziksel ve cinsel saldırı ve istismara;

    * sığınma ülkesinde fiziksel ve cinsel saldırı ve istismara;

    * eşlerinin istismarı ve terk etmesine;

    * silahlı çatışmaya ve zorla askere alınmaya;

    * cinsel sömürüye ve fahişeliğe zorlanmaya;

    * kişi olarak tanınmamaya ve belge eksikliğine

    * geri dönüşlerinden sonra fiziksel ve cinsel saldırı ve istismara maruz kalabilirler.

    Sığınma öncesi, sığınma arama sırasında ve sığınma ülkesinde cinsiyete dayalı şiddete maruz kalan mülteci kadınlar özel korumaya, en azından sığınma ülkesinde mevcut haklardan eşit bir biçimde yararlanmaya ihtiyaç duyarlar. İşte burada sosyal hizmet etkin rol oynamaktadır.

    Şöyle ki sosyal hizmet müracaatçı kişi ve gruplarını ulaşamayacakları ya da farkında olmadıkları kaynaklarla buluşturup. Self determinasyonlarını (kendi potansiyelini fark etme) sağlamak, mesleğin başlıca ilkelerindendir. Bu konuda BM’nin bünyesinde UNHCH (Birleşmiş milletler mülteci örgütü) kurumunun sağladığı bazı imkanlar vardır. Bu imkanlarla mülteci kadınlara verilebilecek destekler şunlardır.

    • Güvenliklerinin nasıl iyileştirilebileceği konusunda kadınlarla konuşmak, kendi güvenliklerini etkileyen konularda kararlara dahil etmek;

     

    • Kadın mültecilerden bilgi temin edilmeye çalışırken kadın personeli görevlendirmek;
    • Mülteci kadınların uygun belgelere sahip olmalarını ve yardım verilmesine yönelik değerlendirmede kullanılan kayıt sürecine katılımlarını temin etmek.
    • Kadınların rol ve sorumluluklarını genişletmek ve katılımlarını sağlamak;
    • Kadın komitelerinin oluşturulmasını teşvik etmek;
    • Gıda dağıtımındaki sorunları tespit etmek amacıyla kadın ve çocukların beslenme durumunu gözlemlemek;
    • Kendileri için uygun olan ve kadınların, üreme sağlığı da dahil olmak üzere sağlık hizmetlerine eşit şekilde erişimini sağlayan sağlık programlarının tasarımına mülteci kadınları da dahil etmek;
    • Kadın mültecilerin sağlık görevlisi olarak işe alınmalarına ve eğitilmelerine yönelik programlar geliştirmek;
    • İşkence, tecavüz ve fiziksel ve cinsel istismarın diğer türlerinin mağdurları basta olmak üzere, mülteci kadınlar için danışmanlık ve akıl sağlığı hizmetleri kurmak;
    • Mülteci kız çocukların, ilköğretim konusunda erkek çocuklarla eşit imkanlara sahip olmalarını temin etmek
    • Şiddete özellikle açık kişiler ve grupları belirlemek, -örneğin, sakat aile üyeleri olan yalnız kadın aile reisleri vs.- ve özel koruma ve yardım sorunlarına hitap edecek uygun stratejiler geliştirmek;
    • Ekonomik açıdan kendi kendine yeterli olmayı arttıracak programlara eşit erişim sağlamak;(UNHCR, 2017)[4]

    Tüm bu haklardan bahsettikten sonra Türkiye de durum nedir? Sosyal hizmet mesleğinin görev ve sorumlulukları nelerdir ? , Suriyeli mültecilerin ülkeye sağladığı fayda ve zararlar nelerdir ? sorunlarına yanıt vererek devam edeceğiz

    Kasım 2014 itibarıyla Türkiye’de resmi rakamlara göre 1.6, resmi olmayan rakamlara göre 2 milyon civarında Suriyeli göçmen yaşamaktadır. Suriyelilerin %85’i kamp dışında yaşamaktadır. Gelen göçlerin sonuçlarını madde madde inceleyelim.

    • Kamplardan hastanelere 500.000’in üzerinde hasta sevk edilmiştir.
    • Türkiye’de ameliyat edilen hasta sayısı 200.000’i aşmıştır.
    • Türkiye Nisan 2011-Kasım 2014 döneminde göçmenler için 4.5 milyar dolar harcama yapmıştır.
    • Resmi verilere göre Birleşmiş Milletler ve Avrupa ülkelerinden gelen yardım miktarı 246 milyon dolar civarındadır(Orhan & Senyücel, 2015)[5]

    Suriyeli sığınmacıların Türkiye’ye toplumsal etkileri:

    • Dil, kültür ve yaşam tarzı farklıkları toplumsal uyumu güçleştirmektedir.
    • Yerel halk arasında çok eşlilik yaygınlaşmakta, buna bağlı olarak boşanma oranları artmaktadır.
    • Çocuk işçiler yaygınlaşmaktadır.
    • Etnik ve mezhepsel kutuplaşmayı tetikleyebilecek zemin oluşmaktadır.
    • Suriyelilerin yaşam koşullarının zorluğu ve eğitim imkânından faydalanmıyor olması uzun vadede suç oranlarındaki artış da dâhil bazı sosyal sorunlara uygun zemin hazırlamaktadır. Buna rağmen Aralık 2014 itibarıyla kayda değer bir asayiş sorunun yaşanmaması önemlidir.

     

    • Sancılı da olsa Suriyelilerin Türk toplumuna ‘’entegrasyon’’ süreci başlamıştır. 35.000’in üzerinde Suriyeli Türkiye’de doğmuştur. Suriyelilerle evlilik konusu bir taraftan tepkiye neden olurken diğer taraftan iki toplumun kaynaşmasına vesile olmaktadır. Çok sayıda yatırımcı ve küçük işletmeci sermayelerini, işlerini Türkiye’ye taşımıştır. Suriyelilerin önemli bir bölümünü çocuk ve genç yaştakiler oluşturmaktadır. Bu kesim Türkiye’de büyümektedir. Bunların çoğunluğu eğitim alamasa da yaşam içinde Türkçeyi öğrenmeye başlamıştır.(Orhan & Senyücel, 2015)

    Suriyeli sığınmacıların Türkiye’ye ekonomik etkileri:

    Suriyelilerin ekonomik alandaki etkilerine genel olarak bakıldığında risk ve fırsatların iç içe geçtiği bir tablo söz konusudur.

    • Kiralarda artış gözlenmektedir ve kiralık ev bulmak giderek zorlaşmaktadır.
    • Sınır illerinde enflasyon artışı ortaya çıkmıştır.
    • Özellikle küçük işletmelerde kaçak işçi çalıştırma yaygınlaşmaktadır.
    • Kaçak Suriyeli çalıştıran ve çalıştırmayan firmalar arasında haksız rekabet ortaya çıkmaktadır.(Orhan & Senyücel, 2015)[6]

    Yerel halk iş fırsatlarının ellerinden alındığına inanmaktadır. Ancak iş dünyası açısından bakıldığında bu iddianın karşılığının olmadığı görülmektedir. Normal şartlarda işini   kaybedecek kişiler de Suriyeliler nedeni ile işsiz kaldığını düşünmektedir. Ayrıca sığınmacılar genelde yerel halkın çalışmayı tercih etmediği alanlarda istihdam edilmektedir. Böylece vasıfsız işgücü gerektiren iş kollarında işgücü açığı kapanmaktadır.

    • Suriyelilerin sınır illerinde işgücü açığını kapatması bölgedeki yatırım ortamına olumlu katkı sunmaktadır.
    • Ücret düzeyinde önemli düşme gözlenmektedir.
    • Suriye’deki ve Türkiye’deki Suriyelilere sağlanan insani yardım malzemelerinin ve hizmetlerin yerel firmalardan temin edilmesi, özellikle gıda ve tekstil firmaları için bir fırsat oluşturmaktadır.

    Güvenlik riskleri:

    • En ciddi güvenlik riski yerel halk arasında var olan tepkinin bir provokasyon neticesinde şiddet içeren kitlesel tepkiye dönüşmesi ihtimalidir.
    • Sınıra yakın yerleşim alanlarında yaşayan yerel nüfusun en büyük kaygılardan biri kendilerini terör saldırılarına açık hissetmeleridir. (Orhan & Senyücel, 2015)

    Bu başlıklar altında Suriyeli mülteciler hakkında bilinen yanlış yargılara da açıklık getirmiş bulunulmaktadır. Peki sosyal hizmet mesleğinin inceleme alanı içerisinde tüm bu haklar sorunlar ve riskler dahilinde neler yapılabilir?

    Sosyal hizmet mesleki disiplini içerisinde çözüm ve öneriler

    Sosyal hizmet bakım, koruma ve danışmanlık sağlayarak, insanların yaşamlarında karşılaştıkları güçlüklerin üstesinden gelmelerine yardım etmeyi amaçlayan mesleki faaliyetler bütünüdür. Sığınmacılık konusuna ilişkin sosyal hizmet müdahalesi geneli bir uygulamaya dayandırılmalıdır. Var olan durumlar, bütün yönleriyle ele alınmalı, bütüncül bir bakış açısı, problem çözme sürecine yansıtılmalıdır; çünkü mültecilik konusunda yaşanan bütün süreçlerin birbiriyle bağlantısı bulunmakta, bir aşama diğerini etkilemektedir. Sığınma deneyimi, insanlar için farklı tepkilerin gösterildiği bir süreçtir. Kişilerin bu deneyimine tepki, çok sevdiği bir insanı kaybeden bir kişinin hissettikleri ile bir benzerlik göstermektedir. Bu hisler; 1.şok, reddetme, inanmama, 2. Saldırganlık; 3. Kızgınlık; 4.Depresyon 5. İlginin kaybı, intihar girişimi, uyuşukluk; 6. Pazarlık; 7. Kabullenme; 8. Çözüm üretme 9. Rehabilitasyon bu sürecin en az hasarla atlatılabilmesi için Sosyal hizmetin bir amacı olarak güçlendirme, göçmen ve mültecilerin aile, grup ve toplumlar içindeki baş etme ve uyum yeteneklerini arttırmaya odaklanmalıdır. Diğer bir deyişle, güçlendirmenin amacı bu kişilere başkalarıyla ilişkiler yaratabilmelerinde ve güçlü hale getirme konusunda diğer sosyal hizmetler ile “bağlantı kurma” kapasitelerini arttırmalarına yardımcı olmaktır.

     

    Mülteciler için sosyal hizmetler kendi kendilerine yetebilme, karşılaştıkları acil sorunları çözebilme ve aynı zamanda da emniyet duygusu inşa edebilme becerilerini geliştirmeye odaklanır.

    Peki sosyal çalışmacı sahada ne gibi süreçlerde rol oynar?

    • Danışmanlık: Mültecilere ihtiyaç duydukları her konuda danışmanlık verilmektedir.
    • Savunuculuk: Gerektiğinde mültecilerin haklarını savunabilmektedir.
    • Bilgi verme: Mülteciye ihtiyaç duyduğu her konuda bilgi verebilmekte ve yönlendirebilmektedir.
    • Kaynaklarla buluşturma: Müracaatçıları toplumdaki kaynaklarla buluşturma anlamında çalışmalar yapabilmektedir.
    • Güçlendirme: Mültecileri içinde bulundukları tüm güçlüklere karşı koymaları yönünde çalışmalar yapabilmektedir. Müracaatçıları güçlendirirken SHU “güç” kaynaklarına başvurma gereksinimi duyabilir: (1) Para, iş, barınak, sağlık bakımı ve eğitim gibi kaynaklara nereden ulaşılabileceği ile ilgili ve onlara nasıl güvenli olarak ulaşılacağı konusunda bilgi sahibi olma ya da haberdar olma (2) Ülkedeki sorun çözme yetenekleri kadar sivil, politik ve yasal sistemler hakkında bilgi, (3) Sosyal sistemler ya da örgütlerle başa çıkmada etkili olan tutum ve davranışlar seti ya da kişisel beceriler ve (4) Müracaatçıların etnik toplumunun içinde ve dışında yer alan, arkadaş ya da tanıdıklar gibi iletişim ağları inşa etmelerinde katkısı olacak destek sistemlerini bilmek
    • Toplumla bütünleştirme: Toplumların mültecilere yönelik ön yargıları nedeniyle mülteciler çok zorluk yaşamaktadırlar. Bu anlamda mültecileri ve toplumu bütünleştirme çalışmaları yapabilmektedirler. Ayrıca toplumu da bu konuda bilgilendirmektedirler

    Bu süreçler potansiyellerini fark ettirip kendi kendilerine yetebilmelerini sağlar. Kimi gruplar için kalıcı çözümler olmayabilir bu sebeple aslına bakılacak olursa Suriyeli göçmenler için 3 temel kalıcı çözüm vardır.

    Gönüllü olarak vatanlarına dönme: en çok tercih edilen çözümdür. Fakat gerçekleşmesi zor bir çözümdür. Temelde kişilerin ülkelerindeki yaşam koşulları iyi olduğunda, ülkelerini terk etmeyecekleri varsayımından hareket edilir. Ülkedeki baskı yaratan koşulların kalkması ile insanların ülkelerine dönecekleri düşünülmektedir. Fakat ülkelerinin koşullarının değişmesi için kökten değişiklikler gerekir, bu da çoğu zaman çok zordur.

    Yerel Yerleşim: Gönüllü geri dönüşüm mümkün olmadığında en çok başvurulan çözümdür. Mültecileri, ikamet ettikleri ülkede kendi kendilerine yetebilecek hale getirecek düzenlemelerdir.

    Üçüncü ülkeye yerleştirme: Yerel bütünleşme mümkün değilse, diğer bir ülkeye yerleştirme söz konusudur. Bu mültecilere gerekli danışmanlık ve ön hazırlama hizmetleri verilmelidir.

    Bu araştırmada Suriyeli mültecilerin haklarından, dezavantajlı bir grup olan kadınların mülteci statüsünde yaşadıkları problemlerden ve çözümlerinden, Türkiye’de Suriyeli mültecilere karşı gelişen bazı yargıların araştırmalarından ve son olarak da Suriyeli göçmenler konusuna sosyal hizmet bakış açısıyla yaklaşımın nasıl olduğu açıklanmıştır.

     

    HÜMEYRA ÖZTEKİN

    SOSYAL HİZMET ÖĞRENCİSİ

    Kaynakça

    Efe, S., & Ulusoy, O. (2013). 117 Soruda Mülteci Hakları. Ankara: İnsan Hakları Gündemi Derneği.

    Orhan, O., & Senyücel, S. (2015). Suriyeli Sığınmacıların Türkiye’ye Etkileri. ORTADOĞU STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ. TESEV.

    UNHCR. (2017). Tüm Mültecilerin Yaşadığı Koruma Sorunları Kadınlar Tarafından da Paylaşılır.

    Vardar, N. (2015, Eylül). Mülteci, Göçmen, Sığınmacı Arasındaki Farklar? Bağımsız İletişim Ağı: https://www.bianet.org/bianet/toplum/167434-multeci-gocmen-siginmaci-arasindaki-farklar adresinden alındı

     

     

     

     

     

     

     

    [1] Vardar, N. (2015, Eylül). Mülteci, Göçmen, Sığınmacı Arasındaki Farklar? Bağımsız İletişim Ağı: https://www.bianet.org/bianet/toplum/167434-multeci-gocmen-siginmaci-arasindaki-farklar adresinden alındı

     

     

    [2] Vardar, N. (2015, Eylül). Mülteci, Göçmen, Sığınmacı Arasındaki Farklar? Bağımsız İletişim Ağı: https://www.bianet.org/bianet/toplum/167434-multeci-gocmen-siginmaci-arasindaki-farklar adresinden alındı

     

    [3] Efe, S., & Ulusoy, O. (2013). 117 Soruda Mülteci Hakları. Ankara: İnsan Hakları Gündemi Derneği.

     

    [4] UNHCR. (2017). Tüm Mültecilerin Yaşadığı Koruma Sorunları Kadınlar Tarafından da Paylaşılır.

     

    [5] Orhan, O., & Senyücel, S. (2015). Suriyeli Sığınmacıların Türkiye’ye Etkileri. ORTADOĞU STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ. TESEV.

     

    [6] Orhan, O., & Senyücel, S. (2015). Suriyeli Sığınmacıların Türkiye’ye Etkileri. ORTADOĞU STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ. TESEV.

     

  • Siyasi Sosyal Çalışma Uygulamalarına Yönelik Makro Sosyal Hizmet Müdahalesini Referans Alan Planlı Sosyal Hizmet Müdahalesi

    Siyasi Sosyal Çalışma Uygulamalarına Yönelik Makro Sosyal Hizmet Müdahalesini Referans Alan Planlı Sosyal Hizmet Müdahalesi

    Sorun

    Kayseri ilinin A semtinde Kayseri Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan araştırma sonucu gelişmişlik düzeyine bağlı (düşük gelişmişlik düzeyi) olarak anne-çocuk ilişkilerinin çatışmalı olduğu gözlemlenmiştir.

     

    Tanışma/Bağlantı Kurma

    Yapılan araştırma kapsamında A semtinde yaşamını devam ettiren anne ve çocuklarla tek tek görüşme gerçekleştirildi. Bu görüşme sonucunda anne-çocuk arasındaki sorunların anne ve çocuk arasındaki bağları etkileyecek şekilde olduğu öğrenilmiştir. Bu sorunlar aile içi ilişkilere de yansıdığı için aile üyelerinin birbirinden uzaklaştığı, ortak alanlarda iletişimin kısıtlı olması, isteklerin imkan çerçevesinde gerçekleştiremediği bu yüzden çatışmaların olduğu öğrenilmiştir. Annelerin mahalle içerisinde tek sosyal çevresinin komşuları olduğu onların da benzer sorunlar yaşadığı için kriz anlarında fikir alamadıklarını ve ne yapacaklarını bilemedikleri, boş zamanlarını değerlendirecek aktivitelerinin olmadığı; çocukların ise okul dışında serbest zamanlarını değerlendirecek herhangi bir etkinlik vb. durumların olmadığını bu yüzden sorun çıkarma ve olası bir sorun karşısında karşı koyamadıkları öğrenilmiştir.

     

     

    Ön Değerlendirme

    Sorunlar genel olarak her yerde karşılaşılabilecek sorunlardır ancak sağlıklı aileler kriz durumlarını kolaylıkla aşabildiği için çok fazla yansımamaktadır ama sağlıksız ailelerde kriz durumlarının aşılması daha güç ya da hiç aşılamamaktadır. Müracaatçılar sorunlarını aşılamaz, her zaman bir önceki sorundan daha kötü olacak şekilde ifade etmektedir. Müracaatçıların spesifik sorunları: sosyal çevre ve kendilerine ait zamanlarının olmayışı, kadınlara ev işleri ve çocuk bakmak dışında herhangi bir anlam yüklenmeyişinden dolayı isteksiz oluşları, aile üyeleriyle aile içi rollerin bilinememesinden dolayı çatışmaların olduğu, maddi imkanların yeterli olmayışından dolayı ihtiyaçlarını gerçekleştiremediklerini ve yeteneklerinin farkına varıp bir işe dahil olmak istemeleri; çocukların ise serbest zamanlarının çok fazla oluşu ancak bunları değerlendirecek herhangi bir aktivitenin olmamasından dolayı kendi yeteneklerini keşfedememesi, sorun çıkarma ve soruna katılmalarından dolayı aile içinde çatışmalar olduğu gözlemlenmiştir. Sorun sistemi anne ve çocuk üzerinedir. Sorun sistemi ailenin kurulmasıyla beraber yaşantının beraberinde bir sürü olumsuzluk getirmesiyle oluşmuştur. Sorunlar gelişmişlik düzeyi ve aile içinde kriz zamanlarının aşılamaması ve ne yapılacağının bilinememesinden dolayı meydana gelmektedir. Müracaatçı sistemi kendisine vakit ayıramayıp yani kendini tanıyacağı zamanın olmasını istemesi, kadınların tek işinin ev işi ve çocuk bakmak olmadığını göstermek istemesi, maddi kazancının olması, çocuklar ise  serbest zamanlarını dolu dolu geçmesini istemektedir. Sorunlarıyla başa çıkma konusunda birtakım faaliyetlerde bulunmuşlardır ama olumlu sonuç alamadıkları için devamlı olmamıştır. Müracaatçılar sorunlarıyla baş etmek olumlu hale çevirmek, bilgi ve becerilerini öğrenmek bu yönde ilerlemek, başarılı olmak; etkinlik, seminer vb. faaliyetler ile süreçte aktif rol oynayacak uzmanlara yani dışsal kaynaklara ihtiyaç duymaktadırlar.

    Siyasi Sosyal Çalışma: Siyasi sosyal çalışma, sosyal çalışmacıların sosyal adalet ve insan hakları için sosyal politik eylemde bulunmaları konusunda etik sorumluluklarını yerine getirdikleri, politik katılımın genişletilmesi, politika gündemlerinin etkilenmesi, kampanyalarda seçim bürolarında çalışmayı da içeren, toplumsal değişim için politika mekanizmalarına, politika geliştirmede güç dinamiklerine katılmaya dair araştırma ve teoriden gelen bilgiyle gerçekleştirilen sosyal çalışma uygulamalarıdır. Siyasi sosyal çalışma uygulamalarının iki aşaması bulunmaktadır. Bu aşamaların ilki; değerlendirmedir diğeri ise politik müdahalenin planlanmasıdır.

    Sağlıksız Aile: Karşısındaki insana saygı duymayan, iletişimi sınırlı olan, herkesin sadece kendi ihtiyacına odaklandığı, psikolojik, fiziksel, duygusal şiddetin olduğu, birbirlerinin sınırlarını ihlal eden, çocuğun gelişiminin geciktiği, ortak soyadına sahip olmak ve aynı evinde yaşamak gibi niteliklerin dışında herkesin kendi halinde yaşadığı, güvensizliği fazla olduğu aile özellikleridir.

    Sorun 1 Gereksinim
    Anne-çocuk çatışmalarının yaşanması. Anne ve çocuk çatışmalarının sonlanması.

     

    Sorun 2 Gereksinim
    Kadınların yeteneklerini bilmemesi ve emek üretiminde bulunmak için ne yapacağını bilememesi. Kadınların yeteneklerini keşfederek iş programlarına katılmaları.

     

    Sorun 3 Gereksinim
    Çocukların serbest zamanlarını nasıl değerlendireceklerini bilememesi.

     

    Çocukların serbest zamanlarını değerlendirecek faaliyet arayışları.

     

    Planlama

    Sorun 1: Anne-çocuk çatışmalarının yaşanması.

    Sorun 2: Kadınların yeteneklerini bilmemesi ve emek üretiminde bulunmak için ne yapacağını bilememesi.

    Sorun 3: Çocukların serbest zamanlarını nasıl değerlendireceklerini bilememesi.

    Sorun 1 Gereksinim Makro Düzey Artı Yönler Eksi Yönler
    Anne-çocuk çatışmalarının yaşanması. Anne ve çocuk çatışmalarının sonlanması. Mahallede sorunların çözümü için görevlendirilen sosyal hizmet uzmanı, psikolog, çocuk gelişimci vb. uzmanların anne-çocuk ilişkilerini düzenlemeye yönelik çalışmalar yapması. Sürece devamlı katılım sayesinde anne-çocuk rollerinin farkına vararak kriz durumlarında ne yapabileceklerini öğrenir. Sürece katılımın devamlı olmaması, eğitimi anlayamama sonucunda çatışmalarda olumsuzluğa doğru ilerlemenin olması.
      Seçenekler Güçlü Yanlar
    Makro Çalışmalarla birlikte sorunların önüne geçilip değişim olumlu yönde ilerleyebilir. Kişilerin bu durumları değişmesi için istekli olması.
     
    Kim Yapacak? Ne yapacak? Ne Zaman Yapacak? Başarıyı Kim Ölçecek?
    Anne ve çocuk. Sorunu önlemek için kriz anını başarılı şekilde atlamak için ortak çalışmalar. Sorun ortaya çıktığında ya da etkisi hissedildiğinde. Sosyal Hizmet Uzmanı ya da uzman kişiler.

     

     

    Sorun 2 Gereksinim Makro Düzey Artı Yönler Eksi Yönler
    Kadınların yeteneklerini bilmemesi ve emek üretiminde bulunmak için ne yapacağını bilememesi. Kadınların yeteneklerini keşfederek iş programlarına katılmaları. Kadınların eğitim programlarıyla beraber yeteneklerini keşfetmeleri için etkinlik vb. çalışmalara katılmaları ve emekleri sonucunda bir iş programına dahil edilmeleri. Kadınların artık ekonomik açıdan yetersiz hissetmemeleri ve kendilerine güvenmeleri. Yanlış yönlendirme vb. durumlar sonucunda yeteneğini keşfedemeyen kadınların umutsuzluklarının artması.

     

      Seçenekler Güçlü Yanlar
    Makro Kadınların çeşitli iş programlarına dahil olabilmesi. Kişilerin emek gücüne katılımı için yeteneklerini öğrenmeleri.

     

    Kim Yapacak? Ne Yapacak? Ne Zaman Yapacak? Başarıyı Kim Ölçecek
    Kadınlar (anneler). Yetenekleri doğrultusunda emek üretecek. Eğitim programlarını tamamladıktan sonra. Eğitim görevlileri.

     

     

     

     

    Sorun 3 Gereksinim Makro Düzey Artı Yönler Eksi Yönler
    Çocukların serbest zamanlarını nasıl değerlendireceklerini bilememesi.

     

    Çocukların serbest zamanlarını değerlendirecek faaliyetlere katılmak istemeleri. Öğretmen ve spor eğitimcilerinin çalışmalarıyla haftanın belirli günlerinde kurs ve aktivite gerçekleştirilmesi. Çocuklar serbest zamanlarını boş geçirmeyip yeteneklerinin farkına varabilir, daha başarılı olabilirler. Çocuklar süreç içerisinde aşağılanma, akran zorbalığı vb. durumlarda kendisini geri çekebilir.

     

      Seçenekler Güçlü Yanlar
    Makro Çocukların serbest zaman kullanımlarını değiştirmeleri için seçeneklerinin olması ve değişim için uğraşmaları. Çocukların etkinliklere aktif olarak katılıp, kendi yeteneklerini öğrenmeleri.

     

    Kim Yapacak? Ne Yapacak? Ne Zaman Yapacak? Başarıyı Kim Ölçecek?
    Çocuklar Eğitim programlarına katılarak boş zamanlarını değerlendirecekler. Eğitimlerin belirlendiği tarih ve saatlerde. Eğitim görevlileri.

     

    Kadınlar ve çocuklar eğitim ve programlara çok acil bir durum olmadıkça devamlı katılım gösterecekleri, ödevlerin zamanında yapılacağı, ilk bir ay haftada bir görüşmelerin gerçekleştirileceği sonraki süreç içerisinde 2 haftada bir olacağı ve 3 ay tamamlandıktan sonra ayda bir defa görüşme yapılmasına; süreç içerisinde durumların istenilen şekilde ilerlememesi ve bir gelişme gösterilmemesi sorunların aşılamaması durumlarında o kişiye ya da kişilere özel bir eğitim programı gerçekleştirilmesine, burada gerçekleştirilemeyen işlemler olduğunda kurumlara havale işlemlerinin gerçekleştirileceği, gerekli durumlarda bilgilerin kullanılacağı, fotoğraf vb. işlemler için izin alınmıştır ve anlaşma sağlanmıştır.

     

    Uygulama

    Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin yaptığı araştırma sonucunda sorunlar belirlenmiştir. Bu sorunlar planlama aşamasında belirtildiği gibi makro düzeyde, belediyenin görevlendirdiği kişiler ve sorun sisteminde olan anne-çocuk katılımıyla faaliyetler, etkinlikler, seminer vb. çalışmalar gerçekleştirilecektir. Bu uygulama 6 ay devam edecek olup gerekli görülmesi durumunda 1 yıla kadar uzatılma ya da sorun aşılamadığı zaman gerekli kurumlara havale edilmesi şeklinde ilerleyecektir.

    Son Değerlendirme

    Çocukların serbest zamanlarını değerlendirememe, anne-çocuk çatışması, kadınların (annelerin) yeteneklerini keşfetme, emek üretimi gerçekleştirmek istemesi gibi sorunlar Kayseri Büyükşehir Belediyesi tarafından gerçekleştirilen “Anne-Çocuk Birlikte” projesiyle hayata geçirilmiştir ve başarılı bir şekilde ilerlemektedir. Uzmanların raporları, kadınlar (anneler) ve çocuklar ile yapılan görüşmeler sonucunda hayatlarında olumlu değişiklikleri fark ettiği, kriz durumlarının üstesinden gelinebildiği, tıkandıkları zaman yardım alabildikleri, seminerler ve eğitim programları sonucunda kendi güçlerinin ve ne yapabileceklerinin farkına vardıkları, çocukların boş zamanlarını değerlendirecekleri çok fazla aktivite olduğu, yeteneklerinin ne olduğunu öğrenip o alanlara yönelerek aktif rol oynadıkları, kurslar sayesinde okula ek takviye olduğu derslerinde ki başarı oranlarının arttığı hakkında olumlu geri dönüşler alınmıştır.

    Sonlandırma/Bağlantıyı Kesme

    Uzmanların raporları ve sürecek katılanların olumlu geri dönüşleri sonucunda programın belirtildiği gibi tarihinde planlı olarak sonlandırılmasına karar verilmiştir. Ancak süreç içerisinde olumsuz giden durumlar olduğunda veya bu olumsuz durumların üstesinden gelinemezse, kişi veya kişilere zarar verdiğinde telefonla arayarak ya da kuruma gelerek görüşmeler gerçekleştirilecek ve gerekli değerlendirmeler yapılacaktır.

    İzleme

    İzleme, program bitmeden önce görüşmeler gerçekleştirilirken program bittiğinde ilk olarak 1 ay sonra ev ziyaretleri şeklinde olmasına müsait olmayanlar için de telefonla görüşme gerçekleştirilmesine karar verilmiştir. Sonraki süreç içerisinde 3 veya 6 arayla telefonla arayarak takibin yapılmasına karar verilmiştir.

  • SOSYAL İNCELEME RAPORU * 3

    15 Mart 2020 tarihinde vuku bulan yaralama olayı üzerine yaralanan M.Ç. ve ailesi Yavuz
    A.’yı 16 Mart 2020 tarihinde şikayet etmiştir. Bunun üzerine 17 Mart 2020 tarihinde olayda
    taraf olan Yavuz A. ve B.İ.’nin ifadeleri alınmış ve olayın şüphelisi Yavuz A. Ankara Çocuk
    Mahkemesine sevk edilmiştir. 18 Mart 2020 tarihinde Yavuz A.’nın işlediği ilk suç için ilk
    mahkeme görülmüştür.
    18 Mart 2020 tarihinde Ankara Çocuk Mahkemesi’nde verilen karar ile çocuk Yavuz A.’nın
    sosyal incelemesinin yapılması gerekli görülmüştür. Sosyal İnceleme Raporu’nun 25 Nisan
    2020 tarihinde görülecek mahkemeden önce teslim edilmesi uygun bulunmuştur.
    SOSYAL İNCELEME RAPORU
    Bu rapor 2253 Sayılı Kanunun 20. Maddesi ve Çocuk Koruma Kanunun Uygulanmasına
    İlişkin Usul ve Esaslara Hakkında Yönetmeliğin 21. Maddesi Gereğince Hazırlanmıştır.
    Görevlendirilen Makam: Ankara Çocuk Mahkemesi
    Dosya Numarası: 5690 Sayılı Dosya
    Rapor İstem Nedeni: Yavuz A.’nın Çocuk Koruma Kanuna Göre Suç Durumunun İncelenmesi
    ve Sosyal İnceleme Yapılması
    Rapor İstem Tarihi: 20.03.2020
    Rapor Teslim Tarihi: 19.04.2020
    Raporu Hazırlayanın Adı-Soyadı, Unvanı: Zeynep İSMİ, Sosyal Çalışmacı
    Sosyal İncelemesi Yapılacak Çocuğun;
    T.C. Kimlik Numarası: 12345678902
    Adı, Soyadı: Yavuz A.
    Cinsiyeti: Erkek
    Doğum Yeri, Tarihi: Ankara, 01.02.2006
    Nüfusa Tescil Tarihi: 03.02.2006
    İkametgah Adresi: Fındık Mah. Ceviz Sok. Badem Apt. No:2/1 Kızılay, ANKARA
    Baba Adı, Soyadı ve İletişim Bilgileri: H.A., 05320000000
    Anne Adı, Soyadı ve İletişim Bilgileri: Ç.A., 05410000000
    Sorunun/Suçun Tanımı: Çocuk Yavuz A. 15 Mart 2020 tarihinde sınıftan kız arkadaşı
    B.İ.’nin erkek arkadaşı M.Ç.’yi bıçakla yaralamıştır.
    Bilgi Toplanılan Kaynaklar
    Ortokul 8. Sınıf öğrencisi olan çocuk Yavuz A. ile iki görüşme yapılmış olup, bu görüşmeler
    22 Mart ve 3 Nisan tarihlerinde Sosyal Çalışmacının Ofisinde, bir saat süreli olarak
    yapılmıştır. Bu görüşmeler yüz yüze yapılmış olup görüşme sırasında ofiste kimse
    bulunmamıştır. 22 Mart 2020 tarihinde yapılan ilk görüşmeye sosyal çalışmacı kendini
    tanıtarak başlamış, Yavuz A.’ya nasıl olduğu, okul ve ev hayatının nasıl gittiği sorulmuştur.
    Yavuz A.’nın sorulara istemsiz şekilde cevap verdiği görülmüştür. Aile ve ev hayatından hiç
    söz etmemiştir. Okulda herhagi bir problem olup olmadığı sorulduğunda ise gözlerini
    kaçırmış ve bir problem olmadığını ifade etmiştir. Bunun üzerine okul hayatıyla ilgili sorular
    sorulmaya devam edilmiş, derslerinin nasıl olduğu, yakın arkadaşının olup olmadığı
    öğrenilmeye çalışılmıştır. Yavuz A. ders çalışmayı sevdiğini fakat çalışamadığını ifade
    etmiştir. Sınıfta B.İ. adında bir kız arkadaşı olduğunu iyi anlaştıklarını ifade ederken
    gülümsediği fark edilmiştir. Yavuz A. B.İ.’nin çok güzel olduğunu onu çok sevdiğini de
    söylemiş, fakat B.İ.’nin büyük bir hata yaptığını ona çok kızgın olduğunu eklemiştir. Bu konu
    hakkında daha fazla konuşmak istediğini söyleyerek görüşmeyi sonlandırmak istediğini ifade
    etmiştir. Görüşme Yavuz A.’nın isteği üzerine sonlandırılmış ve bir sonraki görüşme tarihi
    Yavuz A. ile birlikte belirlenmiştir. 3 Nisan 2020 tarihinde yapılan ikinci görüşmede Yavuz
    A.’nın ilk görüşmeye oranla daha rahat olduğu fark edilmiştir. Yavuz A. bir süre sessiz
    kaldıktan B.İ.’den bahsetmeye başlamıştır, böyle olmasını istemediğini ifade ederken gözleri
    dolmuştur. Ardından 15 Mart 2020 tarihinde okulda B.İ. ile buluştuklarını ve B.İ.’ye ona ilgi
    duyduğunu söylediğini, fakat B.İ.’nin onu terslediğini ve kendisine hakaret ettiğini, ardından
    B.İ.’nin okulu terk ettiğini söylemiştir. Yavuz A. çok öfkelendiğini, B.İ.’yi takip ettiğini, yolda
    mahalleden arkadaşı N.O. ile karşılaştığını söylemiştir. B.İ.’nin bir erkekle sarıldığını
    gördüğünü, N.O. bunu nasıl sana yapar dediğini Yavuz A.’nın daha çok öfkelendiğini, bu
    sırada B.İ. ve M.Ç.’nin onu fark ettiğini ardından tartışma çıktığını, M.Ç.’nin ona hakaret
    ettiğini söylemiştir. Çıkan tartışma büyümüş ve M.Ç. Yavuz A.’ya yumruk atmıştır, Yavuz A.
    cebindeki bıçağı çıkararak B.İ.’nin arkadaşı M.Ç.’nin karnına sapladığını ve ardından N.O. ile
    olay yerinden koşarak uzaklaştıklarını ifade etmiştir. Babası H.A.’nın da annesi Ç.A.’ya
    şiddet uyguladığını, annesi Ç.A.’nın babası H.A.’ya onu sevmediği söylediğinde babasının
    ona vurduğunu anne Ç.A. şiddet uygulandığında baba H.A.’ya iyi davrandığı için Yavuz A. da
    bunun sevgi gösterme yolu olduğunu düşündüğünü, M.Ç.’ye zarar verirse B.İ.’nin onu
    seveceğini düşündüğünü ifade etmiştir. Ardından daha fazla konuşmak istemediğini belirtmiş,
    bunun üzerine görüşme sonlandırılmıştır.
    Çocuk Yavuz A.’nın öğretim gördüğü okula gidilerek okul müdürü, Yavuz A.’nın rehber
    öğretmeni, sınıf öğretmeni ve B.İ. ile görüşme yapılmıştır. Görüşülen kişilerin hepsi ile otuz
    dakika görüşülmüş olup bu görüşme 23 Mart 2020 tarihinde okulda yapılmıştır. Bu
    görüşmeler yüz yüze yapılmış olup, her bir kişi ile ayrı görüşülmüştür, görüşme sırasında
    odada sosyal çalışmacı ve görüşülen kişiler dışında kimse bulunmamıştır. Okul müdürü ile
    yapılan görüşmede Yavuz A.’nın sorunlu bir çocuk olduğunu, devamsızlık yaptığı, kavga
    çıkarmaya meyilli olduğu öğrenilmiştir. Okul Müdüründen, Yavuz A.’nın 5. sınıftayken kavga
    çıkardığı, sınıf arkadaşını merdivenlerden ittiği öğrenilmiş, sigara kullanırken yakalandığı ve
    bıçak taşıdığı için bir defa uyarı cezası aldığı bilgisine ulaşılmıştır. Sınıf öğretmeni ile yapılan
    görüşmede Yavuz A.’nın sınıf arkadaşlarıyla anlaşamadığını, arkadaşlarının onu dışladığını,
    Yavuz A. ya kötü kelimlere kullandıklarını ve akran zorbalığı yaptıklarını, sınıf öğrencisi B.İ.
    ile iyi anlaştıklarını söylemiştir. Ayrıca matematik dersinde iyi olduğunu zor soruları doğru
    yanıtladığını eklemiştir. Rehber öğretmen ile yapılan görüşmede ise Yavuz A. ile yaptığı
    görüşmelerde konuşmaktan çekindiğini, neden sigara içtiği öğrenilmek istendiğinde odadan
    çıkıp gittiği öğrenilmiştir. Rehber öğretmen devamsızlık için aile ile görüşmek istemiş fakat
    aile okula gelmemiştir. B.İ. ile yapılan görüşmede yaralama olayının vuku bulduğu gün Yavuz
    A.’nın ona ilgisini itiraf ettiğini söylemiştir. Bunun üzerine B.İ. ona kendisinden uzak durması
    gerektiğini, onunla arkadaş olmasının bir hata olduğunu, çok kötü biri olduğunu söylemiş ve
    birçok hakaret etmiştir. Bunun üzerine Yavuz A. B.İ.’nin üzerine yürümüş, B.İ. onu itmiş ve
    sınıftan uzaklaşmıştır. B.İ. erkek arkadaşının yanına giderken Yavuz A. onu takip etmiş ama
    B.İ. bunu fark etmemiştir. M.Ç.’ye sarıldığı zaman Yavuz A. ve arkadaşını görmüş, ona
    burada ne işi olduğunu sormuş ve ardından M.Ç. ve Yavuz A. tartışmaya başlamış, en sonunda
    M.Ç.’nin kanlar içinde gördüğünü söylemiştir.
    Çocuk Y.A.’nın annesi Ç.A., babası H.A. ve diğer üç kardeşi ile birlikte yaşadığı eve bir
    kere ziyarette bulunulmuştur. Bu ziyaret 24 Mart 2020 tarihinde yapılmıştır. Görüşme iki saat
    sürmüştür, bütün aile üyelerinin olduğu bir odada görüşme yapılmıştır. Eve ziyarette
    bulunulacağını bilgisi daha önce verilmiş fakat tarih belirtilmemiştir. Eve yapılan ziyarette
    evde bir muftağın, bir oturma odasının ve iki yatak odasının olduğu görülmüş; evin soba ile
    ısıtıldığı, çocukların bir odada kaldığı ve evin kira oldduğu öğrenilmiştir. Görüşme
    başladığında baba H.A., ağabey U.A. evde değildir, Yavuz A. ve kız kardeş Ö.A. okuldadır.
    Anne Ç.A. ile yapılan görüşmede sorulan sorulara cevap vermekten kaçındığı ve yüzünde
    morluklar olduğu fark edilmiştir. Anne Ç.A.’ya morlukların sebebi sorulduğunda ve yüzünü
    kapıya çarptığını ifade etmiştir. Anne Ç.A.’dan kendi aile ilişkileri ve Yavuz A.’nın okuldan
    sonra vaktini nasıl değerlendirdiği hakkında bilgiler alınmıştır. Oğlu Yavuz A.’nın okumak
    istediğini, masum olduğunu, aslında hiç böyle bir çocuk olmadığını, mahallede yaşayan
    arkadaşlarının buna sebep olduğunu düşündüğünü ifade etmiştir. Görüşme sırasında baba
    H.A. ve ağabey U.A. eve gelmiştir. Onlara da Yavuz A.’nın işlediği suç sorulduğunda baba
    H.A. ve ağabey U.A. Yavuz A.’yı desteklediği “İyiki yapmış aslan oğlum/kardeşim” gibi
    ifadeler kullandıkları görülmüştür. Baba H.A.’nın evde baskın karakter olduğu görülmüştür.
    Yavuz A.’nın küçük kız kardeşi Ş.A.’nın kıyafetlerinde yırtıklar olduğu da fark edilmiştir.
    Yavuz A. ve Ö.A. okuldan geldikten sonra Yavuz A.’nın davranışları incelendiğinde kız
    kardeşleriyle ilgilendiği gözlenmiştir.
    25 Mart’ta Yavuz A.’nın ikamet ettiği mahallenin muhtarı ile 30-35 dakikalık bir görüşme
    yapılmıştır. Bu görüşme muhtarın ofisinde birebir gerçekleştirilmiştir. Yapılan görüşmede
    Yavuz A.’nın ailesine Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı ile yardım yapıldığı, baba
    H.A.’nın çalışmadığı, anne Ç.A.’nın ise temizliğe gittiği, bu mahallede iki senedir
    bulundukları, sorunları olan bir aile oldukları öğrenilmiştir. Anne Ç.A.’nın birkaç ay önce
    evden küçük kız Ş.A.’yı alarak evden kaçtığını, Kadın Konukevine sığındığı, fakat baba
    H.A.’nın anneyi arayarak sürekli rahatsız ettiği ve eve dönmesi için zorladığı öğrenilmiştir.
    Anne Ç.A. daha fazla dayanamayıp eve dönmüştür. Muhtarla yapılan yapılan görüşmenin
    ardından Yavuz A.’nın komşuları ile görüşülmüş bu görüşmeler on beş dakika kadar
    sürmüştür. Komşularla yapılan görüşmede Yavuz A.’nın yaşadığı evden çığlık ve kavga
    sesleri geldiği, anne Ç.A.’nın kendileri ile konuşmadığı öğrenilmiş, Yavuz A. ve ağabey
    U.A.’nın daha önce hırsızlık olayına karıştığı bilgisine ulaşılmıştır. Yavuz A.’nın mahalledeki
    arkadaşlarının sabıkalı oldukları, aralarında madde kullananların da olduğu, mahallede yaşlı
    bireylerin önünü kestikleri ve para istedikleri vermezler ise bıçak ile tehdit ettikleri
    öğrenilmiştir. Yavuz A. ve mahalledeki arkdaşlarının alkol aldıkları bilgisine ulaşılmıştır.
    Ankara Emniyeti Çocuk Şube Müdürlüğü’nden Yavuz A. ve ailesinin kayıtları istenmiştir
    Bu kayıtlar 26 Mart 2020 tarihinde elimize ulaşmıştır. İncelenen belgelerden elde edilen
    bilgilere göre İncelenen belgelerde ise Yavuz A.’nın 11 yaşında iken hırsızlık olayına karıştığı,
    bu hırsızlığa ağabey U.A.’nın ve mahalledeki arkadaşlarının zorladığı ve cezai ehliyeti
    olmadığı için işlem yapılmadığı öğrenilmiştir. Bu hırsızlık olayında Yavuz A. mahallede
    yürüyen bir kadının çantasını alarak kaçtığı ve mahalledeki arkadaşları ile birlikte çantanın
    içindeki paraları alıp olay yerinden uzaklaştığı bilinmektedir.
    Yavuz A.’nın olaya tanık olan arkadaşı N.O. ile N.O.’nun iletişim bilgileri ve adresi
    bilinmediği ve olay yaşandıktan sonra N.O. ortadan kaybolduğu için görüşme yapılamamıştır.
    Mağdur M.Ç. ile görüşme yapılmak istenmiş kendisine ulaşılmış fakat M.Ç. görüşmek
    istemediğini belirtmiştir.
    Değerlendirme
    Suça İlişkin Bilgiler
    15 Mart 2020 tarihinde saat üç sularında Yavuz A. sınıftan kız arkadaşı B.İ. konuşmak
    istemiş ve B.İ.’ye bunu söylemiş, B.İ. de konuşmayı konuşmayı kabul etmiş ve sınıfta
    konuşmak için buluşmuşlardır. Yavuz A. B.İ.’ye ona ilgi duyduğunu ve çok sevdiğini
    söylemiş, B.İ. ise Yavuz A. ile dalga geçmiş, onu sert bir dille reddetmiştir. Ardından B.İ.
    Yavuz A.’yı itip sınıftan uzaklaşmıştır, çok öfkelenen Yavuz A. sıraları tekmelemiş ve sınıftan
    çıkarak B.İ.’yi takip etmeye başlamıştır. Yavuz A. B.İ.’yi takip ederken yolda mahalleden
    arkadaşı N.O. ile karşılaşmıştır. Yavuz A. arkadaşı N.O.’ya olanları anlatmıştır. B.İ. takip
    edildiğini fark etmemiştir. B.İ. erkek arkadaşı M.Ç. ile buluşmuş ve ona sarıldığı anda Yavuz
    A.’yı görmüştür, Yavuz A. bu görüntüyü görünce çok öfkelenmiş, N.O. ise Yavuz A.’ya B.İ.
    sana nasıl bunu yapar diye söylenmektedir. Yavuz A.’nın öfkesi artmış, B.İ. ve M.Ç. ile
    tartışmaya başlamış, M.Ç. Yavuz A.’ya hakaretler etmiş ve ona yumruk atmıştır. Bunun
    üzerine Yavuz A. cebindeki bıçağı çıkararak M.Ç.’nin karnına saplamıştır. M.Ç. yere yıkılmış,
    B.İ. yardım istemeye çalışırken, Yavuz A. ve N.O. koşarak uzaklaşmış, uzaklaşırken N.O.
    Yavuz A.’ya ‘Helal olsun sana.’ gibi ifadeler kullanmıştır. Yavuz A. olay ardından evine
    gitmiş ve babasına olayı anlatmıştır. Babası ise onu tebrik etmiştir.

    Hastaneden alınan bilgilere göre M.Ç. yaşadığı yaralama olayı sonucunda yara kısa sürede
    tedavi edilebilmiştir. Bıçak yarasının derin olmadığı ve M.Ç.’nin günlük hayatında herhangi
    bir soruna sebep olmayacağı Adli Tıp tarafından belirtilmiştir. Yara kısa sürede tedavi edilmiş
    olup M.Ç. istirahat etmesi için eve gönderilmiştir.
    Yavuz A.’nın hırsızlık olayına karışmasına ağabey U.A.’nın ve mahalledeki arkadaş
    grubunun sebep olduğu, onu hırsızlık yapması için zorladığı, yapmazsa şiddet göreceği için
    yapmak zorunda kaldığı görülmüştür. Yavuz A. ile yapılan görüşmelerde Yavuz A.’nın
    yaşadığı mahalledeki arkadaşları, ağabeyi ve babası tarafından suça sürüklendiği, böyle bir
    ortamda büyümüş olması Yavuz A.’yı etkilemiştir. Yapılan görüşmelerde Yavuz A. aslında
    insanlara zarar vermek istemediğini, fakat kabul edilmek için yaptığını ifade etmiştir. Yaptığı
    suçlar dolayısıyla üzgün olduğu anlaşılmıştır.
    Yavuz A.’nın işlediği suçun olumsuz yönlerinin farkında olmadığı, işlediği suçlar ailesi
    tarafından desteklendiği için farkına varamadığı görülmüştür. Yaralama suçunun motivasyonu
    öfkesini kontrol edememesi, B.İ.’nin ona kötü davranması, ailesinde şiddet olgusunu görmesi,
    mahalle arkadaşları ile kurduğu ortamda suç olgusunun olması Yavuz A.’yı etkilemiştir.
    Bireysel Özellikler
    Yavuz A. orta ergenlik döneminde olan bir çocuk olup yaşının gerektirdiği fiziksel
    gelişimdedir. Herhangi bir sağlık problem bulunmadığı bilinmektedir. Yaşadığı ergenlik
    döneminin etkisi ile akranları tarafından kabul edilme isteği bulunmaktadır. Fakat okuldaki
    arkadaşları sorunları vardır. Bu eksikliği mahalledeki arkadaşları ile gidermeye çalışmıştır.
    Mahallede arkadaşları sigara, alkol ve madde kullanmaktadır. Yavuz A. kendisini o ortama ait
    hissedebilmek adına sigara kullanmaya başlamış ve mahalle arkadaşları ile alkol kullanmıştır.
    Kendini bir ortama ait hissetmek ve akran grupları ile anlaşmak orta ergenlik dönemindeki
    ergenler için çok önemlidir. Bu sebeple Yavuz A.’da kendini kabullendirmek adına suç işleme
    davranışında bulunduğu gözlemlenmiştir. Yavuz A.’nın duygularını ifade etmekte zorlandığı,
    öfke kontrolünün olmadığı, çekingen bir çocuk olduğu fark edilmiştir.
    Aileye ve Yaşanılan Çevreye İlişkin Bilgiler
    Y.A.’nın yaşadığı mahallede suç vakalarının yaşandığı, bir grup genç ve çocuğun mahallede
    yaşayan insanların önünü kestikleri, hırsızlık olaylarının olduğu, madde bağımlısı olan
    gençlerin olduğu, sigara ve alkol kullanımının da yoğun olduğu bir mahalledir. Yavuz A.’nın
    arkadaş çevresinin de mahallede olması Yavuz A.’yı bu yöne kaymasına sebep olmaktadır,
    Yavuz A.’nın alkol ve sigara kullandığı, madde deneyiminin olmadığı bilgisine ulaşılmıştır.
    Yaşadığı çevre ve aile ortamı Yavuz A.’yı etkisi altına almış ve onu suça sürüklemiştir.
    Ağabey U.A.’nın Yavuz A.’yı hırsızlık yapmaya zorlaması, şiddet görmekle tehdit edilmesi
    Yavuz A.’yı yapmak zorunda bırakmıştır. Yavuz A. mahalledeki arkadaşları ile yaşlı
    kadınların ve adamların önünü keserek para istedikleri bilinmektedir.

    Anne Ç.A. ve baba H.A. 08.08.2001 tarihinde Çorum’da evlenmiş, 2002 yılında baba
    H.A.’nın işi dolayısı ile Ankara’ya göç etmişlerdir. Şu anda yaşadıkları mahalleye ise 2 sene
    önce taşındıkları, baba H.A.’nın bir yıldır işsiz olduğu daha öncesinde ise güvenlik olarak bir
    şirkette çalıştığı, anne Ç.A.’nın ise şu an evlere temizliğe gittiği, daha öncesinde çalışmadığı
    öğrenilmiştir. Oturdukları evin kira olduğu ve herhangi bir sağlık güvencelerinin olmadığı
    bilinmektedir. Yavuz A.’nın ağabeyi U.A. 17 yaşında olup, okula devam etmemekte, bir oto
    tamircisinde çalışmaktadır. Yavuz A. 14 yaşındadır ve 8. sınıfa devam etmektedir. Yavuz
    A.’nın kız kardeşi Ö.A. 10 yaşındadır ve eğitimine devam etmektedir. Yavuz A.’nın küçük kız
    kardeşi Ş.A. 3 yaşındadır ve evde bakılmaktadır. Ailenin sosyoekonomik durumu iyi değildir.
    Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfından ayni ve nakdi yardım almaktadırlar. Yavuz
    A.’nın kız kardeşi Ö.A.’nın da devamsızlık durumunun fazla olduğu bilinmektedir.
    Aile içi ilişkilere bakıldığında baba H.A.’nın ev içinde baskın karakter olduğu, Yavuz A.’nın
    verdiği bilgilere göre H.A.’nın eşi Ç.A.’ya şiddet uyguladığı bilinmektedir. Ek olarak eve
    ziyaret yapıldığında görüldüğü üzere anne Ç.A.’nın yüzünde morluklar olması, mahalle
    muhtarından alınan bilgiye göre anne Ç.A.’nın evi terk etmesi ve Kadın Konukevine
    sığınması ve geri dönmesi için tehdit edilmesi, komşulardan alınan bilgiye göre evden gelen
    kavga ve çığlık sesleri evde bir fiziksel şiddetin söz konusu olduğu görülmektedir. Anne Ç.A.
    ve baba H.A.’nın sorunları olduğu anlaşılmaktadır. Yavuz A.’nın kız kardeşlerine düşkün
    olduğu yapılan ev ziyaretinde fark edilmiştir. Ağabey U.A.’nın eve geldiğinde aileden kimse
    ile iletişim kurmadığı, aileden kopuk olduğu görülmüştür. Kız kardeş Ö.A.’nın ise ev işlerinde
    annesine yardım ettiği fark edilmiştir. Baba H.A.’nın çocuklarla ilgili olmadığı yapılan ev
    ziyaretinde görülmüştür. Bakıldığında aile iletişiminin kopuk olduğu görülmektedir.
    Ailenin durumuna bakıldığında maddi durumlarının pek iyi olmadığı, evde çocukların
    rutubetli bir odada kaldığı, evin ısıtmasının soba ile sağlandığı, anne Ç.A.’nın kazandığı az bir
    miktar para ile geçindikleri, sosyal yardımlardan faydalandıkları görülmektedir. Ayrıca ağabey
    U.A.’da çalışmakta, fakat ailesine destek olup olmadığı bilinmemektedir. Aynı zamanda
    küçük kız kardeş Ş.A.’nın olması gerekenden daha zayıf olduğu ve kıyafetlerinin birçok
    kısmının yırtık olduğu görüşmüştür. Ailenin sosyo-ekonomik sorunlarının çözülmesi için baba
    H.A.’nın iş bulmasında yardım edilebilir, evde küçük bir çocuk olduğu için anne Ç.A.’nın
    evden yapabileceği bir iş bulunabilir.
    Anne Ç.A ve baba H.A.’nın aileleriyle ilişkileri incelendiğinde anne ve babanın aile
    ilişkilerinde sorunlar olduğu görülmektedir. Anne Ç.A.’nın ailesi tarafından reddedildiği ve
    ailesinden kimse ile görüşmediği öğrenilmiştir. Baba H.A.’nın ise ailesiyle yaşadığı arsa
    sorunları nedeniyle görüşmediği, baba H.A. ailesi ile görüşmeye kalktığında tartışmalar
    çıktığı, en son yaşanan tartışmada H.A.’nın erkek kardeşinin H.A. tarafından yaralandığı
    öğrenilmiştir. Bu olay H.A. ve ailesi tarafından saklanmış olup, daha sonra H.A.’nın kardeşi
    hastaneye gittiğinde ortaya çıkmıştır, kardeş şikayetçi olmayınca herhangi bir işlem
    yapılmamıştır. Bu yaralama olayı yaşandığında Yavuz A. ve ağabey U.A.’da baba H.A.’nın
    yanında olduğu öğrenilmiştir.
    Baba H.A. ve ağabey U.A.’nın yaşanan yaralama olayında Yavuz A.’yı desteklediği “İyiki
    yapmış aslan oğlum/kardeşim.” Söylemleri ile destekledikleri ve savundukları görülmüştür.
    Baba ve ağabey bu durumdan rahatsızlık duymak yerine gurur duymuşlardır. Bu şekilde
    Yavuz A.’nın yaptığı suçu bir gurur kaynağı olarak görmesine sebep olmuşlardır. Anne Ç.A.
    ise oğlunun bir insanın canını yakacak birisi olarak düşünmediği, onu yönlendirenin
    mahalledeki arkadaşlarının olduğu düşünmektedir. Görüldüğü üzere Yavuz A.’nın işlediği suç
    hakkında ailesi farklı düşüncelere sahiptir.
    Okul, Arkadaş ve Boş Zamanları Değerlendirmeye İlişkin Bilgiler
    Okul müdürü, sınıf öğretmeni ve rehber öğretmen ile yapılan görüşmeler kapsamında Yavuz
    A.’nın okula gitmek istemediği anlaşılmıştır. Okulda akran zorbalığına ve kötü sözlere maruz
    kaldığı, arkadaş çevresinin kalabalık olmadığı sadece bir arkadaşının olduğu görülmektedir.
    Yavuz A.’nın okulda kavgaya meyilli olduğu, tartışmalar çıkardığı öğrenilmiştir. Sınıf
    öğretmeninden alınan bilgiye göre matematik dersine ilgili olduğu ve zor soruları yanıtladığı
    öğrenilmiştir.
    Anne Ç.A.’dan alınan bilgilere göre Yavuz A. baba H.A. ve ağabey U.A. evde olmadığında
    ders çalışmaktadır ve eğitimine devam etmek istemektedir. Fakat baba ve ağabey Yavuz
    A.’nın üstünde baskı oluşturmaktadır. Yavuz A. sık sık mahalledeki arkadaş grubu ile
    görüşmektedir. Bu arkadaş grubu ile alkol ve sigara kullanmaktadır. Kendini bir gruba ait
    hissetme güdüsü Yavuz A.’nın alkol ve sigara kullanmasına sebep olmaktadır.
    Suçun Ortaya Çıkışı ve Cezai Sorumluluk
    Yavuz A.’nın işlediği suç çevresi ele alınarak incelendiğinde suçun kaynağının Yavuz A.’nın
    yaşadığı aile ve içinde bulunduğu arkadaş grubu olduğu görülmektedir. Yavuz A.’nın şiddet
    olgusunu evde iyi bir olgu olarak görmesi, arkadaş grubu içinde suç ile ilgili kavramlara
    maruz kalması ve suç olgusunu burada öğrenmesi yaralama olayının kaynakları arasındadır.
    Baba H.A.’nın kendi kardeşini yaralamasını gören Yavuz A. bu olayı kendine örnek alabilir,
    çünkü bir çocuğun örnek aldığı insanlar anne ve babasıdır, bir çocuk ebeveynlerinde ne görür
    ise onu yapmaya meyillidir. Yani babanın yaralama suçu da Yavuz A.’nın suç işlemesinde
    etkili olabilir. 15 Mart günü B.İ. ile yaşadığı tartışma ve bunun üzerine onu M.Ç. ile görmesi
    Yavuz A.’nın daha çok öfkelenmesine sebep olmuştur. Olay sırasında Yavuz A.’nın yanında
    mahalleden arkadaşı N.O.’nun bulunması ve ona öfkelendirecek sözler söylemesi ve onu
    desteklemesi Yavuz A.’ya suçu işleme gücü vermiştir. Bunun üzerine Yavuz A. öfkesini
    kontrol edemeyerek M.Ç.’yı bıçakla yaralamıştır.

    Yavuz A. 14 yaşında olduğu için cezai ehliyete sahiptir, Yavuz A.’nın ceza almak yerine onu
    topluma kazandırma çalışmaları yapılmalıdır. Yavuz A. işlediği suçun farkında olmakla
    birlikte suçu B.İ.’yi korumak için işlediği için iyi olduğunu düşünmektedir. Yavuz A.
    büyüdüğü ortam nedeni ile suçun ne anlama geldiğini bilmemektedir. Suçun farkında olsa bile
    bunun iyi bir şey olduğunu düşünmektedir. M.Ç.’ye zarar verirse B.İ.’nin ona ilgi duyacağını
    düşündüğünü ifade etmiştir. Yavuz A.’nın düşünce yapısının sağlıklı işlemediği
    görülmektedir.
    Müdahale
    Müdahale Planı

    Yavuz A.’nın ailesinin yaşadığı sorunlar ve çocuk yetiştirme konusunda yaptıkları yanlışlar,
    okulda yaşadığı akran zorbalığının, arkadaş çevresinin, B.İ. ve M.Ç. ile yaşadığı sorunlar
    Yavuz A.’nın suça sürüklenmesine sebep olmuştur. Ailesel sorunlarının çözümü için, Yavuz
    A.’nın işlediği suçlar nedeniyle etkilenen gelişimini ve psikolojisini tedavi etmek ve Yavuz
    A.’yı topluma kazandırılması ve rehabilite edilmesi için; 5395 Sayılı Çocuk Koruma Kanunu
    5. Maddesi gereğince aileye çocuk yetiştirme konusunda Danışmanlık Tedbiri ve maruz
    kaldığı olaylar sonucu ruh sağlığını korumak amacıyla Sağlık Tedbiri uygulanması
    gerekmektedir. Yavuz A.’nın okulda maruz kaldığı akran zorbalığının ve devamsızlık sorunun
    çözümü için Okul Yönetimi ile birlikte multidisipliner çalışmalar yapılmalıdır. Yavuz A.’nın
    arkadaşları ile kaynaşması için okulda turistik geziler, piknik/mangal, ağaç dikme gibi ve
    benzeri etkinlikler düzenlenmelidir.

    Türk Ceza Kanununun;
    “29. Maddesine göre haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi
    altında suç işleyen kimseye, verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir.
    86. Maddesinin birinci fıkrasına göre Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının
    ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası
    ile cezalandırılır. Aynı Maddenin ikinci fıkraısna göre kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki
    etkisinin basit bir tıbbî müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması hâlinde, mağdurun
    şikâyeti üzerine, dört aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.”
    Belirtilen maddeler sonucunda Yavuz A.’nın ‘kasten yaralama’ ve ‘basit yaralama’ suçundan
    alabileceği cezalar tahrik indirimine tabii olabilir, bu şekilde alacağı cezanın dörtte üçünü
    alabilir. Yavuz A.’nın alacağı ceza beş yıldan az olacaktır ve onbeş yaşını doldurmamıştır bu
    gerekçe ile; 5395 Sayılı Çocuk Koruma Kanununun 21. Maddesi “Onbeş yaşını doldurmamış
    çocuklar hakkında üst sınırı beş yılı aşmayan hapis cezasını gerektiren fiillerinden dolayı
    tutuklama kararı verilemez.” gereğince, Yavuz A.’nın en yüksek yararı düşünülerek
    tutuklanma kararının verilmemesi, Yavuz A.’nın topluma kazandırılması ve topluma
    uyumunun sağlanması gerekmektedir.
    Olası Öneriler
    Yavuz A. ile sosyal çalışmacının görüşmeleri devam etmeli ve yaşadığı sorunların çözümü
    için Yavuz A.’nın güçlendirilmesi sağlanmalıdır. Yavuz A.’nın annesi Ç.A.’nın maruz kaldığı
    fiziksel şiddetin çözülmesi için anne ile görüşmeler ve hakları hakkında bilgilendirme
    yapılmalıdır. Anne Ç.A.’nın güçlendirilmesi için sosyal çalışmacı ile görüşmeler yapması
    gerekemektedir. Baba H.A. ve anne Ç.A.’nın arasındaki şiddet sorunlarının çözülmesi için
    aile danışmanına yönlendirilmelidir. Yaşanan sorular çözülemez ve fiziksel şiddet devam eder
    ise tedbirler uygulanmalıdır. 6284 Sayılı Ailenin Korunmasına ve Kadına Karşı Şiddetin
    Önlenmesine Dair Kanunun 3. Maddesine göre baba H.A. tarafından şiddet gören anne
    Ç.A.’nın korunması ve şiddetin önlenmesi için; kendisine ve gerekiyorsa beraberindeki
    çocuklara, bulunduğu yerde veya başka bir yerde uyun barınma yerinin sağlanması, geçici
    maddi yardım yapılması, psikolojik, meslekî, hukukî ve sosyal bakımdan rehberlik ve
    danışmanlık hizmeti verilmesi, hayatî tehlikesinin bulunması hâlinde, ilgilinin talebi üzerine
    veya resen geçici koruma altına alınması ve kreş imkanı sunulması gerekmektedir. Anne Ç.A.,
    Yavuz A. ve kardeşleri Kadın Konukevine alınabilir, annenin burada mesleki eğitim kurslarına
    gitmesi sağlanarak kendini geliştirmesi sağlanmalıdır.

    Baba H.A.’nın aileye ekonomik katkı sağlaması için iş bulmasına destek olunmalıdır.
    Ağabey U.A.’nın eğitimine devam etmesi için onunla görüşmeler yapılmalı, sorunlarının
    çözülmesi için ağabey U.A. ile birlikte çalışılarak çözümler üretilmelidir. Ağabey U.A.
    eğitimine devam etmek istemiyorsa meslek kurslarına giderek eğitim alması ve meslek
    edinmesi sağlanmalıdır. Ailenin yaşadığı sorunlar çözüldüğünde çocuklar sağlıklı bir aile
    ortamında büyüyecek ve topluma kazandırılmış olacaktır.

    Sosyal Hizmet Uzmanı * Öğrencisi
    Zeynep İSMİ

  • ANLAŞILAN İNSAN

     

    “İnsan, muhteşem bir potansiyeldir.” der Doğan Cüceloğlu kitabında. Sonrasında insanı ikiye ayırır: Potansiyelinin farkında olan ve farkında olmayan. Burada potansiyelden kastedileni güç, yetenekler, başarılar, hayaller, azim ve daha birçoğuyla sınıflandırabiliriz belki. Ama benim en çok üzerinde durmak istediğim nokta, yetenekleri.

    Dinlemeyi, konuşmayı, anlamayı, anlatmayı nihayetinde anlaşmayı bıraktığımız günden beri Necip Fazıl’ın bahsettiği münzevi balıklara dönmüşüz ayrı kavanozlarda. Aramıza sosyal mesafesi çoktan koymuşuz. Maslow’un yıllar önce “İhtiyaçlar Hiyerarşisi” adıyla başladığı dört maddeye, bu gün “iletişim yeteneği” diyerek bir temel atmayı bile gerektirir hale getirmişiz.

    İletişimsizliğin insan üzerindeki etkilerini gözlemlemiş olacaklar ki Aristoteles’ten tutun Üstün Dökmen’e Harold Lassmell’den Doğan Cüceloğlu’na pek çok isim iletişimi çalışmalarında konu alırken ”insanı insan yapan yeteneklerden biri” olarak tanımlamaktan geri durmamış. Aslında hepimiz ne denli büyük bir yeteneğe sahip olduğumuzun farkındayız. Bu farkındalıktan olacak ki iletişim kurabilmek için psikologlara harcanan paralar dikkat çekici boyutta. Bu harcanan paraları göz önünde bulundurursak bahsettiğimiz önemli isimlerin de toplumdaki iletişim(sizlik)e konusunda ses getiremedikleri aşikar.

    Peki sadece kelimelerle mi anlaşır insan? Bazen bir bakış, yürüyüş, tek bir nefes birçok şeyi anlatamaz mı? Misal müzik, nasıl da büyük bir beceridir aslında iletişim kurabilmek için. Şöyle bir geriye dönüp baksak bu becerinin bizim geçmişimizde tedavi olarak kullanıldığını bile görebiliriz. Tabii ki iletişim ve müzik arasındaki bozulamayan bağı gören sadece biz değiliz. 1800’lü yıllarda İtalyanca “A capella” adı verilen müzik türü çıkmış ortaya. Odağına etrafını dinlemeyi alan bu tür, diğer tüm aletleri susturmuş ve sadece insanların sesi duyulur olmuş.

    Şayet bir gün anlamanın ve anlatmanın mecburiyetten ibaret olmadığını hayatımızın temelinde bir tedavi yöntemi olduğunu fark edebilirsek işte o gün güneşli günler yakın demektir. Can Yücel’in de dediği gibi, “En uzak mesafe iki kafa arasındaki mesafedir birbirini anlamayan.”  Aramıza sadece fiziksel mesafelerin girdiği günlere…

    NURBANU COŞKUNER

     

  • Arefe Günü ve Bayramda Açık Olacak İşletmeler

    Ramazan Bayramı süresince uygulanacak olan sokağa çıkma yasağında market, bakkal, manav, kasap ve kuruyemişçiler Arefe Günü olan 23 Mayıs’ta saat 10.00-17.00 arasında hizmet verebilecek. Bayram boyunca ise kapalı olacaktır. Fırın ve tatlıcılar yasak boyunca hizmet vermeye devam edecek. Lokanta ve restoranlar ise sadece paket servis hizmeti verecektir.

    AREFE GÜNÜ AÇIK OLACAK İŞLETMELER

    İçişleri Bakanlığı’nın genelgesine göre, market, bakkal, manav, kasap ve kuruyemişçiler bayram arefesine denk gelen 23 Mayıs Cumartesi günü ise 10.00-17.00 saatleri arasında hizmet verebilecek. 65 yaş ve üzeri ile 20 yaş ve altında bulunanlar hariç olmak üzere vatandaşlar, zorunlu ihtiyaçlarını karşılamak için araç kullanmadan ikametlerine en yakın market, bakkal, manav, kasap ve kuruyemişçilere gidip alışveriş yapabilecek. Bu iş yerleri çalışma saatleri arasında evlere servis yapabilecektir.

    BAYRAM BOYUNCA KAPALI OLACAKLAR

    24-25-26 Mayıs tarihlerinde ise market, bakkal, manav, kasap ve kuruyemişçiler ile online satış yapan işletmeler tamamen kapalı olacaktır.

    FIRIN, PASTANE VE TATLICILAR 4 GÜN BOYUNCA AÇIK

    Fırın, pastane ve tatlıcılar ise 23-24-25-26 Mayıs günlerinin tamamında hizmet verebilecek. Bu iş yerlerinde sadece ekmek, unlu mamul ve tatlı satışı yapılacaktır.

    LOKANTALAR SADECE PAKET SERVİS YAPACAK

    Bayramda sadece sadece evlere paket servis şeklinde hizmet sunmak üzere lokanta ve restoran tarzı iş yerleri açık olacak.