Kategori: ÇOCUK

  • COCUK KORUMA ALANI TARIHSEL GELISIMI

    Dünya ve Türkiye’de Çocuk Koruma Alanının Tarihçesi

    Çocukların korunması, insanlık tarihinin her döneminde toplumların temel kaygılarından biri olmuştur. Ancak bu kaygı, sistematik bir koruma anlayışına dönüşerek kurumsal bir çerçeveye oturması için uzun bir süreç gerekmiştir. Dünya genelinde ve Türkiye’de çocuk koruma alanının tarihçesi, kültürel, dini, sosyal ve hukuki gelişmelerin bir yansıması olarak şekillenmiştir. Bu yazıda, çocuk koruma kavramının kökenlerinden günümüze uzanan yolculuğunu detaylı bir şekilde inceleyeceğiz.

    Dünya’da Çocuk Koruma Alanının Tarihçesi

    Erken Dönemler ve Geleneksel Yaklaşımlar

    Çocuk koruma fikri, insanlık tarihinin erken dönemlerinde daha çok aile ve topluluk temelli bir sorumluluk olarak ele alınmıştır. Antik Yunan ve Roma toplumlarında çocuklar, genellikle ebeveynlerin veya geniş ailenin koruması altındaydı, ancak yetim kalan veya terk edilen çocuklar için sistematik bir koruma mekanizması bulunmuyordu. Orta Çağ’da ise Hristiyanlık, İslam ve diğer büyük dinler, yetimlere ve muhtaç çocuklara yardım etmeyi bir erdem olarak teşvik etmiş; kiliseler, camiler ve manastırlar bu çocuklar için sığınaklar haline gelmiştir.

    Osmanlı Devleti gibi İslam toplumlarında, vakıflar aracılığıyla yetim ve kimsesiz çocuklara destek sağlanmış, bu da çocuk korumanın erken örneklerinden biri olarak kabul edilmiştir. Ancak bu çabalar, bireysel veya dini temelli girişimler olarak kalmış ve modern anlamda bir devlet politikası haline gelememiştir.

    Sanayi Devrimi ve Çocuk İşçiliği Sorunu

    18. ve 19. yüzyıldaki Sanayi Devrimi, çocuk koruma alanında bir dönüm noktası oluşturmuştur. Fabrikalarda ve madenlerde çalıştırılan çocukların maruz kaldığı ağır koşullar, çocuk hakları ve korunması üzerine ilk ciddi tartışmaları başlatmıştır. Bu dönemde, İngiltere’de 1833 Fabrika Yasası gibi düzenlemeler, çocuk işçiliğini sınırlamaya yönelik ilk adımları atmış ve çocukların eğitim hakkını tanımaya başlamıştır.

    20. Yüzyıl: Çocuk Haklarının Kurumsallaşması

    Çocuk koruma alanındaki en önemli gelişmeler, 20. yüzyılda uluslararası kuruluşların ve hukuki belgelerin ortaya çıkmasıyla gerçekleşmiştir. 1924’te Milletler Cemiyeti tarafından kabul edilen Cenevre Çocuk Hakları Bildirisi, çocukların özel bir koruma gereksinimine sahip olduğunun ilk resmi kabulü olarak tarihe geçmiştir. Bu belge, çocukların temel ihtiyaçlarının karşılanması ve sömürüden korunması gerektiğini vurgulamıştır.

    İkinci Dünya Savaşı sonrası, 1945’te kurulan Birleşmiş Milletler (BM), çocuk koruma konusunu küresel bir öncelik haline getirmiştir. 1959’da kabul edilen BM Çocuk Hakları Bildirisi, çocukların yaşama, eğitim ve sağlık gibi haklara sahip olduğunu ilan etmiş; bu, daha kapsamlı bir belgenin temelini oluşturmuştur. Nihayet, 20 Kasım 1989’da BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme kabul edilerek, 1990’da yürürlüğe girmiştir. 193 ülke tarafından onaylanan bu sözleşme, tarihin en fazla ülke tarafından kabul edilen insan hakları belgesi olmuş ve çocukları evrensel bir koruma şemsiyesi altına almıştır. Sözleşme, çocukların yaşama, gelişme, korunma ve katılım haklarını detaylı bir şekilde tanımlamış; taraf devletleri bu hakları güvence altına almaya zorlamıştır.

     

    Günümüz: Küresel Zorluklar ve Çabalar

    Bugün, UNICEF gibi kuruluşlar, çocuk koruma sistemlerini güçlendirmek, çocuk işçiliği, istismar, yoksulluk ve savaş gibi sorunlarla mücadele etmek için dünya genelinde faaliyet göstermektedir. Ancak, çocuk askerler, erken yaşta evlilikler ve dijital ortamdaki istismar gibi yeni tehditler, çocuk koruma alanını daha karmaşık hale getirmiştir. 21. yüzyılda, uluslararası işbirliği ve teknoloji odaklı çözümler, bu sorunlara yanıt aramada kritik bir rol oynamaktadır.

    Türkiye’de Çocuk Koruma Alanının Tarihçesi

    Osmanlı Dönemi: Vakıflar ve Geleneksel Koruma

    Türkiye’de çocuk koruma alanının kökleri, Osmanlı Devleti’ne kadar uzanır. Osmanlı’da yetim ve kimsesiz çocuklar, genellikle vakıflar aracılığıyla korunmuş; Darüşşafaka gibi kurumlar, eğitim ve barınma imkânı sunarak bu çocuklara destek olmuştur. Ancak bu çabalar, çoğunlukla yerel ve bireysel düzeyde kalmış, merkezi bir devlet politikası haline gelememiştir. Osmanlı’da çocuk bayramı gibi etkinliklerin düzenlendiğine dair bazı tarihsel kaynaklar da bulunmaktadır; örneğin, Himaye-i Etfal Cemiyeti’nin temellerinin bu dönemde atıldığına işaret edilmektedir.

    Cumhuriyetin İlk Yılları: Kurumsal Adımlar

    Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuyla birlikte, çocuk koruma alanında önemli adımlar atılmıştır. 1921’de, Kurtuluş Savaşı’nın zor koşullarında yetim kalan çocuklar için Himaye-i Etfal Cemiyeti (Çocuk Esirgeme Kurumu) kurulmuş ve bu, modern Türkiye’nin ilk çocuk koruma girişimi olarak kabul edilmiştir. Mustafa Kemal Atatürk’ün “Çocuklar her türlü ihmal ve istismardan korunmalı” sözü, bu dönemde devletin çocuklara verdiği önceliği yansıtmaktadır. 1923’te Cumhuriyetin ilanıyla birlikte, Himaye-i Etfal’in faaliyetleri genişletilmiş; çocuklara sağlık, eğitim ve barınma hizmetleri sunulmuştur.

    Türkiye’de çocuk haklarının sembolü haline gelen 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, 1929’da ilk kez kutlanmış ve dünyada çocuklara armağan edilen ilk bayramlardan biri olmuştur. Bu bayram, çocukların toplumdaki yerini vurgulamış ve koruma bilincini güçlendirmiştir.

    Yasal Düzenlemeler ve Gelişmeler

    1949’da kabul edilen 5387 Sayılı Korunmaya Muhtaç Çocuklar Hakkındaki Kanun, Türkiye’de çocuk koruma sisteminin ilk yasal çerçevesini oluşturmuştur. Bu kanun, korunmaya ihtiyacı olan çocukların bakımını Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı’na devretmiş; 1957’de 6972 Sayılı Kanun ile düzenlemeler daha da genişletilmiştir. 1983’te ise 2828 Sayılı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunu, modern sosyal hizmetlerin temelini atmış ve çocuk koruma hizmetlerini kurumsal bir çerçeveye oturtmuştur.

    Türkiye, 1990’da BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’yi imzalamış ve 1995’te yürürlüğe koymuştur. Bu adım, Türkiye’nin çocuk haklarını uluslararası standartlara uyumlu hale getirme çabasını göstermiştir. 2000’li yıllarda “Haydi Kızlar Okula” gibi kampanyalarla kız çocuklarının eğitimi teşvik edilmiş; erken çocukluk gelişimi ve çocuk işçiliği gibi alanlarda projeler hayata geçirilmiştir.

    Günümüz Türkiye’sinde Çocuk Koruma

    2011’de Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın kurulması, çocuk koruma hizmetlerinde bir dönüm noktası olmuştur. Çocuk Esirgeme Kurumu’nun kapatılmasıyla, hizmetler daha modern ve aile odaklı bir yaklaşımla yeniden yapılandırılmıştır. Kışla tipi yurtların yerini çocuk evleri almış; koruyucu aile sistemi teşvik edilmiştir. UNICEF ile işbirliği içinde yürütülen projeler, mülteci çocuklar da dahil olmak üzere tüm çocukların korunmasını hedeflemektedir.

    Ancak, Türkiye’de çocuk koruma alanında hâlâ zorluklar bulunmaktadır. Çocuk işçiliği, erken yaşta evlilikler ve töre gibi kültürel faktörler, çocuk hakları ihlallerine neden olabilmektedir. Ayrıca, personel yetersizliği ve bütçe kısıtlamaları, sistemin etkinliğini sınırlamaktadır. Buna rağmen, “Çocuk Dostu Şehirler” gibi girişimler ve dijital güvenlik önlemleri, Türkiye’nin çocuk koruma alanındaki çabalarını geleceğe taşımaktadır.

    Sonuç

    Dünya ve Türkiye’de çocuk koruma alanının tarihçesi, insanlığın çocuklara verdiği değerin evrimini yansıtmaktadır. Geleneksel toplumlardaki bireysel yardımlardan, modern devletin kurumsal politikalarına uzanan bu süreç, çocukların haklarının tanınması ve korunması için atılmış önemli adımları içermektedir. Ancak, küresel ve yerel düzeyde hâlâ çözülmesi gereken sorunlar bulunmaktadır. Çocukların güvenli, sağlıklı ve mutlu bir geleceğe sahip olabilmesi için uluslararası işbirliği ve toplumsal farkındalık, bu alandaki ilerlemenin temel taşları olmaya devam edecektir.

     

     

     

     

  • Dijital Ortamda Çocuk İhmal ve İstismarı

     

    Dijital ortamda çocuk ihmal ve istismarı, çocukların internet ve diğer dijital platformlar aracılığıyla maruz kaldığı zararlı davranışları ve durumları kapsar. Bu tür ihmal ve istismar çeşitli biçimlerde ortaya çıkabilir:

     

    Çevrimiçi Taciz ve Zorbalık (Cyberbullying): Çocukların internet üzerinden başkaları tarafından taciz edilmesi, alay edilmesi veya tehdit edilmesi. Bu, sosyal medya platformları, oyunlar veya mesajlaşma uygulamalarında gerçekleşebilir.

    Çocuk Pornografisi ve Cinsel İstismar: Çocukların cinsel içerikli görüntülerinin veya videolarının çekilmesi, paylaşılması veya izlenmesi. Bu, çocuk pornografisi dağıtımı, cinsel içerikli sohbetler veya çevrimiçi cinsel istismar şeklinde olabilir.

    Grooming (Hazırlama): Yetişkinlerin çocuklarla çevrimiçi olarak ilişki kurup, güven kazanarak daha sonra cinsel amaçlı istismar etmek için manipüle etmesi.

    Kimlik Hırsızlığı ve Dolandırıcılık: Çocukların kişisel bilgilerinin çalınması ve bu bilgilerin kötü niyetli amaçlarla kullanılması.

    Aşırı İnternet Kullanımı ve İhmal: Çocukların ebeveynler veya bakıcılar tarafından dijital cihazlarla çok fazla zaman geçirmesine izin verilmesi, bu da çocukların fiziksel ve duygusal gelişimini olumsuz etkileyebilir. Bu durum, çocukların temel ihtiyaçlarının ihmal edilmesi anlamına gelebilir.

    Gizlilik İhlalleri: Çocukların özel hayatının ihlal edilmesi, fotoğraflarının veya kişisel bilgilerinin izinsiz paylaşılması.

     

    Bu tür istismar ve ihmal durumlarının önlenmesi için, ebeveynlerin ve eğitimcilerin çocukları dijital okuryazarlık konusunda eğitmesi, güvenli internet kullanımı hakkında bilinçlendirmesi ve çocukların çevrimiçi deneyimlerini izlemesi önemlidir. Ayrıca, çocukların bu tür durumlarla karşılaştığında ne yapmaları gerektiğini bilmeleri ve güvenli bir yetişkinle iletişime geçebilmeleri gerekmektedir.

  • Çocuk Haklarına Dair Sözleşme Nedir? Maddeleri Nelerdir?

    Çocuk Haklarına Dair Sözleşme Nedir?

    Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 20 Kasım 1989 tarihinde benimsenen Çocuk Hakları Sözleşmesi 2 Eylül 1990 tarihinde de yürürlüğe girmiştir. Türkiye de dahil olmak üzere 196 ülkenin taraf olduğu sözleşme en fazla ülkenin onayladığı insan hakları belgesidir.

    ÇHS Maddeleri nelerdir?

    Madde 1

    Bu Sözleşme uyarınca çocuğa uygulanabilecek olan kanuna göre daha erken yaşta reşit olma durumu hariç, onsekiz yaşına kadar her insan çocuk sayılır.

    Madde 2

    1. Taraf Devletler, bu Sözleşme’de yazılı olan hakları kendi yetkileri altında bulunan her çocuğa, kendilerinin, ana–babalarının veya yasal vasilerinin sahip oldukları, ırk, renk, cinsiyet, dil, siyasal ya da başka düşünceler, ulusal, etnik ve sosyal köken, mülkiyet, sakatlık, doğuş ve diğer statüler nedeniyle hiçbir ayrım gözetmeksizin tanır ve taahhüt ederler.
    2. Taraf Devletler, çocuğun ana–babasının, yasal vasilerinin veya ailesinin öteki üyelerinin durumları, faaliyetleri, açıklanan düşünceleri veya inançları nedeniyle her türlü ayırıma veya cezaya tâbi tutulmasına karşı etkili biçimde korunması için gerekli tüm uygun önlemi alırlar.

    Madde 3

    1. Kamusal ya da özel sosyal yardım kuruluşları, mahkemeler, idari makamlar veya yasama organları tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde, çocuğun yararı temel düşüncedir.
    2. Taraf Devletler, çocuğun ana–babasının, vasilerinin ya da kendisinden hukuken sorumlu olan diğer kişilerin hak ve ödevlerini de gözönünde tutarak, esenliği için gerekli bakım ve korumayı sağlamayı üstlenirler ve bu amaçla tüm uygun yasal ve idari önlemleri alırlar.
    3. Taraf Devletler, çocukların bakımı veya korunmasından sorumlu kurumların, hizmet ve faaliyetlerin özellikle güvenlik,sağlık, personel sayısı ve uygunluğu ve yönetimin yeterliliği açısından, yetkili makamlarca konulan ölçülere uymalarını taahhüt ederler.

    Madde 4

    Taraf Devletler, bu Sözleşme’de tanınan hakların uygulanması amacıyla gereken her türlü yasal, idari ve diğer önlemleri alırlar. Ekonomik, sosyal ve kültürel haklara ilişkin olarak, Taraf Devletler eldeki kaynaklarını olabildiğince geniş tutarak, gerekirse uluslararası işbirliği çerçevesinde bu tür önlemler alırlar.

    Madde 5

    Taraf Devletler, bu Sözleşme’nin çocuğa tanıdığı haklar doğrultusunda çocuğun yeteneklerinin geliştirilmesi ile uyumlu olarak, çocuğa yol gösterme ve onu yönlendirme konusunda ana–babanın, yerel gelenekler öngörüyorsa uzak aile veya topluluk üyelerinin, yasal vasilerinin veya çocuktan hukuken sorumlu öteki kişilerin sorumluluklarına, haklarına ve ödevlerine saygı gösterirler.

    Madde 6

    1. Taraf Devletler, her çocuğun temel yaşama hakkına sahip olduğunu kabul ederler.
    2. Taraf Devletler, çocuğun hayatta kalması ve gelişmesi için mümkün olan azami çabayı gösterirler.

    Madde 7

    1. Çocuk doğumdan hemen sonra derhal nüfus kütüğüne kaydedilecek ve doğumdan itibaren bir isim hakkına, bir vatandaşlık kazanma hakkına ve mümkün olduğu ölçüde ana–babasını bilme ve onlar tarafından bakılma hakkına sahip olacaktır.
    2. Taraf Devletler, özellikle çocuğun tabiiyetsiz kalması sözkonusu olduğunda kendi ulusal hukuklarına ve ilgili uluslararası belgeler çerçevesinde üstlendikleri yükümlülüklerine uygun olarak bu hakların işlerlik kazanmasını taahhüt ederler.

    Madde 8

    1. Taraf Devletler, yasanın tanıdığı şekliyle çocuğun kimliğini; tabiiyeti, ismi ve aile bağları dahil, koruma hakkına saygı göstermeyi ve bu konuda yasa dışı müdahalelerde bulunmamayı taahhüt ederler.
    2. Çocuğun kimliğinin unsurlarının bazılarından veya tümünden yasaya aykırı olarak yoksun bırakılması halinde, Taraf Devletler çocuğun kimliğine süratle yeniden kavuşturulması amacıyla gerekli yardım ve korumada bulunurlar.

    Madde 9

    1. Yetkili makamlar uygulanabilir yasa ve usullere göre ve temyiz yolu açık olarak, ayrılığın çocuğun yüksek yararına olduğu yolunda karar vermedikçe, Taraf Devletler, çocuğun; ana–babasından, onların rızası dışında ayrılmamasını güvence altına alırlar. Ancak, ana–babası tarafından çocuğun kötü muameleye maruz bırakılması ya da ihmâl edilmesi durumlarında ya da ana–babanın birbirinden ayrı yaşaması nedeniyle çocuğun ikametgâhının belirlenmesi amacıyla karara varılması gerektiğinde, bu tür bir ayrılık kararı verilebilir.
    2. Bu maddenin birinci fıkrası uyarınca girişilen her işlemde, ilgili bütün taraflara işleme katılma ve görüşlerini bildirme olanağı tanınır.
    3. Taraf Devletler, ana–babasından veya bunlardan birinden ayrılmasına karar verilen çocuğun, kendi yüksek yararına aykırı olmadıkça, anababanın ikisiyle de düzenli bir biçimde kişisel ilişki kurma ve doğrudan görüşme hakkına saygı gösterirler.
    4. Böyle bir ayrılık, bir Taraf Devlet tarafından girişilen ve çocuğun kendisinin ana veya babasının veya her ikisinin birden tutuklanmasını, hapsini, sürgün, sınırdışı edilmesini veya ölümünü (ki buna devletin gözetimi altında iken nedeni ne olursa olsun meydana gelen ölüm dahildir) tevlit eden herhangi benzer bir işlem sonucu olmuşsa, bu Taraf Devlet, istek üzerine ve çocuğun esenliğine zarar vermemek koşulu ile; ana–babaya, çocuğa veya uygun olursa, ailenin bir başka üyesine, sözkonusu aile bireyinin ya da bireylerinin bulunduğu yer hakkında gereken bilgiyi verecektir. Taraf Devletler, böyle bir istemin başlı başına sunulmasının ilgili kişi veya kişiler bakımından aleyhe hiç bir sonuç yaratmamasını ayrıca taahhüt ederler.

    Madde 10

    1. 9’uncu Maddenin 1’inci fıkrası uyarınca Taraf Devletlere düşen sorumluluğa uygun olarak, çocuk veya ana–babası tarafından, ailenin birleşmesi amaçlarıyla yapılan bir Taraf Devlet ülkesine girme ya da onu terketme konusundaki her başvuru, Taraf Devletlerce olumlu, insani ve ivedi bir tutumla ele alınacaktır. Taraf Devletler, bu tür bir başvuru yapılmasının başvuru sahipleri veya aile üyeleri aleyhine sonuçlar yaratmamasını taahhüt ederler.
    2. Ana-babası, ayrı devletlerde oturan bir çocuk olağanüstü durumlar hariç, hem ana hem de babası ile düzenli biçimde kişisel ilişkiler kurma ve doğrudan görüşme hakkına sahiptir. Bu nedenle ve 9 uncu maddenin 1 inci fıkrasına göre Taraf Devletlere düşen sorumluluğa uygun olarak, Taraf Devletler çocuğun ve ana–babasının Taraf Devletlerin ülkeleri dahil herhangi bir ülkeyi terketmeye ve kendi ülkelerine dönme hakkına saygı gösterirler. Herhangi bir ülkeyi terketme hakkı, yalnızca yasada öngörüldüğü gibi ve ulusal güvenliği, kamu düzenini, kamu sağlığı ve ahlak veya başkalarının hak ve özgürlüklerini korumak amacı ile ve işbu Sözleşme ile tanınan öteki haklarla bağdaştığı ölçüde kısıtlamalara konu olabilir.

    Madde 11

    1. Taraf Devletler, çocukların yasadışı yollarla ülke dışına çıkarılıp geri döndürülmemesi halleriyle mücadele için önlemler alırlar.
    2. Bu amaçla Taraf Devletler iki ya da çok taraflı anlaşmalar yapılmasını ya da mevcut anlaşmalara katılmayı teşvik ederler.

    Madde 12

    1. Taraf Devletler, görüşlerini oluşturma yeteneğine sahip çocuğun kendini ilgilendiren her konuda görüşlerini serbestçe ifade etme hakkını bu görüşlere çocuğun yaşı ve olgunluk derecesine uygun olarak, gereken özen gösterilmek suretiyle tanırlar.
    2. Bu amaçla, çocuğu etkileyen herhangi bir adli veya idari kovuşturmada çocuğun ya doğrudan doğruya veya bir temsilci ya da uygun bir makam yoluyla dinlenilmesi fırsatı, ulusal yasanın usule ilişkin kurallarına uygun olarak çocuğa, özellikle sağlanacaktır.

    Madde 13

    1. Çocuk, düşüncesini özgürce açıklama hakkına sahiptir; bu hak, ülke sınırlarına bağlı olmaksızın; yazılı, sözlü, basılı, sanatsal biçimde veya çocuğun seçeceği başka bir araçla her türlü haber ve düşüncelerin araştırılması, elde edilmesi ve verilmesi özgürlüğünü içerir.
    2. Bu hakkın kullanılması yalnızca:
      1. Başkasının haklarına ve itibarına saygı;
      2. Milli güvenliğin, kamu düzeninin, kamu sağlığı ve ahlakın korunması nedenleriyle ve kanun tarafından öngörülmek ve gerekli olmak kaydıyla yapılan sınırlamalara konu olabilir.

    Madde 14

    1. Taraf Devletler, çocuğun düşünce, vicdan ve din özgürlükleri hakkına saygı gösterirler.
    2. Taraf Devletler, ana–babanın ve gerekiyorsa yasal vasilerin; çocuğun yeteneklerinin gelişmesiyle bağdaşır biçimde haklarının kullanılmasında çocuğa yol gösterme konusundaki hak ve ödevlerine, saygı gösterirler.
    3. Bir kimsenin dinini ve inançlarını açıklama özgürlüğü kanunla öngörülmek ve gerekli olmak kaydıyla yalnızca kamu güvenliği, düzeni, sağlık ya da ahlâki ya da başkalarının temel hakları ve özgürlüklerini korumak gibi amaçlarla sınırlandırılabilir.

    Madde 15

    1. Taraf Devletler, çocuğun dernek kurma ve barış içinde toplanma özgürlüklerine ilişkin haklarını kabul ederler.
    2. Bu hakların kullanılması, ancak yasayla zorunlu kılınan ve demokratik bir toplumda gerekli olan ulusal güvenlik, kamu güvenliği, kamu düzeni yararına olarak ya da kamu sağlığı ve ahlâkın ya da başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amaçlarıyla yapılan sınırlamalardan başkalarıyla kısıtlandırılamaz.

    Madde 16

    1. Hiçbir çocuğun özel yaşantısına, aile, konut ve iletişimine keyfi ya da haksız bir biçimde müdahale yapılamayacağı gibi, onur ve itibarına da haksız olarak saldırılamaz.
    2. Çocuğun bu tür müdahale ve saldırılara karşı yasa tarafından korunmaya hakkı vardır.

    Madde 17

    Taraf Devletler, kitle iletişim araçlarının önemini kabul ederek çocuğun; özellikle toplumsal, ruhsal ve ahlâki esenliği ile bedensel ve zihinsel sağlığını geliştirmeye yönelik çeşitli ulusal ve uluslararası kaynaklardan bilgi ve belge edinmesini sağlarlar. Bu amaçla Taraf Devletler:

    1. Kitle iletişim araçlarını çocuk bakımından toplumsal ve kültürel yararı olan ve 29 uncu maddenin ruhuna uygun bilgi ve belgeyi yaymak için teşvik ederler;
    2. Çeşitli kültürel, ulusal ve uluslararası kaynaklardan gelen bu türde bilgi ve belgelerin üretimi, değişimi ve yayımı amacıyla uluslararası işbirliğini teşvik ederler;
    3. Çocuk kitaplarının üretimini ve yayılmasını teşvik ederler;
    4. Kitle iletişim araçlarını azınlık grubu veya bir yerli ahaliye mensup çocukların dil gereksinimlerine özel önem göstermeleri konusunda teşvik ederler;
    5. 13 ve 18’inci maddelerde yeralan kurallar gözönünde tutularak çocuğun esenliğine zarar verebilecek bilgi ve belgelere karşı korunması için uygun yönlendirici ilkeler geliştirilmesini teşvik ederler.

    Madde 18

    1. Taraf Devletler, çocuğun yetiştirilmesinde ve gelişmesinin sağlanmasında ana–babanın birlikte sorumluluk taşıdıkları ilkesinin tanınması için her türlü çabayı gösterirler. Çocuğun yetiştirilmesi ve geliştirilmesi sorumluluğu ilk önce ana–babaya ya da durum gerektiriyorsa yasal vasilere düşer. Bu kişiler herşeyden önce çocuğun yüksek yararını gözönünde tutarak hareket ederler.
    2. Bu Sözleşme’de belirtilen hakların güvence altına alınması ve geliştirilmesi için Taraf Devletler, çocuğun yetiştirilmesi konusundaki sorumluluklarını kullanmada ana–baba ve yasal vasilerin durumlarına uygun yardım yapar ve çocukların bakımı ile görevli kuruluşların, faaliyetlerin ve hizmetlerin gelişmesini sağlarlar.
    3. Taraf Devletler, çalışan ana–babanın, çocuk bakım hizmet ve tesislerinden, çocuklarının da bu hizmet ve tesislerden yararlanma hakkını sağlamak için uygun olan her türlü önlemi alırlar.

    Madde 19

    1. Bu Sözleşme’ye Taraf Devletler, çocuğun ana–babasının ya da onlardan yalnızca birinin, yasal vasi veya vasilerinin ya da bakımını üstlenen herhangi bir kişinin yanında iken bedensel veya zihinsel saldırı, şiddet veya suistimale, ihmal ya da ihmalkâr muameleye, ırza geçme dahil her türlü istismar ve kötü muameleye karşı korunması için; yasal, idari, toplumsal, eğitsel bütün önlemleri alırlar.
    2. Bu tür koruyucu önlemler; burada tanımlanmış olan çocuklara kötü muamele olaylarının önlenmesi, belirlenmesi, bildirilmesi, yetkili makama havale edilmesi, soruşturulması, tedavisi ve izlenmesi için gerekli başkaca yöntemleri ve uygun olduğu takdirde adliyenin işe el koyması olduğu kadar durumun gereklerine göre çocuğa ve onun bakımını üstlenen kişilere, gereken desteği sağlamak amacı ile sosyal programların düzenlenmesi için etkin usulleri de içermelidir.

    Madde 20

    1. Geçici ve sürekli olarak aile çevresinden yoksun kalan veya kendi yararına olarak bu ortamda bırakılması kabul edilmeyen her çocuk, Devletten özel koruma ve yardım görme hakkına sahip olacaktır.
    2. Taraf Devletler bu durumdaki bir çocuk için kendi ulusal yasalarına göre, uygun olan bakımı sağlayacaklardır.
    3. Bu tür bakım, başkaca benzerleri yanında. bakıcı aile yanına verme, İslâm Hukukunda kefalet (kafalah), evlât edinme ya da gerekiyorsa çocuk bakımı amacı güden uygun kuruluşlara yerleştirmeyi de içerir. Çözümler düşünülürken, çocuğun yetiştirilmesinde sürekliliğin korunmasına ve çocuğun etnik, dinsel, kültürel ve dil kimliğine gereken saygı gösterilecektir.

    Madde 21

    Evlât edinme sistemini kabul eden ve/veya buna izin veren Taraf Devletler, çocuğun en yüksek yararlarının temel düşünce olduğunu kabul edecek ve aşağıdaki ilkeleri gerçekleştireceklerdir:

    1. Bir çocuğun evlât edinilmesine ancak yetkili makam karar verir. Bu makam uygulanabilir yasa ve usullere göre ve güvenilir tüm bilgilerin ışığında; çocuğun, ana–babası, yakınları ve yasal vasisine göre durumunu gözönüne alarak ve gereken durumlarda tüm ilgililerle yapılacak görüşme sonucu onların da evlât edinme konusundaki onaylarını alma zorunluluğuna uyarak, kararını verir;
    2. Çocuğun kendi ülkesinde elverişli biçimde bakılması mümkün olmadığı veya evlât edinecek veya yanına yerleştirilecek aile bulunmadığı taktirde, ülkelerarası evlât edinmenin çocuk bakımından uygun bir çözüm olduğunu kabul ederler;
    3. Başka bir ülkede evlât edinilmesi düşünülen çocuğun, kendi ülkesinde mevcut evlât edinme durumuyla eşdeğer olan güvence ve ölçülerden yararlanmasını sağlarlar;
    4. Ülkelerarası evlât edinmede, yerleştirmenin ilgililer bakımından yasadışı para kazanma konusu olmaması için gereken bütün önlemleri alırlar;
    5. Bu maddedeki amaçları, uygun olduğu ölçüde, ikili ya da çok taraflı düzenleme veya anlaşmalarla teşvik ederler ve bu çerçevede, çocuğun başka bir ülkede yerleştirilmesinin yetkili makam veya organlar tarafından yürütülmesini güvenceye almak için çaba gösterirler.

    Madde 22

    1. Taraf Devletler, ister tek başına olsun isterse ana–babası veya herhangi bir başka kimse ile birlikte bulunsun, mülteci statüsü kazanmaya çalışan ya da uluslararası veya iç hukuk kural ve usulleri uyarınca mülteci sayılan bir çocuğun, bu Sözleşmede ve insan haklarına veya insani konulara ilişkin ve sözkonusu Devletlerin taraf oldukları diğer Uluslararası Sözleşmelerde tanınan ve bu duruma uygulanabilir nitelikte bulunan hakları kullanması amacıyla koruma ve insani yardımdan yararlanması için gerekli bütün önlemleri alırlar.
    2. Bu nedenle, Taraf Devletler, uygun gördükleri ölçüde, Birleşmiş Milletler Teşkilatı ve onunla işbirliği yapan hükümetlerarası ve hükümetdışı yetkili başka kuruluşlarla bu durumda olan bir çocuğu korumak, ona yardım etmek, herhangi bir mülteci çocuğun ailesi ile yeniden biraraya gelebilmesi için ana–babası veya ailesinin başka üyeleri hakkında bilgi toplamak amacıyla işbirliğinde bulunurlar. Herhangi bir nedenle kendi aile çevresinden sürekli ya da geçici olarak ayrı düşmüş bir çocuğa bu Sözleşmeye göre tanınan koruma, aynı esaslar içinde, ana–babası ya da ailesinin başkaca üyelerinden hiçbirisi bulunmayan çocuğa da tanınacaktır.

    Madde 23

    1. Taraf Devletler zihinsel ya da bedensel özürlü çocukların saygınlıklarını güvence altına alan, özgüvenlerini geliştiren ve toplumsal yaşama etkin biçimde katılmalarını kolaylaştıran şartlar altında eksiksiz bir yaşama sahip olmalarını kabul ederler.
    2. Taraf Devletler, özürlü çocukların özel bakımdan yararlanma hakkını tanırlar ve eldeki kaynakların yeterliliği ölçüsünde ve yapılan başvuru üzerine, yardımdan yararlanabilecek durumda olan çocuğa ve onun bakımından sorumlu olanlara, çocuğun durumu ve ana–babanın veya çocuğa bakanların içinde bulundukları koşullara uygun düşecek yardımın yapılmasını teşvik ve taahhüt ederler.
    3. Özürlü çocuğun, özel bakıma gereksinimi olduğu bilincinden hareketle bu maddenin 2’nci fıkrası uyarınca yapılması öngörülen yardım, çocuğun ana–babasının ya da çocuğa bakanların parasal (mali) durumları gözönüne alınarak, olanaklar ölçüsünde ücretsiz sağlanır. Bu yardım; özürlü çocuğun eğitimi, meslek eğitimi, tıbbi bakım hizmetleri, rehabilitasyon hizmetleri, bir işte çalışabilecek duruma getirme hazırlık programları ve dinlenme/eğlenme olanaklarından etkin olarak yararlanmasını sağlamak üzere düzenlenir ve çocuğun en eksiksiz biçimde toplumla bütünleşmesi yanında, kültürel ve ruhsal yönü dahil bireysel gelişmesini gerçekleştirme amacını güder.
    4. Taraf Devletler, uluslararası işbirliği ruhu içinde, özürlü çocukların koruyucu sıhhi bakımı, tıbbi, psikolojik ve işlevsel tedavileri alanlarına ilişkin gerekli bilgilerin alışverişi yanında, rehabilitasyon, eğitim ve mesleki eğitim hizmetlerine ilişkin yöntemlerin bilgilerini de içerecek şekilde ve Taraf Devletlerin bu alanlardaki güçlerini, anlayışlarını geliştirmek ve deneyimlerini zenginleştirmek amacıyla bilgi dağıtımını ve bu bilgiden yararlanmayı teşvik ederler. Bu bakımdan, gelişmekte olan ülkelerin gereksinimleri, özellikle gözönüne alınır.

    Madde 24

    1. Taraf Devletler, çocuğun olabilecek en iyi sağlık düzeyine kavuşma, tıbbi bakım ve rehabilitasyon hizmetlerini veren kuruluşlardan yararlanma hakkını tanırlar. Taraf Devletler, hiçbir çocuğun bu tür tıbbi bakım hizmetlerinden yararlanma hakkından yoksun bırakılmamasını güvence altına almak için çaba gösterirler.
    2. Taraf Devletler, bu hakkın tam olarak uygulanmasını takip ederler ve özellikle:
      • Bebek ve çocuk ölüm oranlarının düşürülmesi;
      • Bütün çocuklara gerekli tıbbi yardımın ve tıbbi bakımın; temel sağlık hizmetlerinin geliştirilmesine önem verilerek sağlanması;
      • Temel sağlık hizmetleri çerçevesinde ve başka olanakların yanısıra, kolayca bulunabilen tekniklerin kullanılması ve besleyici yiyecekler ve temiz içme suyu sağlanması yoluyla ve çevre kirlenmesinin tehlike ve zararlarını gözönüne alarak, hastalık ve yetersiz beslenmeye karşı mücadele edilmesi;
      • Anneye doğum öncesi ve sonrası uygun bakımın sağlanması;
      • Bütün toplum kesimlerinin özellikle ana–babalar ve çocukların, çocuk sağlığı ve beslenmesi, anne sütü ile beslenmenin yararları, toplum ve çevre sağlığı ve kazaların önlenmesi konusunda temel bilgileri elde etmeleri ve bu bilgileri kullanmalarına yardımcı olunması;
      • Koruyucu sağlık bakımlarının, ana–babaya rehberliğini, aile planlanması eğitimi ve hizmetlerinin geliştirilmesi; amaçlarıyla uygun önlemleri alırlar.
    3. Taraf Devletler, çocukların sağlığı için zararlı geleneksel uygulamaların kaldırılması amacıyla uygun ve etkili her türlü önlemi alırlar.
    4. Taraf Devletler, bu maddede tanınan hakkın tam olarak gerçekleştirilmesini tedricen sağlamak amacıyla uluslararası işbirliğinin geliştirilmesi ve teşviki konusunda karşılıklı olarak söz verirler. Bu konuda gelişmekte olan ülkelerin gereksinimleri özellikle gözönünde tutulur.

    Madde 25

    Taraf Devletler, yetkili makamlarca korunma ve bakım altına alma, bedensel ya da ruhsal tedavi amaçlarıyla hakkında bir yerleştirme tedbiri uygulanan çocuğun, gördüğü tedaviyi ve yerleştirilmesine bağlı diğer tüm şartları belli aralıklarla gözden geçirme hakkına sahip olduğunu kabul ederler.

    Madde 26

    1. Taraf Devletler, her çocuğun, sosyal sigorta dahil, sosyal güvenlikten yararlanma hakkını tanır ve bu hakkın tam olarak gerçekleşmesini sağlamak için ulusal hukuklarına uygun, gerekli önlemleri alırlar.
    2. Sosyal Güvenlik, çocuğun ve çocuğun bakımından sorumlu olanların kaynakları ve koşulları gözönüne alınarak ve çocuk tarafından ya da onun adına yapılan sosyal güvenlikten yararlanma başvurusuna ilişkin başkaca durumlar da gözönünde tutularak sağlanır.

    Madde 27

    1. Taraf Devletler, her çocuğun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlâksal ve toplumsal gelişmesini sağlayacak yeterli bir hayat seviyesine hakkı olduğunu kabul ederler.
    2. Çocuğun gelişmesi için gerekli hayat şartlarının sağlanması sorumluluğu; sahip oldukları imkânlar ve mali güçleri çerçevesinde öncelikle çocuğun ana–babasına veya çocuğun bakımını üstlenen diğer kişilere düşer.
    3. Taraf Devletler, ulusal durumlarına göre ve olanakları ölçüsünde, anababaya ve çocuğun bakımını üstlenen diğer kişilere, çocuğun bu hakkının uygulanmasında yardımcı olmak amacıyla gerekli önlemleri alır ve gereksinim olduğu takdirde özellikle beslenme, giyim ve barınma konularında maddi yardım ve destek programları uygularlar.
    4. Taraf Devletler, Taraf Devlet ülkesinde veya başka ülkede bulunsun; ana–babası veya çocuğa karşı mali sorumluluğu bulunan diğer kişiler tarafından, çocuğun bakım giderlerinin karşılanmasını sağlamak amacıyla her türlü uygun önlemi alırlar. Özellikle çocuğa karşı mali sorumluluğu olan kişinin, çocuğun ülkesinden başka bir ülkede yaşaması halinde, Taraf Devletler bu konuya ilişkin uluslararası anlaşmalara katılmayı veya bu tür anlaşmalar akdinin yanısıra başkaca uygun düzenlemelerin yapılmasını teşvik ederler.

    Madde 28

    1. Taraf Devletler, çocuğun eğitim hakkını kabul ederler ve bu hakkın fırsat eşitliği temeli üzerinde tedricen gerçekleştirilmesi görüşüyle özellikle:
      • İlköğretimi herkes için zorunlu ve parasız hale getirirler;
      • Ortaöğretim sistemlerinin genel olduğu kadar mesleki nitelikte de olmak üzere çeşitli biçimlerde örgütlenmesini teşvik ederler ve bunların tüm çocuklara açık olmasını sağlarlar ve gerekli durumlarda mali yardım yapılması ve öğretimi parasız kılmak gibi uygun önlemleri alırlar;
      • Uygun bütün araçları kullanarak, yüksek öğretimi yetenekleri doğrultusunda herkese açık hale getirirler;
      • Eğitim ve meslek seçimine ilişkin bilgi ve rehberliği bütün çocuklar için elde edilir hale getirirler;
      • Okullarda düzenli biçimde devamın sağlanması ve okulu terketme oranlarının düşürülmesi için önlem alırlar.
    2. Taraf Devletler, okul disiplininin çocuğun insan olarak taşıdığı saygınlıkla bağdaşır biçimde ve bu Sözleşme’ye uygun olarak yürütülmesinin sağlanması amacıyla gerekli olan tüm önlemleri alırlar.
    3. Taraf Devletler eğitim alanında, özellikle cehaletin ve okuma yazma bilmemenin dünyadan kaldırılmasına katkıda bulunmak ve çağdaş eğitim yöntemlerine ve bilimsel ve teknik bilgilere sahip olunmasını kolaylaştırmak amacıyla uluslararası işbirliğini güçlendirir ve teşvik ederler. Bu konuda, gelişmekte olan ülkelerin gereksinimleri özellikle gözönünde tutulur.

    Madde 29

    1. Taraf Devletler çocuk eğitiminin aşağıdaki amaçlara yönelik olmasını kabul ederler:
      • Çocuğun kişiliğinin, yeteneklerinin, zihinsel ve bedensel yeteneklerinin mümkün olduğunca geliştirilmesi;
      • İnsan haklarına ve temel özgürlüklere, Birleşmiş Milletler Andlaşmasında benimsenen ilkelere saygısının geliştirilmesi;
      • Çocuğun ana–babasına, kültürel kimliğine, dil ve değerlerine, çocuğun yaşadığı veya geldiği menşe ülkenin ulusal değerlerine ve kendisininkinden farklı uygarlıklara saygısının geliştirilmesi;
      • Çocuğun, anlayışı, barış, hoşgörü, cinsler arası eşitlik ve ister etnik, ister ulusal, ister dini gruplardan, isterse yerli halktan olsun, tüm insanlar arasında dostluk ruhuyla, özgür bir toplumda, yaşantıyı, sorumlulukla üstlenecek şekilde hazırlanması;
      • Doğal çevreye saygısının geliştirilmesi.
    2. Bu maddenin veya 28’inci maddenin hiçbir hükmü gerçek ve tüzel kişilerin öğretim kurumları kurmak ve yönetmek özgürlüğüne, bu maddenin 1 inci fıkrasında belirtilen ilkelere saygı gösterilmesi ve bu kurumlarda yapılan eğitimin Devlet tarafından konulmuş olan asgari kurallara uygun olması koşuluyla, aykırı sayılacak biçimde yorumlanmayacaktır.

    Madde 30

    Soya, dine ya da dile dayalı azınlıkların ya da yerli halkların varolduğu Devletlerde, böyle bir azınlığa mensup olan ya da yerli halktan olan çocuk, ait olduğu azınlık topluluğunun diğer üyeleri ile birlikte kendi kültüründen yararlanma, kendi dinine inanma ve uygulama ve kendi dilini kullanma hakkından yoksun bırakılamaz.

    Madde 31

    1. Taraf Devletler çocuğun dinlenme, boş zaman değerlendirme, oynama ve yaşına uygun eğlence (etkinliklerinde) bulunma ve kültürel ve sanatsal yaşama serbestçe katılma hakkını tanırlar.
    2. Taraf Devletler, çocuğun kültürel ve sanatsal yaşama tam olarak katılma hakkını saygı duyarak tanırlar ve özendirirler ve çocuklar için, boş zamanı değerlendirmeye, dinlenmeye, sanata ve kültüre ilişkin (etkinlikler) konusunda uygun ve eşit fırsatların sağlanmasını teşvik ederler.

    Madde 32

    1. Taraf Devletler, çocuğun, ekonomik sömürüye ve her türlü tehlikeli işte ya da eğitimine zarar verecek ya da sağlığı veya bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlâksal ya da toplumsal gelişmesi için zararlı olabilecek nitelikte çalıştırılmasına karşı korunma hakkını kabul ederler.
    2. Taraf Devletler, bu maddenin uygulamaya konulmasını sağlamak için yasal, idari, toplumsal ve eğitsel her önlemi alırlar. Bu amaçlar ve öteki uluslararası belgelerin ilgili hükümleri gözönünde tutularak, Taraf Devletler özellikle şu önlemleri alırlar:
      • İşe kabul için bir ya da birden çok asgari yaş sınırı tesbit ederler;
      • Çalışmanın saat olarak süresi ve koşullarına ilişkin uygun düzenlemeleri yaparlar.
      • Bu maddenin etkili biçimde uygulanmasını sağlamak için ceza veya başka uygun yaptırımlar öngörürler.

    Madde 33

    Taraf Devletler, çocukların uluslararası anlaşmalarda tanımladığı biçimde uyuşturucu ve psikotrop maddelerin yasadışı kullanımına karşı korunması ve çocukların bu tür maddelerin yasadışı üretimi ve kaçakçılığı alanında kullanılmasını önlemek amacıyla, yasal, sosyal ve eğitsel niteliktekiler de dahil olmak üzere, her türlü uygun önlemleri alırlar.

    Madde 34

    Taraf Devletler, çocuğu, her türlü cinsel sömürüye ve cinsel suistimale karşı koruma güvencesi verirler. Bu amaçla Taraf Devletler özellikle:

    1. Çocuğun yasadışı bir cinsel faaliyete girişmek üzere kandırılması veya zorlanmasını;
    2. Çocukların, fuhuş, ya da diğer yasadışı cinsel faaliyette bulundurularak sömürülmesini;
    3. Çocukların pornografik nitelikli gösterilerde ve malzemede kullanılarak sömürülmesini,

    önlemek amacıyla ulusal düzeyde ve ikili ile çok taraflı ilişkilerde gerekli her türlü önlemi alırlar.

    Madde 35

    Taraf Devletler, her ne nedenle ve hangi biçimde olursa olsun, çocukların kaçırılmaları, satılmaları veya fuhuşa konu olmalarını önlemek için ulusal düzeyde ve ikili ve çok yanlı ilişkilerde gereken her türlü önlemleri alırlar.

    Madde 36

    Taraf Devletler, esenliğine herhangi bir biçimde zarar verebilecek başka her türlü sömürüye karşı çocuğu korurlar.

    Madde 37

    Taraf Devletler aşağıdaki hususları sağlarlar:

    1. Hiçbir çocuk, işkence veya diğer zalimce, insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele ve cezaya tâbi tutulmayacaktır. Onsekiz yaşından küçük olanlara, işledikleri suçlar nedeniyle idam cezası verilemiyeceği gibi salıverilme koşulu bulunmayan ömür boyu hapis cezası da verilmeyecektir.
    2. Hiçbir çocuk yasadışı ya da keyfi biçimde özgürlüğünden yoksun bırakılmayacaktır. Bir çocuğun tutuklanması, alıkonulması veya hapsi yasa gereği olacak ve ancak en son başvurulacak bir önlem olarak düşünülüp, uygun olabilecek en kısa süre ile sınırlı tutulacaktır.
    3. Özgürlüğünden yoksun bırakılan her çocuğa insancıl biçimde ve insan kişiliğinin özünde bulunan saygınlık ve kendi yaşındaki kişilerin gereksinimleri gözönünde tutularak davranılacaktır. Özgürlüğünden yoksun olan her çocuk, kendi yüksek yararı aksini gerektirmedikçe, özellikle yetişkinlerden ayrı tutulacak ve olağanüstü durumlar dışında ailesi ile yazışma ve görüşme yoluyla ilişki kurma hakkına sahip olacaktır.
    4. Özgürlüğünden yoksun bırakılan her çocuk, kısa zamanda yasal ve uygun olan diğer yardımlardan yararlanma hakkına sahip olacağı gibi özgürlüğünden yoksun bırakılmasının yasaya aykırılığını bir mahkeme veya diğer yetkili, bağımsız ve tarafsız makam önünde iddia etme ve böylesi bir işlemle ilgili olarak ivedi karar verilmesini isteme hakkına da sahip olacaktır.

    Madde 38

    1. Taraf Devletler, silahlı çatışma halinde kendilerine uygulanabilir olan uluslararası hukukun, çocukları da kapsayan insani kurallarına uymak ve uyulmasını sağlamak yükümlülüğünü üstlenirler.
    2. Taraf Devletler, onbeş yaşından küçüklerin çatışmalara doğrudan katılmaması için uygun olan bütün önlemleri alırlar.
    3. Taraf Devletler, özellikle onbeş yaşına gelmemiş çocukları askere almaktan kaçınırlar. Taraf Devletler, onbeş ile onsekiz yaş arasındaki çocukların silah altına alınmaları gereken durumlarda, önceliği yaşça büyük olanlara vermek için çaba gösterirler.
    4. Silahlı çatışmalarda sivil halkın korunmasına ilişkin uluslararası insani hukuk kuralları tarafından öngörülen yükümlülüklerine uygun olarak, Taraf Devletler, silahlı çatışmadan etkilenen çocuklara koruma ve bakım sağlamak amacıyla mümkün olan her türlü önlemi alırlar.

    Madde 39

    Taraf Devletler, her türlü ihmal, sömürü ya da suistimal, işkence ya da her türlü zalimce, insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele ya da ceza uygulaması ya da silahlı çatışma mağduru olan bir çocuğun, bedensel ve ruhsal bakımdan sağlığına yeniden kavuşması ve yeniden toplumla bütünleşebilmesini temin için uygun olan tüm önlemleri alırlar. Bu tür sağlığa kavuşturma ve toplumla bütünleştirme, çocuğun sağlığını, özgüvenini ve saygınlığını geliştirici bir ortamda gerçekleştirilir.

    Madde 40

    1. Taraf Devletler, hakkında ceza yasasını ihlâl ettiği iddia edilen ve bu nedenle itham edilen ya da ihlâl ettiği kabul edilen her çocuğun; çocuğun yaşı ve yeniden topluma kazandırılmasının ve toplumda yapıcı rol üstlenmesinin arzu edilir olduğu hususları gözönünde bulundurularak, taşıdığı saygınlık ve değer duygusunu geliştirecek ve başkalarının da insan haklarına ve temel özgürlüklerine saygı duymasını pekiştirecek nitelikte muamele görme hakkını kabul ederler.
    2. Bu amaçla ve uluslararası belgelerin ilgili hükümleri göz-önünde tutularak Taraf Devletler özellikle, şunları sağlarlar:
      1. İşlendiği zaman ulusal ya da uluslararası hukukça yasaklanmamış bir eylem ya da ihmâl nedeniyle hiçbir çocuk hakkında ceza yasasını ihlâl ettiği iddiası ya da ithamı öne sürülemeyeceği gibi böyle bir ihlâlde bulunduğu da kabul edilmeyecektir.
      2. Hakkında ceza kanununu ihlâl iddiası veya ithamı bulunan her çocuk aşağıdaki asgari güvencelere sahiptir:
        1. Kovuşturmanın her aşamasında özel hayatının gizliliğine tam saygı gösterilmesine hakkı olmak;
        2. Kullanılan dili anlamaması veya konuşamaması halinde çocuğun parasız çevirmen yardımından yararlanması;
        3. Ceza yasasını ihlâl ettiği sonucuna varılması halinde, bu kararın ve bunun sonucu olarak alınan önlemlerin daha yüksek yetkili, bağımsız ve yansız bir makam ya da mahkeme önünde yasaya uygun olarak incelenmesi;
        4. Tanıklık etmek ya da suç ikrarında bulunmak için zorlanmamak; aleyhine olan tanıkları sorguya çekmek veya sorguya çekmiş olmak ve lehine olan tanıkların hazır bulunmasının ve sorgulanmasının eşit koşullarda sağlanması;
        5. Yetkili, bağımsız ve yansız bir makam ya da mahkeme önünde adli ya da başkaca uygun yardımdan yararlanarak ve özellikle çocuğun yaşı ve durumu göz önüne alınmak suretiyle kendisinin yüksek yararına aykırı olduğu saptanmadığı sürece, ana–babası veya yasal vasisi de hazır bulundurularak yasaya uygun biçimde adil bir duruşma ile konunun gecikmeksizin karara bağlanmasının sağlanması;
        6. Haklarındaki suçlamalardan kendilerinin hemen ve doğrudan doğruya; ya da uygun düşen durumlarda ana–babaları ya da yasal vasileri kanalı ile haberli kılınmak ve savunmalarının hazırlanıp sunulmasında gerekli yasal ya da uygun olan başka yardımdan yararlanmak;
        7. Haklarındaki suçlama yasal olarak sabit oluncaya kadar masum sayılmak

    3.Taraf Devletler, hakkında ceza yasasını ihlâl ettiği iddiası ileri sürülen, bununla itham edilen ya da ihlâl ettiği kabul olunan çocuk bakımından, yalnızca ona uygulanabilir yasaların, usullerin, onunla ilgili makam ve kuruluşların oluşturulmasını teşvik edecek ve özellikle şu konularda çaba göstereceklerdir:

    1. Ceza Yasasını ihlâl konusunda asgari bir yaş sınırı belirleyerek, bu yaş sınırının altındaki çocuğun ceza ehliyetinin olmadığının kabulü;
    2. Uygun bulunduğu ve istenilir olduğu takdirde, insan hakları ve yasal güvencelere tam saygı gösterilmesi koşulu ile bu tür çocuklar için adli kovuşturma olmaksızın önlemlerin alınması.

    4.Koruma tedbiri, yönlendirme ve gözetim kararları, danışmanlık, şartlı salıverme, bakım için yerleştirme, eğitim ve meslek öğretme programları ve diğer kurumsal bakım seçenekleri gibi çeşitli düzenlemelerin uygulanmasında, çocuklara durumları ve suçları ile orantılı ve kendi esenliklerine olacak biçimde muamele edilmesi sağlanacaktır.

    Madde 41

    Bu Sözleşme’de yeralan hiçbir husus, çocuk haklarının gerçekleştirilmesine daha çok yardımcı olan ve:

    1. Bir Taraf Devletin yasasında veya
    2. Bu Devlet bakımından yürürlükte olan uluslararası hukukta yeralan hükümleri etkilemeyecektir.

    Madde 42

    Taraf Devletler, Sözleşme ilke ve hükümlerinin uygun ve etkili araçlarla yetişkinler kadar çocuklar tarafından da yaygın biçimde öğrenilmesini sağlamayı taahhüt ederler.

    Madde 43

    1. Taraf Devletlerin bu Sözleşme ile üstlendikleri yükümlülükleri yerine getirme konusunda kaydettikleri ilerlemeleri incelemek amacıyla, görevleri aşağıda belirtilen bir Çocuk Hakları Komitesi kurulmuştur.
    2. Komite bu Sözleşme ile hükme bağlanan alanda yetenekleriyle tanınmış ve yüksek ahlâk sahibi on uzmandan oluşur. Komite üyeleri Taraf Devletlerce kendi vatandaşları arasından ve kişisel olarak görev yapmak üzere, adil bir coğrafi dağılımı sağlama gereği ve başlıca hukuk sistemleri göz-önünde tutularak seçilirler.
    3. Komite üyeleri, Taraf devletlerce gösterilen kişiler listesinden gizli oyla seçilirler. Her Taraf Devlet, vatandaşları arasından bir uzmanı aday gösterebilir.
    4. Komite için ilk seçim, bu Sözleşme’nin yürürlüğe girişini izleyen altı ay içinde yapılır. Sonraki seçimler iki yılda bir yapılır. Her seçim tarihinden en az dört ay önce, Birleşmiş Milletler Teşkilatı Genel Sekreteri, Taraf Devletleri iki ay içinde adaylarını göstermeye yazılı olarak davet eder. Daha sonra Genel Sekreter böylece belirlenen kişilerden, kendilerini gösteren Taraf Devletleri de işaret ederek, alfabetik sıraya göre oluşturduğu bir listeyi, Taraf Devletlere bildirir.
    5. Seçimler, Birleşmiş Milletler Teşkilatı Merkezinde, Genel Sekreter tarafından davet edilen Taraf Devletler toplantılarında yapılır. Nisabı, Taraf Devletlerin üçte ikisinin oluşturduğu bu toplantılarda, hazır bulunan ve oy kullanan Devletlerin salt çoğunluğuyla en fazla oy alan kişiler Komiteye seçilir.
    6. Komite üyeleri dört yıl için seçilir. Aday gösterildikleri takdirde yeniden seçilebilirler. lk seçimde seçilmiş olan beş üyenin görevi iki yıl sonra sona erer, bu beş üyenin isimleri ilk seçimden hemen sonra toplantı başkanı tarafından çekilen kura ile belirlenir.
    7. Bir komite üyesinin ölmesi veya çekilmesi ya da başka herhangi bir nedenle bir üyenin Komitedeki görevlerini yapamaz hale gelmesi durumunda adaylığını öneren Taraf Devlet, Komitenin onaylaması koşuluyla, böylece boşalan yerdeki görev süresi doluncaya kadar, kendi vatandaşları arasından başka bir uzmanı atayabilir.
    8. Komite, iç tüzüğünü kendisi belirler.
    9. Komite, memurlarını iki yıllık bir süre için seçer.
    10. Komite toplantıları olağan olarak Birleşmiş Milletler Teşkilatı Merkezinde ya da Komite tarafından belirlenecek başka uygun bir yerde yapılır. Komite olağan olarak her yıl toplanır. Komite toplantılarının süresi, gerektiğinde, Genel Kurulca onaylanmak koşuluyla, bu Sözleşmeye Taraf Devletlerin bir toplantısıyla belirlenir veya değiştirilir.
    11. Birleşmiş Milletler Teşkilatı Genel Sekreteri gerekli maddi araçları ve personeli bu Sözleşme ile kendisine verilen görevleri etkili biçimde görebilmesi amacıyla, Komite emrine verir.
    12. Bu Sözleşme uyarınca oluşturulan Komitenin üyeleri, Genel Kurulun onayı ile, Birleşmiş Milletler Teşkilatının kaynaklarından karşılanmak üzere, Genel Kurulca saptanan şart ve koşullar çerçevesinde kararlaştırılan ücreti alırlar.

    Madde 44

    1. Taraf Devletler, bu Sözleşme’de tanınan hakları yürürlüğe koymak için, aldıkları önlemleri ve bu haklardan yararlanma konusunda gerçekleştirilen ilerlemeye ilişkin raporları:
      • Bu Sözleşme’nin, ilgili Taraf Devlet bakımından yürürlüğe giriş tarihinden başlayarak iki yıl içinde;
      • Daha sonra beş yılda bir, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri aracılığı ile Komiteye sunmayı taahhüt ederler.
    2. Bu madde uyarınca hazırlanan raporlarda, bu Sözleşme’ye göre üstlenilen sorumlulukların, şayet varsa, yerine getirilmesini etkileyen nedenler ve güçlükler belirtilecektir. Raporlarda ayrıca, ilgili ülkede Sözleşme’nin uygulanması hakkında Komiteyi etraflıca aydınlatacak biçimde yeterli bilgi de bulunacaktır.
    3. Komiteye etraflı bilgi içeren bir ilk rapor sunmuş olan Taraf Devlet, bu maddenin 1 (b) bendi gereğince sunacağı sonraki raporlarında daha önce verilmiş olan temel bilgileri tekrarlamayacaktır.
    4. Komite, Taraf Devletlerden Sözleşme’nin uygulamasına ilişkin her türlü ek bilgi isteminde bulunabilir.
    5. Komite, iki yılda bir Ekonomik ve Sosyal Konsey aracılığı ile Genel Kurula faaliyetleri hakkında bir rapor sunar.
    6. Taraf Devletler kendi raporlarının ülkelerinde geniş biçimde yayımını sağlarlar.

    Madde 45

    Sözleşme’nin etkili biçimde uygulanmasını geliştirme ve Sözleşme kapsamına giren alanda uluslararası işbirliğini teşvik etmek amacıyla:

    1. Uzmanlaşmış kurumlar, UNICEF ve Birleşmiş Milletler Teşkilatının öteki organları, bu Sözleşme’nin kendi yetki alanlarına ilişkin olan hükümlerinin uygulanmasının incelenmesi sırasında, temsil edilmek hakkına sahiptirler. Komite; uzmanlaşmış kurumları, UNICEF’i ve uygun bulduğu öteki yetkili kuruluşları, kendi yetki alanlarını ilgilendiren konularda uzman olarak görüş vermeye davet edebilir. Komite, uzmanlaşmış kurumları, UNICEF’i ve Birleşmiş Milletler Teşkilatının öteki organlarını kendi faaliyet alanlarına ilişkin kesimlerde Sözleşme’nin uygulanması hakkında rapor sunmaya davet edebilir;
    2. Komite, uygun bulduğu takdirde, Taraf Devletlerce sunulmuş, bir istem içeren ya da teknik danışma veya yardım ihtiyacını belirten her raporu, gerekiyorsa Komitenin bu istek veya ihtiyaca ilişkin tavsiye ve gözlemlerini de ekleyerek, uzmanlaşmış kurumlara, UNICEF’e ve öteki yetkili kuruluşlara gönderir;
    3. Komite, Genel Kurula Genel Sekreterden Komite adına çocuk haklarına ilişkin sorunlarda incelemeler yaptırması isteğinde bulunulmasını, tavsiye edebilir;
    4. Komite, bu Sözleşme’nin 44 ve 45’inci maddeleri uyarınca alınan bilgilere dayanarak, telkin ve genel nitelikte tavsiyelerde bulunabilir. Bu telkin ve genel nitelikteki tavsiyeler, ilgili olan her Taraf Devlete gönderilir ve şayet varsa, Taraf Devletlerin yorumları ile birlikte Genel Kurulun dikkatine sunulur.

    Madde 46

    Bu Sözleşme bütün Devletlerin imzasına açıktır.

    Madde 47

    Bu Sözleşme onaylamaya bağlı tutulmuştur. Onay belgeleri Birleşmiş Milletler Teşkilatı Genel Sekreteri nezdine tevdi edilecektir.

    Madde 48

    Bu Sözleşme bütün Devletlerin katılmasına açık olacaktır. Katılma belgeleri Birleşmiş Milletler Teşkilatı Genel Sekreteri nezdine tevdi edilecektir.

    Madde 49

    1. Bu Sözleşme, yirminci onay ya da katılma belgesinin Birleşmiş Milletler Teşkilatı Genel Sekreteri nezdine tevdi tarihini izleyen otuzuncu gün yürürlüğe girecektir.
    2. Yirminci onay ya da katılma belgesinin tevdiinden sonra bu Sözleşme’yi onaylayacak ya da ona katılacak Devletlerin her biri için, bu Sözleşme, sözkonusu Devletin onay ya da katılma belgesini tevdi tarihinden sonraki otuzuncu gün yürürlüğe girecektir.

    Madde 50

    1. Bu Sözleşme’ye Taraf herhangi bir Devlet bir değişiklik önerisinde bulunabilir ve buna ilişkin metni Birleşmiş Milletler Teşkilatı Genel Sekreteri nezdine tevdi edebilir. Genel Sekreter bunun üzerine değişiklik önerisini Taraf Devletlere, önerinin incelenmesi ve oya konulması amacıyla bir Taraf Devletler Konferansı oluşturulmasını isteyip istemediklerini kendisine bildirmeleri kaydıyla, iletir. Böyle bir duyuru tarihini izleyen dört ay içinde Taraf Devletlerin en az üçte biri sözkonusu konferansın toplanmasından yana olduklarını ifade ederlerse Genel Sekreter, Birleşmiş Milletler Teşkilatı çerçevesinde bu konferansi düzenler. Konferansta hazır bulunan ve oy kullanan Taraf Devletlerin çoğunluğu tarafından kabul edilen her değişiklik, onay için Birleşmiş Miletler Genel Kuruluna sunulur.
    2. Bu maddenin 1’inci fıkrasında yeralan hükümlere uygun olarak kabul edilen bir değişiklik, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunca onaylandığı ve bu Sözleşme’ye Taraf Devletlerin üçte iki çoğunluğu tarafından kabul edildiği zaman yürürlüğe girer.
    3. Bir değişiklik yürürlüğe girdiği zaman, onu kabul eden Taraf Devletler bakımından bağlayıcılık taşır. Öteki Taraf Devletler bu Sözleşme hükümleri ve daha önce kabul ettikleri her değişiklikle bağlı kalırlar.

    Madde 51

    1. Birleşmiş Milletler Teşkilatı Genel Sekreteri, onay ya da katılma anında yapılabilecek çekincelerin metnini alacak ve bütün Devletlere bildirecektir.
    2. Bu Sözleşme’nin amacı ve konusu ile bağdaşmayan hiçbir çekinceye izin verilmeyecektir.
    3. Çekinceler, Birleşmiş Milletler Teşkilatı Genel Sekreterince, geri alınacağına ilişkin bildirimde bulunma yoluyla her zaman geri alınabilir. Bunun üzerine Genel Sekreter, bütün Devletleri haberdar eder. Böyle bir bildirim, Genel Sekreter tarafından alındığı tarihte işlerlik kazanır.

    Madde 52

    Bir Taraf Devlet, bu Sözleşme’yi, Birleşmiş Milletler Teşkilatı Genel Sekreterine vereceği yazılı bildirim yoluyla feshedebilir. Fesih, bildirimin Genel Sekreter tarafından alınması tarihinden bir yıl sonra geçerli olur.

    Madde 53

    Birleşmiş Milletler Teşkilatı Genel Sekreteri, bu Sözleşme’nin tevdi makamı olarak belirlenmiştir.

    Madde 54

    İngilizce, Arapça, Çince, İspanyolca, Fransızca ve Rusça metinleri de aynı derecede geçerli olan bu Sözleşme’nin özgün metni, Birleşmiş Milletler Teşkilatı Genel Sekreteri nezdine tevdi edilecektir.

    Hükümetleri tarafından tam yetkili kılınan aşağıda imzaları bulunan Temsilciler, yukarıdaki kuralların ışığında, bu Sözleşme’yi imzalamışlardır.

  • Mor Çatı Vakfı 2020 Faaliyet Raporunda Bazı Dikkat Çekici Başlıklar

    kurumlara başvurduğunda şikayetlerinin dikkate alınmaması, şiddet uygulayanla barıştırılmaya çalışılmaları, şiddet uygulayanların ceza davalarının sonuçlarının para cezasına dönüşmesi, cezaevine gittikten bir süre sonra af ile çıkılması sonucu kadınlar erkeklerin şiddet uygulamaktan geri durmadığını, şiddet uygulamalarına karşın herhangi bir caydırıcılık olmadığını aktardılar.

    Çocuklar, babaları tarafından şiddet aracısı olarak kullanıldı.

    2020 yılında çocuklarla yürütülen sığınak çalışmasında çocukların babaları tarafından sıklıkla şiddetin aracısı olarak kullanıldığı görüldü.

    Çocukların babaları tarafından; annelerini yumruklama, tekmeleme, tükürmeye zorlandıkları ve istediklerini yapmadıklarında şiddete maruz kaldıkları anlaşıldı.

    Evlilik içi tecavüz çok yaygın

    Kadınların birçoğu, evlilik içi tecavüzün yasalar nezdinde bir suç olduğunu düşünmedikleri ve evlilik ilişkisi içerisinde istenen bütün cinsel davranışlara olumlu yanıt verilmesi gerektiği gibi bir yaygın inanış olduğu için bunu öğrendiklerinde şaşırabiliyorlar.

    Şiddeti tanımlama konusundaki bilgisizlik

    Tokat atma, sarsma, eşya ile fiziksel gücü gösterme şeklinde şiddet yaşamalarına rağmen kadınların “öyle şiddet yok” diyerek yaşadıkları şiddeti görmezden gelip önemsizleştirebildikleri görüldü.

     

    2020 Faaliyet Raporu için tıklayınız; https://morcati.org.tr/faaliyet-raporlari/mor-cati-2020-yili-faaliyet-raporu/

  • Orman Yangınlarından Etkilenen Çocuklara Yardımcı Olmaya Yönelik Ailelere Tavsiyeler

    Orman Yangınlarından Etkilenen Çocuklara Yardımcı Olmaya Yönelik Ebeveyn Yönergeleri

    Orman yangınları, fiziksel zararın yanı sıra duygusal sıkıntıya da neden olur. İnsanlar sevdiklerinin öleceğinden veya yaralanacağından korkabilir. Aile üyelerinden ayrılma, tekrar bir araya gelmeden önce saatler veya günler geçebilir. Mahalleler ve topluluklar kısa sürede tahliyeye çağrılabilir ve insanları dakikalar içinde tahliye edilip edilmeyeceği, nereye gidileceği, ne zaman ayrılacağı ve yanlarında ne getirileceği gibi konularda önemli kararlar almaya zorlayabilir.

    İnsanlar evlerinin ve iş yerlerinin kurtarılıp kurtarılmadığını bilmeden günlerce barınaklarda yaşayabilir. Rutin bozulur ve kişinin güvenlik duygusu sarsılır. Aileler ve topluluklar tahliye, yerinden edilme, yer değiştirme ve yeniden inşa etme sürecinin biriken etkilerini hafife almamalıdır.

    Afet sırasında ve sonrasında, aileler sevdiklerinin yaralandığını öğrenebilir. Evlerin, evcil hayvanların, çiftlik hayvanlarının ve duygusal eşyalar dahil değerli eşyaların kaybı, üzüntü ve kırılganlık duygularını artıracaktır.

    Bir yangının kasıtlı olarak çıkarıldığı tespit edilirse, insanlar artan öfke ve suçlama ile boğuşurlar. Diğer travmatik olaylar gibi, orman yangınları da özel ihtiyaçları olan bireyler için özellikle zor olacaktır.

    Barınma, yiyecek, su, elektrik, ulaşım, iş, okul, çocuk bakımı ve günlük rutinlerle ilgili orman yangını sonrası sorunlar, yaşamı haftalarca veya aylarca bozabilir. İnsanlar evlerini, işlerini veya işlerini kaybettiklerinde maddi sıkıntılar yaşarlar. Sivil toplum kuruluşları ve kamu kurumlarından veya sigorta şirketlerinden afet yardımı isterken yeterli bilgiye sahip olmayabilirler.

    Tüm bu durumların bir veya birden fazlası yaşandığı takdirde, yangınlardan aylar sonra bile stres belirtileri ortaya çıkabilir.

    Çocukların orman yangınlarına ve sonrasındaki tepkileri, ebeveynlerinin, öğretmenlerinin ve diğer bakıcıların olaylar sırasında ve sonrasında nasıl başa çıktıklarından güçlü bir şekilde etkilenir.

    Bilgilenme, rahatlama ve yardım ihtiyacı için genellikle bu yetişkinlere başvururlar.

    Aşağıda ebeveynlerin çocuklarında görebilecekleri yaygın tepkiler yer almaktadır. Bunlar genellikle zamanla azalır, ancak bu tepkilerin muhtemel olduğunu bilmek, çocuğunuza yardım etmeye hazır olmanıza yardımcı olabilir.

     

    Ortak Tepkiler

    Kendinin ve başkalarının (evcil hayvanlar dahil) güvenliği konusunda endişe, korku ve endişe duyguları ortaya çıkabilir. Çocuklar, aile üyelerinden ayrılma konusunda artan korku ve endişelere sahip olabilirler.  Küçük çocuklar ebeveynlere, kardeşlere veya öğretmenlere daha fazla yapışabilirler.

    Orman yangınlarının yayılması veya yenilerinin başlaması korkusu artabilir.

    Orman yangınlarını hatırlatan durumlar ve nesneler stresi artırabilir.  Örneğin, yanık kokusu, siren veya helikopter sesleri, yanmış arazi ve binalar gibi…

    Konsantrasyon düzeyinde azalma, artan kızgınlık hali, artan fiziksel şikayetler, Olağan aktivitelere ilgi eksikliği, Küçük çocuklarda bebek gibi konuşma, yatak ıslatma, öfke nöbetleri gibi durumlar ve ergenlerde alkol-madde bağımlılığı, kendine zarar verme davranışları gibi yüksek riskli davranışlarda artış gözlenebilir.

    Çocuğuma Nasıl Yardımcı Olabilirim?

    Çocuğunuzla konuşarak vakit geçirin. Bu, çocuğunuzun soru sormasının ve endişelerini ifade etmesinin uygun olduğunu bilmesini sağlayacaktır. Orman yangınları sırasında ve sonrasında sürekli değişen durumlar söz konusu olduğundan, çocukların birden fazla konuda soruları olabilir. Konuların birden fazla kez tartışılması gerekebilir. Esnek kalmalısınız ve tekrarlanan ve yeni soruları yanıtlamaya ve açıklamalar sağlamaya açık olmalısınız. Aniden tahliye etmek zorunda kalırsanız, çocuğunuza nereye gittiğinizi kısaca belirttikten sonra, güvenli alana vardığınızda  sorularına cevap vereceğinizi söyleyebilirsiniz.

    Soruları kısaca ve dürüstçe yanıtlamalısınız, ancak tartışılan konu hakkında çocuklarınıza fikir ve görüşlerini de sormalısınız.

    Kendim İçin Yapabileceğim Şeyler

    Beslenme, uyku, egzersiz ve tıbbi bakımdan yararlanmak dahil olmak üzere kendinize iyi fiziksel bakım yaptığınızdan emin olun.

    Ebeveynler ve diğer bakıcılar bu süre zarfında birbirlerine destek sağlamalıdır. Bu nedenle birbirinizi dinlemekten kaçınmayın.

    Önemli kararları erteleyin. Bu stresli orman yangını sonrası dönemde yaşamı değiştiren gereksiz kararlar vermekten kaçının.

    Kendinize bir mola verin. Temizlik faaliyetlerini aşırıya kaçmamaya çalışın. Bu faaliyetler, ağır eşyaları kaldırmayı veya uzun süre çalışmayı içerebilir. Bu tür işleri yaparken ölçülü olmak yaralanmayı azaltabilir.

    Çocuğum İçin Yapabileceğim Şeyler

    Rol model ol. Afet sırasında ve sonrasındaki hayat koşullarındaki değişiklikler çocuklar için son derece stresli olabilir. Durumları nasıl ele alacaklarına dair ipuçlarını ebeveynlerinden alacaklardır. Kaotik zamanlarda sakin davranışları modellemek önemli olacaktır.

    Çocuklarınızı cesaretlendirin. Çocukları uygun dinlenme, egzersiz ve diyete teşvik ederek kendilerine bakmalarına yardımcı olun. Sakin ve fiziksel aktiviteler arasında bir denge olduğundan emin olun.

    Çocuklara güvende olduklarına veya güvenlikleri için sahip olduğunuz planlara dair güvence verin. Bunun bir orman yangını sırasında ve sonrasında birçok kez tekrarlanması gerekebilir. Çocuklarınızla ekstra zaman geçirmeli ve bağlantıda kalmalısınız. Oyun oynamak, birlikte okumak ya da sadece sarılmak fark etmez. Çocuklara sevildiklerini mutlaka söyleyin.

    Rutinleri koruyun. Kaos ve değişimin sisi içinde bile, çocuklar yapı ve rutin ile kendilerini daha güvende ve güvende hissederler. Mümkün olduğunca günlük rutinlere bağlı kalın (yemek zamanları, yatma zamanı vb. dahil).

    Beklentileri koruyun. İyi davranış ve başkalarına saygı gibi aile kurallarına bağlı kalın.

    Medyaya maruz kalmayı sınırlayın. Çocuğunuzu, gazetelerdeki, internetteki veya televizyondakiler de dahil olmak üzere orman yangınlarının manzaralarına ve görüntülerine aşırı maruz kalmaktan korumanız önemlidir.

    Telefon hizmeti kesintiye uğrayabileceği için iletişim zorlaşacaktır. Çocuklarınıza, arkadaşlarının ebeveynlerinin, onlara sizin tarafınızdan bakıldığı gibi baktığına dair güvence verin.

    Çocukları yardım etmeye teşvik edin. Çocuklar, yardım ettiklerini hissettiklerinde daha iyi iyileşir ve baş ederler. Orman yangını sonrasında katkıda bulunabilecekleri fırsatlar bulun. Temizlik veya aile etkinlikleriyle ilgili küçük görevler verin. Çocuklar temizlik faaliyetlerinde vakit geçirdikten sonra, orman yangınları ile ilgili olmayan faaliyetler sağlayın. Bu, oyun oynamayı, kitap okumayı, kart oynamayı vb. içerebilir.

    Sabırlı ol. Çocukların bu zamanlarda biraz daha sabra ve ilgiye ihtiyacı olabilir. Daha fazla dikkatleri dağılmış olabileceğinden, okul oturuma girdikten sonra ek hatırlatıcılara veya ev işleri veya ev ödevleriyle ilgili ekstra yardıma ihtiyaç duyabilirler.

    Yatmadan önce destek verin. Çocuklar, özellikle yatmadan önce ebeveynlerinden ayrıldıklarında endişeli olabilirler. Öncelikle kitap okumak gibi aktivitelerle çocuğunuzla yatma saatinde daha fazla zaman geçirmeye çalışın. Küçük çocukların sizinle yatması için geçici bir düzenleme yapmak sorun değil, ancak belirli bir tarihte normal uyku düzenlemelerine geri dönecekleri anlayışıyla.

    Yetişkin konuşmalarını izleyin. Yetişkin konuşmaları sırasında orman yangınları ve sonrasında neler söylendiğinin farkında olun. Çocuklar duyduklarını yanlış yorumlayabilir ve anlamadıkları bir konuda gereksiz yere korkabilirler.

    Profesyonel yardım alın. Çocuklar orman yangınlarından sonra altı haftadan daha uzun süre zorluk yaşarlarsa, ebeveynler değerlendirme için bir ruh sağlığı uzmanına danışmalıdır.

    Her şeyi umutlu tutun. En zor durumlarda bile, bazı olumlu yönleri belirlemek ve gelecek için umutlu olmak önemlidir. Olumlu ve iyimser bir bakış açısı, çocukların çevrelerindeki dünyadaki iyi şeyleri görmelerine yardımcı olur. Bu bakış açısı, en zorlu zamanlardan bile geçmelerine yardımcı olmanın bir yolu olabilir.

    KAYNAK: The National Child Travmatic Stress Network https://www.nctsn.org/

  • 5395 Sayılı Çocuk Koruma Kanunu

    5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu, korunma ihtiyacı olan ya da çeşitli sebeplerden dolayı suça sürüklenen çocukların korunmasına, haklarının ve esenliklerinin kanun gücüyle güvence altına alınmasına ilişkin usul ve esasları düzenler.

    Çocuk Koruma Kanunu’nun konusu, korunma ihtiyacı olan çocuklar hakkında, mahkeme tarafından alınacak tedbirlerdir. Aynı zamanda çeşitli sebeplerden dolayı suça sürüklenen çocuklar hakkında uygulanacak güvenlik tedbirlerinin usul ve esaslarına, çocuk mahkemelerinin kuruluş ve görev ile yetkileri hakkında hükümler 5395 sayılı kanunda açıklanır.

    Kanunun 3. maddesinde uygulama kapsamındaki kişi, kurum ve kavramlar belirtilmiştir. Bunlar; Çocuk, Korunma ihtiyacı olan çocuk, Suça sürüklenen çocuk, Mahkeme, Çocuk hakimi, Kurum, Sosyal çalışma görevlisidir.

    Bu kanunun uygulanmasında, çocuğun haklarının korunması esas alınarak, çocuğu yaşama gelişme, korunma ve katılım haklarının güvence altına alınması ile çocuğun yaşamının esenliğinin gözetilmesi gibi hususlar değerlendirilir.

    5395 Sayılı Kanun ve Temel İlkeleri

    5395 Sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun uygulaması, çocuğun temel hak ve özgürlüklerinin korunmasını amaç edinmektedir. Buna göre Çocukları Koruma Kanunu’nun 4. maddesinde bu kanunun temel ilkeleri şu şekilde açıklanmaktadır:

    • Çocuğun yaşama, gelişme ve korunma haklarını güvence altına almak,
    • Çocuğun yararını gözetmek,
    • Çocuk ve ailesinin herhangi bir sebeple ayrımcılığa tabi tutulmaması,
    • Çocuk ve ailesi bilgilendirilmek yoluyla karar sürecine katılımlarının sağlanması,
    • Çocuğun, ailesinin, ilgililerinin, kamu kurumlarının ve sivil toplum kuruluşlarının işbirliği içinde çalışmaları,
    • İnsan haklarına dayalı, adil, etkili ve süratli bir usül izlenmesi,
    • Soruşturma ve kovuşturma sürecinde çocuğun durumuna uygun özel ihtimama gösterilmesi,
    • Kararların alınmasında ve uygulanmasında, çocuğun yaşına ve gelişimine uygun eğitimini ve öğrenimini, kişiliğini ve toplumsal sorumluluğunu geliştirmesinin desteklenmesi
    • Çocuklar hakkında özgürlüğü kısıtlayıcı tedbirler ile hapis cezasına en son çare olarak başvurulması

     

    5395 Sayılı Kanun Kapsamında Olan Çocuklar

    Çocuk Koruma Kanunu kapsamında olan çocuklar hakkında yürütülen işlemlerde, yargılama ve kararların yerine getirilmesinde kimliğinin başkaları tarafından belirlenememesine yönelik önlemler alınmaktadır.

    Kanun kapsamında olan çocuklar 5395 Sayılı Kanunda şu şekilde tanımlanmaktadır:

    • Çocuk: Erken yaşta ergin olsa bile, 18 yaşını doldurmamış kişi
    • Korunma ihtiyacı olan çocuk: Bedensel, zihinsel, ahlaki, sosyal gelişimi ile kişisel güvenliği tehlikede olan, ihmal ya da istismar edilen çocuk
    • Suça sürüklenen çocuk: Yasalara göre suç olarak tanımlanan bir fiili işlediği iddiasıyla hakkında soruşturma yapılan ve bu fiilden dolayı hakkında güvenlik tedbiri verilen çocuk.

     

    5395 Sayılı Kanun Kapsamında Tedbirler

    Çocuk Koruma Kanunu kapsamında olan çocuklara koruyucu ve destekleyici tedbirler uygulanmaktadır. Söz konusu koruyucu ve destekleyici tedbirler şu şekildedir;

    • Danışmanlık tedbiri; çocuğun bakımından sorumlu olan kimselere çocuk yetiştirme konusunda; çocuklara da eğitim ve gelişimleri ile ilgili sorunlarının çözümünde yol göstermeye yönelik tedbirdir.
    • Eğitim tedbiri; çocuğun bir eğitim kurumuna gündüzlü veya yatılı olarak devamına; iş ve meslek edinmesi amacıyla bir meslek veya sanat edinme kursuna gitmesine veya meslek sahibi bir ustanın yanına yahut kamuya ya da özel sektöre ait işyerlerine yerleştirilmesine yönelik tedbirlerdir.
    • Bakım tedbiri; çocuğun bakımından sorumlu olan kimsenin herhangi bir nedenle görevini yerine getirememesi hâlinde, çocuğun resmî veya özel bakım yurdu ya da koruyucu aile hizmetlerinden yararlandırılması veya bu kurumlara yerleştirilmesine yönelik tedbirlerdir.
    • Sağlık tedbiri; çocuğun fiziksel ve ruhsal sağlığının korunması ve tedavisi için gerekli geçici veya sürekli tıbbî bakım ve rehabilitasyonuna, bağımlılık yapan maddeleri kullananların tedavilerinin yapılmasına yönelik tedbirdir.
    • Barınma tedbiri; barınma yeri olmayan çocuklu kimselere veya hayatı tehlikede olan hamile kadınlara uygun barınma yeri sağlamaya yönelik tedbirdir.
  • SOSYAL İNCELEME RAPORU ÖRNEĞİ-KURGUSU

     

    KURUMU                  : Q Çocuk Evleri  Sitesi Müdürlüğü

                                         (Q İli Çocuk Koruma İlk Müdahale ve Değerlendirme Birimi)

    RAPOR TARİHİ        : 02.07.2021

    RAPOR NO                : 000000

    MÜRACAATÇININ

    Adı Soyadı                 : X.X                                                   Y.X

    Doğum Yeri Yılı        : MERKEZ1/1/1970                           MERKEZ – 2/1/1971

    T.C. no                       : 00000000000                                   00000000000                               

    Eğitim Durumu        : İlkokul mezunu                                Lise mezunu

    İşi                               : Ev hanımı                                            Kaportacı

    İş Adresi                    :           —                                               Sanayi

    Sosyal Güvencesi      :           Emekli

    Ailenin Aylık Geliri  :           5000 TL         

    İkamet Adresleri       : Falan Mah. Filan Sok. No:999 Merkez-Q Şehri

     

    Müracaat Tarihi       : 30/06/2021

    Müracaat Nedeni      : 24/04/2021 tarihinde birimimize teslim edilen ve 22/05/2021 tarihinde Q İli Çocuk Ergen Madde Bağımlılığı Tedavi Merkezi ÇEMATEM’e yatan Q.X’in hafta sonu hastaneden eve izinli verilmesi hakkında.

    HİZMETTEN YARARLANACAK BİREYLERİN

    Adı Soyadı                 :           X.Q

    TC Kimlik No           :           00000000000000

    Baba / Anne Adı       :           X-Y

    Doğ. Yeri-Tarihi       :           10/8/2005- Q Şehri

    Medeni Durum         :           Bekar

    Cinsiyeti                    :            E

    Öğrenim Durumu     :           Ortaokul mezunu

     

    SOSYAL İNCELEMENİN

    Tarihi                         : 02.07.2021

    Yapıldığı Yer            : ÇOKİM, Ailenin İkameti

    Bilgi Kaynakları       : Çocuk Q.X ile yapılan görüşme, aile ile yapılan görüşmeler, ÇEMATEM personelleriyle görüşme, Nüfus Kayıt Örneği, Dosya Bilgileri

    GENEL TANITIMI : : Q Şehri Merkez Sosyal hizmet merkezi ile yapılan görüşme ve dosya incelemesi sonucu 2005/Q Şehri  doğumlu Q.X isimli çocuğun 24/04/2021- 04/05/2021 tarihleri arasında birimimizde kaldığı ve hakkında Sağlık Tedbiri Talep edilerek aileye teslim edildiği bilgisi edinilmiştir.

    14/05/2021 tarihinde Çocuk Koruma İlk Müdahale ve Değerlendirme Birimine ikinci defa yerleştirilen çocuk Q.X ile yapılan görüşmede ve hakkında birimimizce düzenlenen 04/05/2021 tarihli Sosyal İnceleme Raporundan elde edilen bilgiler doğrultusunda;

    Annesi X.X’in ev hanımı olduğu, babası Y.X’in sanayide kaportacı olduğu, ağabeyi Z.X’in babası yanında çalıştığını, 2009 doğumlu W.X isimli kardeşinin ise eğitim hayatına devam ettiği öğrenilmiştir.

    Q.X ile yapılan görüşmede Q.X; arkadaş çevresinin etkisiyle uçucu madde kullanımına alıştığını, krizleri nedeniyle bir süreliğine Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinde tedavi gördüğünü, tedavinin ardından krizlerinin bittiğini, fakat şuan zevk için içtiğini, hastanede tedavi görmek istemediğini, ilaç kullanmak istemediğini, çünkü Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinde tedavi gördüğü süreçte içtiği ilaçların kendisini kötü yaptığını, hareket etmekte zorlandığını belirtmiştir.

    Yapılan görüşmede Q.X’in esmer tenli olduğu, görüşme sırasında kendisini ifade edebildiği, göz kontağı kurabildiği gözlemlenmiştir.  

                Anne X.X ile çocuğun hastaneye yatışından sonra birimde yapılan görüşmede; baba Y.X ve evin büyük çocuğu Z.X ‘in, Q.X ile ilgili kararı kendisine bıraktıklarını, kendisinin çocuğu Q.X’i teslim almak istediği ancak tedavi sürecinin nasıl işleyeceğini bilemediğini, oğlu Q.X’in tekrar maddeye başlaması halinde ailesi ile daha büyük sorunlar yaşayabileceğini aktarmıştır. Anne X.X ile yapılan görüşmenin ardından, baba Y.X ve ağabey Z.X ile de görüşme yapılmıştır. Görüşme sonunda baba Y.X ve ağabey Z.X de Q.X’in iyileşme sürecinde ona destek olacaklarını belirtmiştir.

                Psikiyatrist ve Ruh Sağlığı Hastanesi’ndeki psikolog ile yapılan görüşmelerde çocuk Q.X’in sağlık durumunun iyiye gittiği ve 10/05/2021 tarihinde taburcu olup eve dönüşüne izin verildiği, meslek elemanlarının çocuk Q.X’in sağlık durumunu düzenli olarak takip edeceği bilgileri edinilmiştir.

    KİŞİLİK ÖZELLİKLERİ: Yapılan görüşmede Q.X’in esmer tenli olduğu, görüşme sırasında kendisini ifade edebildiği, göz kontağı kurabildiği; anne X.X ve baba Y.X’in çocukları hakkında ilgili bir ebeveyn rolü üstlendiği, önemsedikleri, çocukları için kaygılandıkları gözlemlenmiştir.

    ÖĞRENİM DURUMU: Çocuk Q.X’in ortaokul mezunu olduğu, annenin ilkokul mezunu olduğu, babanın lise mezunu olduğu, ailenin diğer çocuklarından ağabey Z.X’in üniversite mezunu olduğu, kardeş W.X’in ise ortaokul öğrencisi olduğu bilgileri edinilmiştir.

    İŞ DURUMU ve EKONOMİK DURUM: Annenin ev hanımı olduğu, babanın sanayide kendi dükkanını işlettiği öğrenilmiş olup, ailenin gelirinin 5000 lira olduğu öğrenilmiştir.

    SAĞLIK DURUMU: Aile bireylerinin herhangi bir sağlık sorunu bulunmamakta olup, çocuk Q.X’in madde kullanımı nedeniyle geçmişte yatılı tedavi gördüğü, ilaç kullanımını birçok kez habersiz bıraktığı, bir kez intihar girişiminde bulunduğu bilgileri edinilmiş olup, madde kullanımı öyküsünün olması, geçmişte yatılı tedavi görmesi nedeniyle çocuğun madde sağaltımının yapılması için 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 5/1-d maddesi uyarınca Acilen  Sağlık Tedbiri Kararı alınması talep edilmiştir.

    SABIKA DURUMU: Ailenin sabıka kaydı olmadığı bilgisi ediniliştir.

    AİLE ve SOSYAL YAŞANTISI: X.X-Y.X çiftinin 1995 yılında yapmış oldukları evlilikten W.(1998), Q. (2005), Z. (2009) isimli çocuklarının dünyaya geldiği, ailenin Q Şehri Merkezinde ikamet ettikleri, çocuk Q.X’in ucucu madde kullanımı olduğu, geçmişte ucucu madde kullanımından dolayı intihar girişimleri olduğu, Q Şehri Hastanesinde bir süreliğine yatılı tedavi gördüğü fakat tedavisinin ardından ucucu madde kullanımına devam ettiği,  yatılı tedaviyi ve ilaç kullanımını birçok kez reddettiği, ailenin çocuğunu kontrol edemediği, çocuk Q.X’in hırçın davranışlarının bulunduğu,  aile bireylerinin Q.X’in hayatından endişe duydukları, bu nedenlerle birimimize teslim edildiği bilgileri edinilmiş olup, ailenin sosyal yaşantısını değiştirip başka bir mahalleye taşınmayı düşündükleri, çocuklarını spora yazdırmayı planladıkları, birlikte daha fazla vakit geçirmeyi istedikleri bilgileri edinilmiştir.

    YAŞANILAN KONUT DURUMU:  Ailenin ikamet adresindeki evleri müstakil bahçeli bir ev olup, kendilerine aittir. Ev 3+1 odadan oluşmakta ve evin temel ihtiyaçları karşılayacak eşya bulunmaktadır.

    DEĞERLENDİRME ve SONUÇ:  Birimimize 20/05/2021 tarihinde ikinci kez gelen 2005 doğumlu Q.X’ in uçucu madde kullanımı tedavisi için Q. Şehri ÇEMATEM’ine yatarak tedavisine başlanmış olup; psikiyatriyle yapılan görüşme sonucunda 3-4/07/2021 tarihlerinde Q.X’in hafta sonu evci iznine çıkabileceği, döndükten sonra da tedavi süreci olumlu devam ederse kısa süre sonra taburcu edilebileceğini söylemiş, Q.X’in ailesiyle yapılan görüşmede ailenin Q.X’ye destek olacağı anlaşılmış olup Q.X’in eve dönmesinde herhangi bir sorun görülmediği için çocuğun hafta sonu hastaneden evci iznine çıkmasının uygun olduğu ve düzenli takibinin yapılacağı öğrenilmiştir.

                Q Şehri 0. Çocuk Mahkemesi’nin 2021. Tedbir Talep No’lu Acil Koruma Kararının kaldırılmasının ve 5395 Sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 5. Maddesinin 1-d fıkrasına istinaden Q.X hakkındaki sağlık tedbirinin devam etmesinin uygun olacağı,  Çocuk Q.X’in aile yanında desteklenmesinin kurum bakımında kalmasından daha yararlı olacağı düşünüldüğünden, hakkında Çocuk Koruma Kanunu’nun 5. Maddesinin 1-a fıkrasına istinaden danışmanlık tedbirinin alınmasının uygun olacağı kanaatindeyim.

    SOSYAL ÇALIŞMACI

    TOSPA TOSPA

     BU SOSYAL İNCELEME RAPORUNDA YER ALAN BİLGİLER TAMAMEN KURGU OLUP, AMAÇ SOSYAL HİZMET ÖĞRENCİLERİNİN FAYDALANABİLECEĞİ BİR PAYLAŞIM YAPMAKTIR.

                                                                              

  • BAĞLAYAN İSTİSMAR

    BAĞLAYAN İSTİSMAR
    Bireyler yaşamlarına başladıkları günden ölümlerine kadar hayatlarında belirleyici olan bir
    faktör vardır; bağlanma kavramı. Bowlby’ nin kuramına göre bebeklikten itibaren bağlanma
    gelişmektedir, ilk üç yıl güvenli bağlanma için çok önemlidir; bunun yanı sıra ergenlikte aile
    ile olan bağlar zayıflamaktadır, yetişkinlikte ve yaşlılıkta ise bağlanma etkisini oldukça
    göstermektedir. Bağlanma kuramları incelendiğinde üç bağlanma stili ortaya çıkmaktadır:
    Güvenli bağlanma, Kaygılı-Kararsız bağlanma ve Kaygılı-Kaçınan bağlanma ortaya çıkmıştır.
    Güvenli bağlanan bireylerin sosyal açıdan özgüvenli, girişken, ilişki kurmaya açık olduğu
    görülmektedir. Kaygılı-Kararsız bağlanan bireylerde ise terk edilme ve yalnızlık korkusu ve
    özgüvensizlik görüldüğü söylenebilir. Bunun yanı sıra Kaygılı-Kaçınan bireylerde sosyal
    açıdan baskılanma, yakın ilişkilerden kaçınma, kendini açmaya karşı rahatsızlık hissi
    bulunduğu söylenebilir.
    Çocukluk ve ergenlik döneminde istismara maruz kalan bireylerde kaygılı-kararsız ve
    kaygılı-kaçınan bağlanma görülmektedir. Bireyler çocuklukta örselendikleri ve ergenlikte bu
    durum devam ettiğinden; benlik saygısında örselenmemiş bireylere oranla azalma, saplantılı
    düşünmede artış, ilişkisel depresyon oldukça sık rastlanan bulgular halinde karşımıza
    çıkmaktadır.
    Toplum etkisi ve bireylerin kendini açamaması sebebi ile istismara karşı bireyler baskılanmış
    bu sebeple kimseye anlatmayan bireyler duygularını daha az dışa vuran bireylere dönüşmüş
    olabilirler. İntihara teşebbüs, akranlar arasında ve iletişimde zorluk da bireylerin yaşadığı bazı
    diğer zorluklar olabilmektedir. Bireylerin bağlanma stilleri göz önüne alındığında güvenli
    bağlanma ile negatif korelasyon, kaygılı-kararsız bağlanma ve kaygılı-kaçınan bağlanma ile
    ise pozitif korelasyon görülmektedir.
    İstismara uğrayan bireylerdeki cinsiyet dağılımına bakıldığında (benlik saygısı ve ilişkisel
    depresyon açısından) ; kadın bireylerde erkek bireylere oranla benlik saygısında daha ileri
    düzeyde bir azalma görülmektedir, erkek bireylerin ise ilişkisel depresyon puanları kadın
    bireylerinkinden yüksek olduğu görülmektedir.
    Sonuç olarak çocukluk ve ergenlik döneminde örselenmiş bireylerin bağlanma stillerinde
    güvenli bağlanma sağlandığını söylemek yanlış olur. Bireylerin hayatları boyunca bağlanma
    stillerinin etkisinde olacakları göz önünde bulundurulduğunda; istismara uğrayan bireylerin
    yetişkinlikte, ilişkilerinde, evliliklerinde, özellikle iletişimde zorluklar yaşayabileceklerini
    düşünüyorum. Bireylerin ikili ilişkilerinde iletişimsizlik veya şiddete karşı susma eğilimi
    olduğu da söylenebilir, bununla birlikte şiddet gören bireylerin şiddet görmeyenlere oranla
    şiddet uygulamaya daha meyilli olduğunu da alanda yapılan bazı çalışmalar belirtmektedir bu
    nedenle bireyler ilerleyen yaşantılarında şiddete maruz kalan yerine şiddet öznesine de

    BAĞLAYAN İSTİSMAR
    Asıl olması gereken ise bireylerin fiziksel, duygusal ya da sözlü şiddete maruz kaldıklarında
    yetkili mercilere ulaşmasını sağlayabilmek olduğunu düşünüyorum, bu mercilere direk
    ulaşmasını sağlayamıyor ise iletişime geçebileceği bireylerin farkında olup destek
    alabilmesini ve haklarını kullanabilmesini sağlamak olmalıdır. İlkokul ya da ortaokul
    çağındaki bir çocuk bu duruma maruz kaldığında ailesine, rehber öğretmenine, hastane veya
    polise başvurabilmeli, toplum baskısı ve akran zorbalığı yaşaması önlenmelidir, çocuk gerekli
    koruma altına alınmalıdır.

     

    ECEM GÜNAL

    Kaynakça
    1- https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/115119
    2- https://www.tavsiyeediyorum.com/makale_1610.htm
    3-
    https://web.b.ebscohost.com/abstract?direct=true&profile=ehost&scope=site&authtype=crawler
    &jrnl=1302597X&AN=20193366&h=Vw6IlyQfuJ20yGac1x7R0KlsLuJHiUGX6VbA0p4oL%2bURpAHY
    H1jWeYEUffPIcvYpLhBODmjUrluX8TD7%2bMacww%3d%3d&crl=c&resultNs=AdminWebAuth&res
    ultLocal=ErrCrlNotAuth&crlhashurl=login.aspx%3fdirect%3dtrue%26profile%3dehost%26scope%3
    dsite%26authtype%3dcrawler%26jrnl%3d1302597X%26AN%3d20193366
    4- file:///C:/Users/eccee/Downloads/576-1150-1-SM.pdf
    5-
    http://acikerisim.deu.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/20.500.12397/7033/306477.pdf?sequ
    ence=1&isAllowed=y
    6-
    https://openaccess.biruni.edu.tr/xmlui/handle/20.500.12445/108#sthash.oXh9fath.wk6lw259.dp
    bs

  • ALO 183 NEDİR?

    Çocukların ihmal ve istismarı, kadına yönelik şiddet gibi konulardaki ihbarları değerlendirmek, acil durumları ilgili kurumlara bildirmek amacıyla kurulan “Alo 183 Kadın, Çocuk ve Sosyal Hizmet Danışma Hattı” 24 saat boyunca hizmet veriyor.

    ALO 183’e ulaşan vatandaşlara yaşlılar, korunmaya muhtaç çocuklar, sokakta yaşayan ve çalışan çocuklar, şiddete uğrayan kadın ve çocuklar konusundaki çalışmaları konusunda bilgilendiriliyor, ne tür bir sosyal destek verilebileceği söyleniyor.

    Türkiye’nin her yerinden ücretsiz olarak aranabilen hatta uzman personeller, kadına yönelik fiziksel, cinsel, ekonomik ve duygusal istismar ve ihmale karşı neler yapılabileceği konusunda arayanları yönlendiriyor.

  • ÇOCUKLARIMIZIN FOTOĞRAFLARINI NEDEN PAYLAŞMAMALIYIZ?

     

    Yeni doğmuş bir bebeğin fotoğrafı, yürüyen, uyuyan-uyumayan, yemek yiyen-yemeyen çocukların fotoğrafları her gün sosyal medyada paylaşılıyor. Peki, bu paylaşımları neden yaptığınızı sorguluyor musunuz?  Acaba bir ebeveyn olarak çocukların fotoğraflarını neden paylaşma ihtiyacı hissediyorsunuz? Onlar üzerinden kendi psikolojik ihtiyaçlarınızı mı karşılamaya çalışıyorsunuz? “Çocuğum bunu yaptı” diyerek herkese paylaştığınız fotoğraflar üzerinden beğeni aldığınız çocuklar, görünürlüğü sağlayan bir ‘eşyaya’ dönüşmüş mü oluyor? Paylaşmak amacı ile çıktığımız yolculuk çocuğumuzu sergilemeye mi dönüşüyor? Acaba fotoğrafları çocuk için mi paylaşıyoruz, yoksa çocuk üzerinden görülme, sosyalleşme ve beğenilme arzumuz için mi? Cevabımız, ‘çocuk üzerinden arzularımızı gidermek’ ise, çocuklarımızı kendimiz için tanımadığımız, bilmediğimiz kişilerin gözleri önüne atmak anne-babalık hislerimizle örtüşüyor mu? Hayır, ‘Çocuk için paylaşıyoruz’ diyorsak, tanıdığı-tanımadığı kişilere, fotoğraflarının paylaşılması, çocuklara nasıl bir fayda sağlıyor? Kendi duygularımızı tatmin için çocukların görüntülerini herkesin göreceği şekilde internet ortamında paylaşmak hiç sağlıklı değil. Çocuklara yönelik cinsel sapıklığı olanlar çocuk fotoğraflarını biriktiriyor. Ayrıca art niyetli, kötü bakışlı kişilerin bakışları, niyetleri çocuklarımızı olumsuz etkiliyor. Çocuklarımızın bütün hayatı, nerdeyse tüm dünyaya canlı yayınla gösteriliyor. Oysa ki, sağlıklı gelişim için çocuğun kendine ait bir dünyası olması gerekiyor. Yetişkinler için duvarları camdan evlerde yaşamak ne kadar rahatsız edici ise, çocuklar için de herkesin erişimine açık bir hayat, o kadar rahatsız edici olabiliyor.

     

    Yirmi sene sonra, yüzlerce fotoğrafı herkesin erişiminde olan bir çocuk, bu durumdan memnun olacak mı? Ya çocuklar karar verme aşamasına geldiğinde bizim paylaştığımız fotoğraflardan rahatsız olursa, ya da “Hangi hakla her halimi sosyal medyada paylaştınız? Bunu yaparken bana sordunuz mu?” diye bizi sorgularsa cevabımız ne olacak? Düşünmek gerekiyor.

    Kendimize şunu soralım: Yaptıklarımızı çocuklarımızın iyiliği için mi, yoksa onların üzerinden beğenilmek için mi yapıyoruz?