Blog

  • KEFERNAHUM

    Kefernahum
    Film; Lübnanlı bir çocuk olan Zain’in hikayesini anlatıyor. Film, Zain’in sıradan bir küçük
    çocuktan; kendisini istismar eden ailesine baş kaldırıp kaçan, zekası ve pratikliği ile
    sokaklardaki yaşam savaşından galip çıkan ve kendisine yapılan haksızlığın karşısında dimdik
    duran, 12 yaşındaki genç bir delikanlıya dönüşümünü gözler önüne seriyor. Bu süreçte Zain
    hayat mücadelesi veriyor, Etiyopyalı mülteci Rahil ve onun bebeği Yonas’a göz kulak oluyor,
    şiddet suçundan hapse giriyor ve en sonunda mahkemede adalet arıyor. Film içerisinde
    yoksulluk, erken yaşta evlilik, çocuk işçiliği, çocuk istismarı ve en temelinde eğitimsizlik gibi
    konuları görmek mümkün.  İyi seyirler.

    Gönderen : Özlem Güzel

  • SOSYAL HİZMET MÜDAHALE PLANI ÖRNEĞİ-1

    PLANLI DEĞİŞİM SÜRECİ GRUP ÇALIŞMASI RAPORU

     

    KURUMU   : Çocuk Koruma İlk Müdahale ve Değerlendirme Merkezi

    RAPOR TARİHİ      : 22.05.2019

    RAPOR NO              : 0001

     

    HİZMETTEN YARARLANACAK GRUP ÜYELERİNİN

    Adı Soyadı                 : A.B – B.B – C.B – D.B

    Doğ. Yeri-Tarihi       :  X 1982 – X 1978- X 2004 – X 2002

    Cinsiyeti                     : K – E – E –K

    Medeni Durum   : EVLİ -EVLİ – BEKAR – BEKAR

    Öğrenim Durumu     : LİSE – ÜNİVERSİTE – LİSE – LİSE

    İşi                               : EV HANIMI – İŞÇİ – ÖĞRENCİ  –  ÖĞRENCİ

    Grup çalışması başlama ve bitiş tarihi: 07. 05. 2019 – 21.05.2019

    Grup çalışmasının yapılma nedeni : AİLE YAPISINDA YAŞANAN İLETİŞİM AKSAKLIKLARININ ÇÖZÜMÜ

     

     

    1.KABUL VE TANIŞMA:

     

    Okulda rehberlik servisinde yaptığı görüşme sonucunda ailesinin kendisine şiddet uyguladığını ve buna dayanamadığını beyan eden 16 yaşındaki D.B, karakolda ifadesi alındıktan sonra kuruma yönlendirilirken, kurum gözetimine alındıktan sonra ilk görüşme yapılmıştır. Yapılan ilk görüşmede D.B, 17 yaşında olduğunu, akademik durumunun ortalama olduğu, arkadaşları arasında sevilen biri olduğunu, okulun voleybol takımında yer aldığını, ailesinin bunlara rağmen kendisini sürekli kısıtladığını, özellikle babasının çok sinirli birisi olduğunu, kimi zaman fiziksel şiddete maruz kaldığını, bu şiddetin dayanılmaz olduğunu düşündüğü anda okuldaki rehberlik servisine başvurarak her şeyi anlattığını, yurt ortamının kendinin uyabileceği bir yer olduğunu ifade etmiştir.

    Ailesinin iletişim bilgileri edinildikten sonra yaşanan durum hakkında telefon aracılığıyla kısa bir özet geçirilerek, D.B’nin yasal işlemler sürecinde kurumda kalacağı aileye bildirilmiştir. Gün içerisinde aile üyelerinin kuruma gelmesiyle aile ile de ilk görüşme gerçekleştirilmiştir. Aile bireylerine ilk olarak yaşanan süreç ile ilgili olarak bilgiler verilirken, aile bireylerinin sorulan sorulara verdiği temel bilgiler kısa notlar halinde kayıt altına alınmıştır. Baba B.B, kızına karşı koruyucu bir tutum içerisinde olduğunu, genel olarak sinirli olduğunu kabul ettiğini ancak kızını sevdiği ve başına bir şey gelmesini istemediği için onu sürekli kısıtla gereği hissettiğini belirtmiştir. Anne A.B ise kızının ev işlerine hiç yardım etmediğini, buna rağmen derslerine de hiç çalışmadığını, sürekli olarak telefonla oynayıp, aile içinde iletişime kapalı olduğunu söylemiştir.

    Ailenin diğer çocuğu C.B ise görüşme boyunca kendisine söz hakkı verilmediği zamanlarda gergin ve sıkıldığını belli eden jest ve mimikleriyle dikkat çekmiştir. Kendisinin aile içerisindeki iletişimini tespit konusuna ilişkin, temel bilgileri öğrenmek amacıyla sorular sorulmuştur. C.B, 15 yaşında olduğunu, X Anadolu Lisesi 9. sınıf öğrencisi olduğunu, derslerinin iyi olduğunu, ablasıyla sık sık tartıştığını, ablasının kendisinin her şeyine yorum yaptığını, aşağıladığını belirtmiştir. Baba B.B ise oğlunun senelerdir “mühendis olacağım” demesine rağmen son haftalarda “asker olacağım” diye tutturduğunu, kendisini bu karardan vazgeçiremediğini belirtmiştir. Anne A.B de benzer sorunlar nedeniyle C.B hakkında yakınmalarda bulunmuştur.

    Kurumda kalan çocuk D.B’nin de görüşme odasına gelmesiyle, sorunların çözümü adına ortak hareket edilerek yasal çerçeve içerisinde birtakım görüşme yapılması planlanmıştır. Planlama detayları aileye de aktarılarak onay alınmıştır.

     

     

    2.VERİ TOPLAMA VE ÖN DEĞERLENDİRME

     

    Aile ile haberleşerek ikamet adresine inceleme yapılması amacıyla gidilmiştir. Yapılan incelemede evin düzenli ve temiz olduğu, evde çocukların kendilerine ait odaları olduğu, çocukların yaşına uygun kıyafetlere ve yeterli düzeyde eşyaya sahip olduğu ve evin çocuklar için uygun olduğu gözlemlenmiştir.

     

    Müracaatçı Sistemi:

    Aile anne, baba ve 2 çocuk olmak üzere 4 kişiden oluşmaktadır. A.B 37 yaşında, ev hanımı; B.B 41 yaşında, üniversite mezunu ve fabrikada işçi; C.B 14 yaşında X Anadolu Lisesi 9. sınıf öğrencisi; D.B ise 17 yaşında Y Anadolu Lisesi öğrencisidir. D.B, ailesinden şiddet gördüğü iddiasıyla polise başvurmuş, karakolda ifade verdikten sonra Çocuk İlk Müdahale ve Değerlendirme Birimi’ne yönlendirilmiştir. D.B, anne babası ve 14 yaşındaki kardeşi C.B ile birlikte yaşamaktadır.

     

    Hedef Sistem:

    D.B ve ailesiyle yapılan görüşme, aile bireyleri arasında birbirlerine karşı yaptıkları hataları fark etmesini sağladı.  Ebeveynlerden babanın gün boyu çalışıyor olmasının, çocukların ise gün boyu okulda olmasının ebeveynlerin çocuklarına karşı tutum ve davranışlarını olumsuz etkilediği, bu olumsuzlukların kimi zaman büyük tartışmalara yol açtığı, aile bireyleri arasında yaşanan bu tartışmaların aşılabilecek tartışmalar olduğu, herkesin kendisine belirtilen rol ve görevleri yapması halinde sağlıklı bir iletişimin oluşacağı aileye bildirilmiştir.

     

    Hedef Sistemin Güçlü Yanları:

    Aile içerisinde evlilik bağının kuvvetli olduğu ve ebeveynlerin çocuklara karşı sorumluluk ve motivasyonunun güçlü olduğu gözlenmiştir. Çocuklardan D.B; akademik olarak başarılı bir öğrencidir. Ayrıca voleybol oynama konusunda da yetenekli olduğunu bildirmiştir. İletişime açık bir yapısı vardır. Kendisinden istenen davranışların farkında, aile ortamının sağlık bir yapıya bürünmesini isteyen bir tavra sahiptir. Diğer çocuk C.B ise iletişime açık olmakla birlikte suskun bir yapıya sahip, derslerinde başarılı bir öğrencidir. Ayrıca ailede çocuklarının içinde bulunduğu durumdan ötürü üzgün ve bir daha aynı durumun yaşanmaması adına her şeyi yapacaklarını bildiren izlenim yaratmıştır. Aile bireylerinin sorunları çözme konusundaki hassasiyet ve isteği, hedef sistemin, yapılacak planlara uyum sağlayacağını ve müdahalelere katılacağını gösterdi.

     

     

    3.PLANLAMA VE SÖZLEŞME

     

    Aile bireylerinin yaşadığı sorunları en geniş şekilde ortaya koyması istenerek sorunların ortak listesi hazırlandı.

     

    Hedef Sorunlar

    1.Evdeki ortamın çocukları bunaltması.

    2.Ebeveynlerin telefon ile oynama konusunda sürekli laf etmesi D.B’yi bunaltıyor.

    3.C.B’nin yüksek sesle müzik dinleyip oyun oynaması ve sigara içmesinden aile şikayetçi.

    4.Baba B.B’nin ev işleri konusunda sorumsuz davranması evde huzursuzluk yaratıyor.

    5 Baba B.B’nin çocuklarına kimi zaman şiddet uyguluyor olmasından aile bireyleri şikayetçidir.

     

    Aileden bir sonraki adımda, problemleri öncelik sırasına koymasını ve en üstteki üç sorunu müdahale odağı olarak belirlemesini istenildi.

     

    Öncelik Sırası:

    1. Telefon konusunda herkes şikayetçi ve ortak nokta aranıyor.
    2. Baba B.B’nin çocuklara şiddet uygulamasından herkes şikayetçi.
    3. Evde iş bölümü yapılmaması anne A.B’yi bunaltıyor.

     

    D.B, evde genellikle ev işlerinden dolayı çıkan tartışmaların sonlandırılması ve telefon konusunda baskı altında olmaması sağlanırsa, daha güçlü hissedeceğini belirtmiştir. Bu tartışmaların sonlanması konusunda kendine de sorumluluklar düştüğünü fark etmiştir. D.B, ailesinin telefon konusunda üzerine fazla gelmemesi ve ev işleri konusunda özellikle anne ve babasının ortak bir karar alması halinde evdeki sorunların çözümü adına önemli bir adım atılacağı ve psikolojik olarak rahatlayacağına inanmaktadır.

     

    Anne A.B, çocukların ders durumundan memnun olduğunu ancak yeteri kadar çalışmadıklarını, sürekli telefonla oynadıklarını düşündüğünü belirtmiştir. Ayrıca baba B.B’nin ev işlerine hiç yardım etmemesinin de kendisini üzen başka bir konu olduğunu belirtmiştir.

     

    Baba B.B ise eve geldiği zaman yorgun olduğunu, ev işlerine o yüzden yardım edemediğini, çocuklarının sürekli olarak telefon ve bilgisayarla oynadığını, bundan rahatsız olduğunu, kimi zaman uyarı olarak şiddet uyguladığını kabul ettiğini bildirmiştir.

     

    Amaç:

    1. Aile üyeleri arasında tartışılan sorunların çözümü adına sağlıklı bir iletişim ortamının sağlanması
    2. Ailenin şiddetin çocuklar üzerindeki etkisi konusunda bilgilendirilmesi
    3. Telefon meselesinin orta yol bulunarak halledilmesi

    Amaçta belirtilen konular aile bireylerine sözlü olarak aktarıldı. Aile bireyleri yapılan görüşmelerde kendilerine düşen sorumlukları ve görevleri yerine getireceklerine dair olumlu izlenimler yarattı. Aile sisteminin güçlendirilmesi adına neler yapılacağı, aileye aktarıldı.

     

    4.MÜDAHALE

    Ailenin listelediği sorunlar doğrultusunda belirlenen amaçlara göre;

     

    Birinci amaç “aile üyeleri arasında tartışılan sorunların çözümü adına sağlıklı bir iletişim ortamının sağlanması” ile ilgili olarak çocuklar C.B ve D.B, ailesinden beklentilerini aktardı. Bu beklentiler arasında kendilerine düşen görevler ve roller konusunda değerlendirilme yapıldı. Çocukların aileden beklentileri, aileye de bildirildi. Aile de buna karşın çocuklardan beklediği rol ve sorumluları ifade etti. Karşılıklı yapılan değerlendirme ile beraber planlama yapıldı

     

    İkinci amaç “ailenin şiddetin çocuklar üzerindeki etkisi konusunda bilgilendirilmesi’’ ile ilgili olarak ebeveynlere şiddet uygulamasının sonuçlarının çocukların psikolojisi ve ailenin sağlıklı bir ortama kavuşması adına sakıncalı olduğu bildirilmiştir. Aile kendilerine yapılan danışmanlıktan dolayı memnun olduklarını ve her şeyin farkında olarak hareket edeceklerini bildirmiştir. Özellikle baba B.B, yaptıklarından ötürü pişman olduğunu ifade etmiştir.

     

    Son olarak üçüncü amaç ‘’telefon konusunda orta yolun bulunarak konunun halledilmesi’’ ile ilgili olarak, telefon kullanımının çocuklar adına belli bir süreden sonra sakıncalı olduğu belirtilerek, akademik başarıların düşmemesi adına telefon kullanımının azaltması için çocuklara çeşitli örneklerle tavsiyede bulunuldu.

     

    D.B, telefon ile fazla zaman geçirdiğini kabul ederken, dakika başı telefonu bırak denilmesinin kendisini rahatsız ettiğini söylemiştir. Aileye de kızlarının iletişime açık olduğunu, telefon konusunda sürekli olarak yaptıkları söylemlerin ters tepeceğini söylenmiştir. Aile de bu durumu olumlu şekilde karşılamıştır. D.B, ev işleri yapılması gereken zamanda telefonla oynamayacağını bildirirken, aile de D.B’ye onu bunaltmayacaklarını söylemiştir.

     

    C.B ile yapılan ayrı görüşmede derslerinin iyi olduğunun ve iletişime açık olmasının yaşıtlarına göre iyi bir şey olduğu, askerlik yerine akademik alanda kendini yakın hissettiği bir alana yönelmesini konusunda örnekler üzerinden konuşma yapulmıştır. C.B’nin “vatanımı çok sevdiğim için asker olmak istiyorum” sözü üzerine konuya farklı bir yönden bakması adına dünyada gelişmekte olan savunma sistemleri ve mühendislik mesleği üzerinden çeşitli örnekler verilmiştir. C.B konuya bu yönden bakmadığını, artık derslerine çalışacağını bildirmiştir.

     

     

    5.DEĞERLENDİRME

     

     

    Yapılan müdahalelerin doğrultusunda çalışmanın sonucunu getiren gelişmeleri ve başarıları bir hafta kadar sonra aile ile yapılan telefon konuşmasında değerlendirildi. Verilen bireysel danışmanlığın işe yaradığı, aile içi iletişimin güçlendiği, D.B’nin eskiye nazaran daha sorumlu hareket ettiği, kardeşi C.B ile tartışma dahi yaşamadığı, evde aile ortamının yeniden canlandığı öğrenildi. D.B’nin voleybol konusunda bir spor kulübüne yönlendirilmesiyle birlikte sosyal olarak da geliştiği ve telefon kullanımının azaldığı öğrenildi. C.B’nin ise kendisini derslere verdiği, halk eğitim merkezine gitmeye başladığı ve akademik olarak yüksek hedefler edindiği öğrenilmiştir.

     

     

     

    6.SONUÇLANDIRMA

     

    Kurum bakımında bulunan D.B’nin aileye teslim edilmesi, aile ile yapılan görüşmeler, D.B’nin sosyal olarak voleybol kulübüne yönlenmesi, C.B’nin halk eğitim merkezindeki edebiyat çalışmalarına sonucu farkındalık kazanması gibi nedenler sayesinde aileiçi iletişim güçlenmiştir.

     

     

    7.İZLEME VE TAKİP

     

    D.B’nin akademik olarak başarılı bir öğrenci olması ile voleybol konusundaki istek ve yeteneği güçlü yönleridir  A.B ve B.B’nin evlilik birlikteliklerinin güçlü, ebeveynlik sorumluluk ve motivasyonunun yüksek olması da güçlü bir yandır. C.B’nin ise iletişime açık ve sosyal bir çocuk olması güçlü yanıdır. D.B ve C.B’nin sosyal olarak kendine güveninin yerine gelmesi, evdeki hal ve hareketlerine de olumlu yansıdı. Kardeşlerin ebeveynleri ile olan ilişkileri güçlendi. Telefon kullanımını azaltması ve sorumluluk bilincinin gelişmesi de aileyi memnun etmiştir.

     

    Not: Bu raporda ismi ve hikayesi geçen kişi ve kişiler tamamen hayal ürünüdür. Çalışmanın amacı uygulamalı olarak müdahale planının aşamaları anlatmak ve sorunlara yaklaşımlarda izlenecek yolun kavranmasını sağlamaktır.

     

     

     

  • SOSYAL İNCELEME RAPORU ÖRNEĞİ

     

    SOSYAL İNCELEME RAPORU

    (KIRSAL ALANDA SOSYAL ÇALIŞMA)

     

    RAPOR TARİHİ        :   01.01.2020

    DÜZENLEYEN S.Ç. :   TOSPA TOSPA

    İNCELEME NEDENİ:  A.A ‘ nın durumunun 5395 sayılı  ÇKK’ ye göre değerlendirilmesi

     

    İNCELEMEYE KONU HASTANIN;

    TC Kimlik No             : 12345678910

    Adı Soyadı                  : A.A.

    Anne-Baba Adı           : B.A / C.A     

    Doğum Yeri-Yılı         : MERKEZ – 02.02.2003

    Cinsiyeti-Öğrenimi     : Kadın / İlkokul

    Medeni Durumu         : Bekar

    Mesleği-Çalıştığı İş     : Öğrenci

    Adres Ve Telefonu     : MERKEZ 0678 000 00 00   

     

    BİLGİ KAYNAKLARI:

    Görüşme Yapılan Yer  : Ailenin İkameti / Sosyal Servis

    Görüşme Yapılanlar    : AA / B.A

     

    SORUNUN TANIMI: GG.AA.YYYY tarihinde kayıp şahıs olarak KIRSALDA BİR İLÇEDE bulunan ve annesinin çocuğu kabul etmemesi nedeni ile birimimize teslim edilen A.A ‘nın dosya taramasından GG.AA.YYYY – GG.AA.YYYY tarihleri arasında cinsel istismar mağduru olarak birimimizde kaldığı ve X ŞEHRİ Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen YYYY/SS sayılı cinsel istismar soruşturmasına müdahil olunarak anne B.A’ya teslim edildiği öğrenilmiştir.

     

    Çocuk ile GG.AA.YYYY tarihinde yapılan görüşmede birimden annesine teslim edildikten sonra bir süre annesi ile sorun yaşamadıklarını, ancak bir süre sonra annesinin kendisini sıkmaya ve kısıtlamaya başladığını, bu durum nedeniyle bunaldığını bu nedenle annesinin de bilgisi dahilinde K. isimli kız arkadaşında kalmaya gittiğini, onun da annesinden  bunaldığını, K. İle birlikte evden kaçmaya karar verdiklerini, kendisinin evin dış kapısının kilidini söktüğünü ve kapıyı kırarak birlikte kaçtıklarını, erkek arkadaşı Z. ile otogarda karşılaştıklarını ve onun babası ile birlikte yaşadığı evde bir gece kaldıklarını, bu arada K’nın kendileri ile gelmekten vazgeçtiğini, K’nın evden ayrılmasından 2 saat sonra polisin kendilerini yakaladığını ,annesinin eve almaması nedeni ile birime geldiğini ifade etmiştir. A.A kendisinin yurtta kalmak istediğini de belirtmiştir. Annesine ait telefon aranmış ancak ulaşılamamıştır. Bir süre sonra annesi ile iletişime geçilmiş ancak il dışında olduğunu ve bir süre çocuğunu görmek istemediğini ifade etmesi nedeni ile GG.AA.YYYY tarih ve X sayılı Komisyon kararı ile GG.AA.YYYY tarihi ile Çocuk Destek Merkezine yerleştirilmiştir.

     

    Çocuk kuruluşa yerleştikten sonra anne ile telefon aracılığı ile iki birimde de iki defa görüşülmüş ve bir defa da ikametinde görüşme yapılmıştır. Anne ile yapılan görüşmelerde annenin çocuğa karşı öfkeli olduğu, evden kaçtığı sırada yanında kaldığı kişilerden şikayetçi olmadığı için kızgın olmadığı görülmüştür. Anne, çocuğunu yanına alma konusunda sık sık gelgitler yaşamış ve bu nedenle kaldığı kuruluş ile iletişim kurmak istememiştir.

     

    Anne B.A ve diğer çocukları ile yapılan görüşmelerde annenin çocuklara karşı herhangi bir fiziksel şiddetinin olmadığı anlaşılmıştır. Ayrıca anne B.A; A.A ’ nın ergenlik sorunları ile birlikte fevri hareketlerini kontrol etmekte zorlandığı, duygu ve dürtülerini dizginlemekte güçlük çektiğini ifade etmiştir.

     

     

     

    MÜRACAATÇININ SAĞLIK VE FİZİKSEL DURUMU:  Anne B.A’nın karnından kitle ameliyatları olduğu, rutin kontrollerinin devam ettiği , çocuklarının ise sağlık sorunlarının olmadığı bilgisi alınmıştır.

    Anne B.A’nın kendini rahat ifade edebilen, iletişime açık ve konuşma dillerinin açık olduğu görülmüştür.

     

     

    MÜRACAATÇININ PSİKO-SOSYAL VE AİLEVİ DURUMU:  B.A C.A çifti YYYY yılında evlenmiş ve bu evlilikten YYYY doğumlu A.A dünyaya gelmiştir. Çift 2018 yılında şiddetli geçimsizlik nedeni ile boşanmışlar. Anne B.A, bir süre İstanbul’da kalmış , bu süre içerisinde Z.Z ile birliktelik yaşamış ve bu birliktelik sonucu GG.AA.YYYY doğumlu D. dünyaya gelmiştir. D’nin velayetinin de B.A.’da olduğu anlaşılmıştır. Bir süre sonra anne B.A, yeniden X şehrine dönmüş ve kızı A.A’yı da yanına almıştır. Anne B.A; evlilik düşündüğü G.G isimli bir kişi  ile birlikte yaşamaya başladıklarını, daha sonrasında da bu kişinin yeğeni tarafından A.A’nın tacize uğraması sonucu ilişkilerini sonlandırdığını, şu an hayatında birilerinin olmadığını ifade etmiştir.

    D’nin ile görüşmeye devam ettiklerini ancak A.A’nın babasıyla görüşmediklerini ifade etmiştir.

     

     

    MÜRACAATÇININ BARINMA VE EKONOMİK DURUMU:   Anne mülkiyeti kendine ait iki oda, salon, mutfak, tuvalet ve banyodan  oluşan doğalgaz kat kaloriferi ile ısıtılan apartman dairesinde ikamet etmektedirler. Ev eşyaları modern tarzda döşenmiş ,temiz ve düzenli olduğu görülmüştür.

    Anne, babasından aylık 400 TL yetim aylığı aldığını, aylık 1600 TL nafaka aldığını ifade ederek ekonomik olarak bir sıkıntısı olmadığını ifade etmiştir.

     

     

     

    DEĞERLENDİRME: GG.AA.YYYY tarihinde birimimize teslim edilen 02.02.2003 doğumlu A.A  hakkında birimimizde yapılan incelemelerin ardından hakkında X İLİ 2.Çocuk Mahkemesinin GG.AA.YYYY tarih  ve GGGG/SS Tedbir talep no’lu Acil Koruma Kararı alınarak  X İLİ Çocuk Destek Merkezi’ne teslim edilmiştir. Yapılan değerlendirme sonucu;

    • Çocuğun Ailesi tarafından ihmal ve istismara maruz kaldığına dair belirtilerin olmadığı;
    • AA.YYYY doğumlu D’nin, ablası A.A ile iletişiminin anneden daha iyi olduğu ve korunma altına alınmasına gerek olmadığı değerlendirilmiş olup;
    • Aile bireyleri ile yapılan görüşmelerde annenin çocuğunu sevdiği ve korumak istediği; ancak iletişim sorunları yaşadıkları ve olumlu disiplin kurmakta zorlandığı gözlemlenmiş olup; aile içi iletişim konusunda bilgilendirmeler ve yönlendirmeler yapılmıştır.

     

     

    SONUÇ VE ÖNERİLER:   Dönem dönem anne çocuk arasında çatışmaların yaşandığı, annenin çocuğu yanına almak istemesi, anne ve çocuk arasında dönem dönem ayrı yaşamaları nedeni ile anne ve çocuğa destek olmak amacıyla 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 5-1/a bendi gereği DANIŞMANLIK TEDBİRİ ile desteklenmeleri;

    Çocuğun daha önce cinsel istismara maruz kalması , anne ile iletişim sorunu yaşaması, kendisi istek ve arzularının yerine getirilmesi için sık sık yalana başvurması ,duygu ve düşünceleri ile dürtülerini kontrol etmekte zorlandığını ifade etmesi nedeni ile aynı kanunun  5-1/d bendince SAĞLIK TEDBİRİ alınmasının;

    Yapılan değerlendirme sonucu A.A hakkında X İLİ 2.Çocuk Mahkemesinin aldığı GG.AA.YYYY tarih ve GGGG/SS Tedbir Talep No’lu  Acil Koruma Kararının kaldırılarak anne B.A’ya  teslim edilmesinin çocuğun yararına olacağı kanaatine varılmıştır.

     

     

     

     

     

    TOSPA TOSPA

    Sosyal Hizmet Uzmanı

  • AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL HİZMETLER BAKANLIĞINA EK ATAMA ÇAĞRISI

    Aralarında Sosyal Çalışmacı, Psikolog, Psikolojik Danışman, Diyetisyen, Çocuk gelişimi, Fizyoterapistlerin bulunduğu çok sayıda genç, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığında çeşitli nedenlerden ötürü boş kalan kadrolar konusunda taleplerini dile getirdi.

    Yaşanan mağduriyetlerden ötürü sıkıntılı bir süreç geçirdiğini aktaran gençler taleplerini şu şekilde aktardı.

    “2019/ 6 ile Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının “Sözleşmeli Personel Alımı” kapsamında ‘Sosyal Çalışmacı, Psikolog, Diyetisyen, Çocuk gelişimi, Fizyoterapist’ bölümlerine 2313 kadro ayrılıp tercih sonuçları 6 Aralık’ta sonuçlanmıştır.

    • Sağlık Bakanlığı’nın 2019/7, 2020/4 ve 2020/5 atamalarında kılavuzda “2019/& atamaları gerçekleştirilen ancak göreve başlamayan adaylar tercih veremez” maddesi bulunmaması, ilgili Bakanlıklar arasında personel alımlarında koordinasyonun sağlanamaması sebebiyle Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na atanan adaylar Sağlık Bakanlığı’na tercih vererek 350’si sosyal çalışmacı olmak üzere çeşitli alanlarda yaklaşık 1000 kişilik kadronun yanmasına sebep olmuştur.

    • Günümüzün en büyük sorunlarından biri olan işsizlik konusunda yeterli düzeyde kadro açılmasına rağmen, Bakanlıklar arasında koordinasyon kurulamaması ve bürokratik sürecin yavaşlığı nedeniyle yanan kadrolar sonucunda birçok genç istihdam fırsatını kaçırmıştır. Bu kaçan fırsat, bakanlıklardan hizmet bekleyen başta kadın, yaşlı ve çocuklar olmak üzere tüm toplumu mağdur etmiştir.

    • Sonuç olarak bizler KPSS 2018 P3 puanlarımızı kullanarak Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının boş kalan kadroları için ek atama talep etmekteyiz.”

     

    Umuyoruz ki, AÇSH Bakanı Sayın Zehra Zümrüt SELÇUK bu çağrıya kayıtsız kalmayarak, hem istihdam hem de halkımızın hizmete ulaşmasının öneminin vurgulandığı bu günlerde gençlerin taleplerini kabul eder.

  • FEMİNİST SOSYAL HİZMET UYGULAMASI

    FEMİNİST SOSYAL HİZMET UYGULAMASI

     

    Feminist kuramcılar geleneksel sosyal hizmet teori ve uygulamasını cinsiyetçi olarak eleştirmektedir. Feminist sosyal hizmet uygulaması feminist kuramın temel kavramları olan toplumsal cinsiyet, ataerkillik , kamusal/özel alan ayrımı gibi kavramları kullanır. Feminist sosyal hizmet bu çerçeve de  kadınların deneyimlerini başlangıç noktası olarak kabul eder. Geleneksel toplumsal cinsiyet rolleri ve ataerkilliğe meydan okuma bu uygulamanın diğer bir bileşenidir. Kadınların sorunlarıyla ilişkili farkındalıklarının yükseltilmesi ve güçlendirilmesi odağı nedeniyle bu uygulama geleneksel sosyal hizmet uygulamasına yönelik alternatif bir uygulama olarak tanımlanabilir.

    Kadınların toplum içerisindeki konumları, tarihsel süreç içerisinde farklı aşamalardan geçmiştir. Kadınların sahip oldukları haklar, uluslararası ve ulusal anlamda güvene altına alınmış olsa da kadınlar hala toplumda özel alana hapsedilmeye devam etmektedir. Birçok kişi tarafından kadın üstünlüğü olarak algılanmasına rağmen , esas itibariyle feminizm; cinslerin eşitliğini vurgulayarak ataerki yapının kırılmasını hedeflemektedir. Toplumdaki karar alma mekanizmalarındaki baş aktörlerin çoğunluğunun erkekler olduğu düşünüldüğünde, toplumsal cinsiyet duyarlı politikalar ve hizmetlerin geliştirilmesi erkek yöneticiler kadar toplumdaki diğer erkeklerin  de özgürleşmesine katkıda bulunacaktır. Karar alma mekanizmalarında cinsler arasında işbirliğinin vurgulanmasını amaçlayan çalışmalar feminist sosyal hizmet uygulamaları açısından da önemli görülmektedir.

    Feminist sosyal hizmet uygulamaları dar anlamıyla bireysel olarak sadece kadın hareketlerinin, geniş anlamıyla yaşanan her türlü baskıyla mücadeleye karşıt olarak geliştirilen mikro, mezzo ve makro çabaların bir bütünü olarak değerlendirmektedir.

     

    Feminist kuramının kavramlarından bahsedecek olursak; toplumsal cinsiyet, ataerkillik, ayrı alanlar nasyonu (kamusal/özel ayrımı)’dur.

    Güç ilişkileri analizi  ve  sosyo politik  bağlam feminist sosyal hizmet uygulamasında önemli konulardır. Gücü üreten, elinde tutan baskıcı yapıların cinsiyetçi bir şekilde yapılandığının  farkında olmak  ve sorunlara yaklaşırken bu arka planı göz önünde tutmak önemli bir noktadır.

    Feminist sosyal hizmet uygulaması ´kişisel olan politiktir ilkesini uygulamanın mikro, mezzo ve makro düzeyleriyle bütünleştirerek hareket eder. Çünkü özel alandaki deneyimler olarak sunulan sorunlar aslında ataerkillikle bağlantılı, cinsiyetçi yapısal faktörler bütününden doğmaktadır. Müracaatçı gruplarıyla çalışırken feminist sosyal hizmet uzmanları feminist çalışma ilkelerini göz önünde tutarak, müracaatçının sorununun sosyo politik bağlamını kavramasına, güç analizine odaklanırlar ve feminist sosyal hizmet bu çerçevede ´uyumlandırma yerine ´güçlendirici ve daha fazla seçenek yaratıcı bir çerçeve sunmaktadır.

     

    ZİLAN HAS

     

  • “SOSYAL POLİTİKALAR KAPSAMINDA BOŞANMIŞ KADINLAR” – Huriye ALACA

     

    “SOSYAL POLİTİKALAR KAPSAMINDA BOŞANMIŞ KADINLAR”

    Huriye ALACA

    Giriş

     

    Sosyal politikalar devletlerin özellikle dezavantajlı olan bireylerin topluma entegre edilebilirliğini,güçlenmesini,sağlıklı bir gelişim göstermesini sağlamaya yönelik yapmış olduğu her türlü faaliyettir. Bu çalışmada Türkiye’de boşanmış kadının durumu ve kadınların sosyal politikalar çerçevesine konu olma şekli ,halihazırda var olan uygulamalar ve politikalar ve bunlara önelik feministlerin nasıl bir bakış sergilediklerine değinilmiştir.

     

    Sosyal Politika Kavramı

     

    1. Yüzyılın en önemli olaylarından biri olan sanayi devrimi ile birlikte ülkelerin toplumsal ve ekonomik dokusunda önemli değişim ve dönüşümler gerçekleştirmiştir. Bu değişim ve dönüşümlerle beraber toplumsal sorunlar da ortaya çıkmaya başlamış ve bu sorunların kontrol edilemez artışı ile birlikte devlet yönetiminin ciddi çözümler oluşturulması elzem kılınmıştır. Bu durum sosyal politikaların doğuşunu sağlamıştır.   Başlangıçta sadece işçilerin koşullarını iyileştirmeyi amaçlayan sosyal politikanın, zaman içerisinde kapsamı ve uygulama alanı genişlemiş; bugün ise bir yandan kadın, çevre, çocuk hakları gibi toplumsal hareketlerin etkisi, bir yandan da değişen ekonomik sistemlerin etkisiyle dönüşüm geçirmiştir. En geniş tanımı ile sosyal politika, toplumu oluşturan bireylerin sosyal ihtiyaçlarını karşılama amacına yönelik faaliyetleri içeren bir kavramdır ve sosyal adaletin ve sosyal eşitliğin sağlanmasına yönelik tüm politikaları içermektedir (Uçar,2011:66). Diğer bir ifade ile işsizliğin,  yoksulluğun azaltılması, bireylerin problem çözme becerisi kazanması, iyilik hallerinin ve sosyal işlevsellik düzeylerinin artmasını hedefleyen; insan haklarının ve sosyal adaletin hayata geçirilmesini ve uyarlanmasını amaçlayan çalışmalar bütünüdür.

     

    Sosyal politikalar genellikle refah devletleriyle birlikte anılmaktadır. Sosyal politikalar devletlerin refah devlet veya sosyal devlet olma özelliğini belirlemede bir kriter olarak görülmektedir. Diğer bir değişle sosyal politika üreten devlet sosyal devlettir. Kısaca refah devleti “ fertlerin sosyal durumlarıyla ilgilenen ,onlara asgari bir hayat düzeyi sağlamayı, sosyal adalet ev sosyal güvenliği gerçekleştirmeyi sosyal politikalar yoluyla sağlayan devlet” olarak tanımlamaktadır.(Uçar,2011)

     

    Kadınların Sosyal Politikalar Kapsamına Girmesi

     

    Dünyanın pek çok yerinde yasalarda var olan eşitlikçi sisteme rağmen kadınlar haklarını kullanma ve uygulama konusunda pek çok problemle karşı karşıya kalabilmektedir. Diğer yandan sahip oldukları mevcut haklardan, fırsatlardan, hizmetlerden  erkeklerle eşit biçimde ve eşit şartlarda yararlanamamaktadır.  Bu durumda kadınlar dezavantajlı bir konuma itilmekte ve karşı karşıya kaldığı ciddi problemlerle tek başına mücadele edememektedir. Dolayısıyla  “sosyal devlet veya refah devleti” olarak nitelendirilen devletlerin kadınlar için söz konusu bu eşitsiz, adaletsiz ve ayrımcı bir yapının oluşumunu engelleme ve bu nedenlerden dolayı oluşan problemlerin çözümünde sosyal politika üretmesi  gerekir.

     

    Mevcut yapı içerisinde kadınların karşılaştığı problemler ve maruz kaldığı durumlar ; eşinden boşanmış ve boşanmış olup çocuğunun velayetini üstlenen kadınlar için farklı bir boyuta ulaşmaktadır. Çocuk bakım sorumluluğun önemli bölümünü üstlenmek ,diğer yandan ücretli bir işte çalışma zorunluluğu boşanmış bir kadın için iş ve aile yaşamını uzlaştırmada farklı bir karmaşa oluşturmaktadır.   Kısaca; tek ebeveynli boşanmış ailelerin taşıdığı yoksulluk riski onların sosyal politikaların hedef gruplarından biri haline getirmektedir.

     

    Ülkemizde kadınları kapsayan birçok sosyal politika üretilmekte ve uygulanmaktadır. Bununla birlikte boşanmış ve çocuk sahibi olan kadınlara yönelik doğrudan yapılan bir çalışma bulunmamakta olup, bu durum yapılan hizmetlerden faydalanabilmek için bir kriter olarak belirtilmektedir. Örneğin halk arasında “Dul Kadın Maaşı” olarak bilinen “Eşi Vefat Etmiş Kadınlara Yönelik Düzenli Nakdi Yardım Programı” doğrudan eşi vefat etmiş kadınları kapsarken boşanmış kadınlara yönelik bu tür çalışmalar mevcut değil. Diğer yandan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın 16 Kasım 2011 tarihinde Ankara’da düzenlediği “Eşi Vefat Etmiş Kadınlar İçin Sosyal Yardım Programı” toplantısında araştırma sonuçlarına dayanılarak yoksulluk sınırı altında geliri olan ve sosyal güvencesi olmayan 150 bin dul kadına hak temelli sosyal destek programı başlatılacağı ilan edildi. Oysa, aynı araştırma bulguları 20 bin boşanmış kadının da aynı durumda olduğunu belirtiyordu. Buna rağmen boşanmış kadınlar Bakanlık tarafından sosyal destek programının dışında bırakıldı.(Özar ve Yakut-Çakar,2012:39)

     

    Sosyal Politikalara Feminist Yaklaşım

     

    Feminist düşünür ve yazarlar ;kadını ev hanımı ve bakıcı ;erkeği ise tam zamanlı çalışan varsayımına dayalı aile modeline göre kurgulanan refah sistemlerini eleştirmişlerdir. Bu varsayımlara dayanan sosyal politikalar  erkeği işsizlik, yoksulluk, hastalık gibi risklere karşı korurken ; kadını erkeğe bağımlı kılmakta, kadını ve çocukları erkeğin üzerinden korumaktadır.

     

    Orloff (1993)‟a göre “toplumsal cinsiyet eşitliğini gözeten bir refah devletinin sosyal politikalarının temel amacı kadını özerk bir hane kurabilecek hale getirmek ve bu haneyi iktisadi olarak sürdürebileceği olanakları kadına sunabilmek olmalıdır” (SYDGM, 2011). Ülkemizde bu anlamda yapılan çalışmaların katkısı göz ardı edilemez ancak yine de kadınların özerk bir hane kurmalarında yeterli olmamaktadır.

     

    Kadın istihdamının artırılmasına yönelik mevcut anlayış ve uygulamaların yeterli olmadığı yönündeki feminist eleştirilerin temel argümanı, emek ve çalışmanın sadece piyasada ücret ödenen işler için kullanılmaması, yani ücretli-ücretsiz ayrımının olmaması gerektiği yönündedir. Ayrıca, sosyal politika, özel alanı kapsamadığı ve kadınların ihtiyaçlarının konu edinmediği yönünde eleştirilmekte ve bu nedenle ev içi emek, çalışmanın anlamı, bakım hizmetleri, bağımlılık ve dayanışma anlayışlarında önemli değişime ihtiyaç duyulduğu belirtilmektedir (Aktaran Uçar ;Koray, 2008)

     

    Bu kapsamda tek ebeveyn annelerin yoksul kalma riskleri ile mücadelede feminist yazarlar kapsamlı politikalar uygulanmasının gerekliliğinin altını çizmişlerdir. Bu çerçevede;

    • Kadınların istihdama katılmalarının önünde engel olan yetersiz eğitim ve nitelik sorununun önüne geçilmeli,
    • Kadınlara örgün ve yaygın eğitim imkanı sunulmalı iş arama ve işe yerleşme konusunda kadınlara rehberlik hizmeti verilmeli
    • Diğer taraftan kadın girişimciliğinin desteklenmeli
    • Değişen istihdam koşullarına karşı kadınların korunmalarının sağlanması adına sosyal güvence, işsizlik sigortası, güvenceli esneklik gibi sosyal politikalara ihtiyaç vardır
    • Kadın istihdamının önünde engel teşkil eden yetersiz ve kalitesiz bakım hizmeti sorununun önüne geçilmesi gereklidir (Uçar, 2011).

     

    Sosyal Politikalar Çatısı Altında Boşanmış Kadınlar

     

    Boşanmış kadınlar var olan sistemde bir kadın olarak eğitim,çalışma gibi farklı alanlarda ayrımcılığa ve eşitsizliğe maruz kalabilirken boşanmış bir kadın veya boşanmış ve çocuk sahibi bir kadın olmak bu durumun farklı boyutunu da ortaya çıkarabilmektedir.

    Boşanmış ve tek ebeveyn olan  kadınların karşılaşmış olduğu yoksulluk gibi ciddi riskler bu grubun sosyal politikaların hedefi haline getirmiştir. Ülkemizde  boşanmış ve tek ebeveyn olan kadınlara  yönelik doğrudan bir mevzuatın bulunmadığı fakat dolaylı olarak iş yaşamı, sosyal sigorta ve sosyal yardım konularında tek ebeveynleri ilgilendiren hükümlerin yer aldığını söylemek mümkündür.

     

    Ulusal mevzuatta cinsiyete dayalı ayrımcılığı ve eşitsizliği ortadan kaldırılması için kadınların lehine bir çok hukuki düzenleme yapılmıştır:2002 yılında yürürlüğe giren yeni Medeni Kanun ile kadınlara karşı ayrımcılığı destekleyen maddelerin kaldırılması(örneğin aile reisi kavramının kaldırılması, eşlerin eşit hak ve yükümlülüklerinin güvence altına alınması, evlilik birliği sırasında edinilmiş malların eşit paylaşımı gibi düzenlemeler yapılmıştır.) 2004 yılında Anayasamızın 10. Maddesi değiştirilerek Anayasa’ya “kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet bu eşitliğin yaşama geçirilmesini sağlamakla yükümlüdür.” şeklinde bir fıkra eklemiştir. Anayasamızın 41. Maddesinde eşler arası eşitliğe dayalı bir aile modelinden bahsedilmekte, Ayrıca devletin anne e çocukların korunması için gerekli tedbirleri alacağı hükmüne yer verilmektedir. 4857 sayılı İş Kanununun 5. Maddesi ile cinsiyete dayalı ayrımcılık yasaklanmış, eşit davranma ve aynı veya eşit değerlerdeki bir iş için eşit ücret ilkesi benimsenmiştir.

     

    6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunu anayasada ve Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerin özellikle kadınlara yönelik şiddet, ayrımcılık ve eşitsizliğe ilişkin kanuni düzenlemeleri temel almıştır. Bu kanun kapsamında “ koruyucu ve önleyici tedbirler alınarak şiddete uğrayan kişinin kendisine ve varsa beraberindeki çocuklara bulunduğu yerde ve başka bir yerde uygun barınma yeri sağlanır, ayrıca geçici maddi yardım, psikolojik, mesleki ve hukuksal ve sosyal bakımdan rehberlik ve danışmanlık hizmeti, gerekli durumlarda nakdi yardım ve kreş imkanı sağlanır.”

     

    İş ve aile yaşamının uyumlaştırılmasında önemli bir rolü olan  doğumdan önce 8 ve doğumdan sonra 8 hafta olmak üzere toplamda 16 hafta ücretli doğum izni, doğumdan sonraki emzirme izni, babalık izni ,ücretsiz izin , çocuk bakımevi, emzirme odaları gibi haklar İş Kanunu ve Devlet Memurları Kanunu kapsamında  düzenlenmiştir. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu kapsamında  özel sektörde çalışan sigortalı kadınlara doğum nedeniyle verilen geçici iş göremezlik ödeneği olan ‘analık sigortası’ ve sigortalı kadına bir defaya mahsus olmak üzere ‘emzirme ödeneği’ verilmektedir.

     

    Ülkemizde nafakaya ilişkin uygulama Türk Medeni Kanunun 175. maddesi ile düzenlenmiştir. Buna göre boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir.

    Ailenin maddi durumu yeterli olmaması ve  desteklenmedikleri taktide korunmaya ihtiyacaı olan çocuk statüsüyle karşı karşıya kalma riski olan çocuklar için Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı kapsamında  “ Çocuk Yuvaları, ücretsiz kreş ve bakım hizmeti, SYDV bünyesinde ayni ve nakdi yardımlar, Sosyal ve Ekonomik Destek Hizmeti kapsamında çocuk adına ebeveyne ödenen aylık maddi yardım”  uygulamaları gerçekleştirilmektedir.  Aynı zamanda yine Aile, Çalışma ve Sosyal Politikalara bağlı Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi(ŞÖNİM)  ve Kadın Konukevi bu alanda kadınlara yönelik barınma ve diğer ihtiyaçlarına yönelik hizmet sunan önemli kuruluşlardır. Şiddete uğrayan veya tehlikede olan kadınlar, varsa çocuklarıyla birlikte, ilk başvuru merkezine veya ŞÖNİM ‘e başvuru yapıp bu evlere belli bir süre yerleşebilir. Kadınlar koruma, kimlik değişimi, psikososyal destek, ayni ve nakdi yardım talep edebilir.

     

    Özetle ; boşanmış kadınlara yönelik Türkiye Cumhuriyeti Devletinin doğrudan yaptığı sosyal politikalar bulunmamakta bunun yerine bu durumdaki kadınlara dolaylı olarak kadının güçlendirilmesi adına  psiko-sosyal destek,ayni ve nakdi  sosyal yardım, koruma ve barınma hizmetleri kapsamında destek sağlanmaktadır.Boşanmış olma durumunun ise bu uygulama ve politikalardan faydalanabilmek için bir kriter olduğu söylenebilir.

     

    Sonuç Olarak

     

    Sosyal politikalar devletlerin özellikle dezavantajlı olan bireylerin topluma entegre edilebilirliğini,güçlenmesini,sağlıklı bir gelişim göstermesini sağlamaya yönelik yapmış olduğu her türlü faaliyettir. Ülkemizde kadınları kapsayan birçok sosyal politika üretilmekte ve uygulanmakta olduğu,ancak boşanmış ve çocuk sahibi olan kadınlara yönelik doğrudan yapılan bir çalışma bulunmamakta olup ‘boşanmış olma durumu’ yapılan hizmetlerden faydalanabilmek için bir kriter olarak yer almaktadır.Kadınların boşanma sonrası süreçte en belirgin zorluklar yaşadığı alan ekonomik yaşamdır. Meslek sahibi olmayan veya herhangi bir iş deneyimi olmayan bir kadın için daha zor olabileceği söylenebilir. Genel itibariyle  şu öneriler sunulabilir:

    • Boşanma süreci ve sonrasında kadını bilgilendirecek,yönlendirecek;boşanma sonrasında kadının maddi kaynaklarını,işgücü kapasitesini,barınma durumunu,eğitim durumunu vs inceleyecek bir uzman görevlendirilmeli
    • İş deneyimi olmayan kadınlara iş eğitimi ve akabinde işverenlerle bir araya getirecek platformlar kurulmalı ve öncelikliler arasında boşanmış kadınlar olmalı
    • Kadının istihdamını sağlamaya yönelik danışmanlık yapılmalı
    • Kadının maddi anlamda güçlendirilmesi konusunda yürütülen politikaların yeterlilik ve etki düzeyi incelenmeli
    • Boşanmış ve çalışan kadınların çocukları için ücretsiz kreş kotaları oluşturulmalı
    • Boşanma sürecindeki kadınlara haklar ve boşanma sonrası yaşam için bilgilendirici seminerler verilmeli
    • En azından istihdam edilene kadar kadın maddi olarak yeterli düzeyde geçindirilmeli
    • Erkeklerin boşanma sonrasında ihtiyaç ve taleplerine yönelik de incelemeler yapılmalı ve gerekli danışmanlıklar verilmeli
    • Kadın ve varsa çocuğun maddi ihtiyaçlarına yeterli düzeyde bir nafaka miktarı belirlenmeli,bu miktarı erkek ödeyebilecek ekonomik yeterlilikte değilse bu miktar devlet destekli verilmeli
    • Çocuğun boşanma kararı,mahkeme süreci ve sonrasında psiko sosyal durumu değerlendirilmeli ve ebeveynlere bu dönemin çocuklara etkisi ile ilgili gerekli danışmanlıklar verilmeli

     

    KAYNAKÇA

     

    Dedeoğlu,S.(2009). “ Türkiye’de Sosyal Devlet,Cinsiyet Eşitliği Politikaları ve Kadın İstihdamı:Eşitlik mi Ayrımcılık mı?”. Çalışma ve Toplum Dergisi, 2

     

    Hosseınnezhad Hendvarı, F.(2019). “Türkiye’de Aile Sosyal Politikası: Bir Değerlendirme Çalışması”. Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Ankara

     

    Özar, Ş. ve Yakut-Çakar, B. (2012). Aile, Devlet Ve Piyasa Kıskacında Boşanmış Kadınlar. Kültür Ve Siyasette Feminist Yaklaşımlar, 16

     

    Uçar, C. (2010). “Kadın Yoksulluğu İle Mücadelede Sosyal Politika Araçları Ve Etkinlikleri”. Ankara: KSGM Uzmanlık Tezi

     

    Ünal, N(2014). “Tek Ebeveyn Anneler Yönelik Sosyal Politikalar Faklı Ülke Örnekleri”. Ankara:KSGM Uzmanlık Tezi

  • SAĞLIK BAKANLIĞI KPSS 2020/5 SOSYAL ÇALIŞMACI KADROLARI

    ŞEHİR KURUM ADI POZİSYON SAYISI
    ADANA DR.EKREM TOK RUH SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI HASTANESİ 1
    ADANA ÇUKUROVA İLÇE SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ 1
    ADANA ADANA ŞEHİR HASTANESİ 1
    ADIYAMAN ADIYAMAN ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ 1
    AFYON AFYONKARAHİSAR DEVLET HASTANESİ 1
    AFYON BOLVADİN DR.HALİL İBRAHİM ÖZSOY DEVLET HASTANESİ 1
    AĞRI PATNOS DEVLET HASTANESİ 1
    ANKARA ANKARA ŞEHİR HASTANESİ 2
    ANKARA DR. SAMİ ULUS KADIN DOĞUM ÇOCUK SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI EAH 1
    ANTALYA KEPEZ DEVLET HASTANESİ 1
    ARTVİN İL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ 1
    AYDIN DİDİM İLÇE SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ 1
    BALIKESİR BANDIRMA İLÇE SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ 1
    BALIKESİR BALIKESİR ATATÜRK ŞEHİR HASTANESİ 1
    BİTLİS İL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ 1
    BOLU İZZET BAYSAL EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ 1
    BURDUR BURDUR DEVLET HASTANESİ 1
    BURSA DÖRTÇELİK ÇOCUK HASTALIKLARI HASTANES 1
    BURSA BURSA ŞEHİR HASTANESİ 1
    BURSA MUSTAFAKEMALPAŞA DEVLET HASTANESİ 1
    BURSA ORHANGAZİ DEVLET HASTANESİ 1
    ÇANAKKALE BİGA DEVLET HASTANESİ 1
    ÇANKIRI ÇANKIRI DEVLET HASTANESİ 1
    DENİZLİ MERKEZEFENDİ İLÇE SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ 1
    DENİZLİ PAMUKKALE İLÇE SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ 1
    DİYARBAKIR KAYAPINAR İLÇE SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ 1
    DÜZCE DÜZCE ATATÜRK DEVLET HASTANESİ 1
    EDİRNE UZUNKÖPRÜ İLÇE SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ 1
    ELAZIĞ MERKEZ TOPLUM SAĞLIĞI MERKEZİ 2
    ERZURUM I NENEHATUN KADIN DOĞUM HASTANESİ 1
    ERZURUM ERZURUM BÖLGE EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ 2
    ESKİŞEHİR ESKİŞEHİR ŞEHİR HASTANESİ 1
    GAZİANTEP GAZİANTEP 25 ARALIK DEVLET HASTANESİ 1
    GAZİANTEP ABDULKADİR YÜKSEL DEVLET HASTANESİ 1
    GAZİANTEP CENGİZ GÖKÇEK KADIN DOĞUM VE ÇOCUK HASTALIKLARI HASTANESİ 1
    GAZİANTEP DR. ERSİN ARSLAN EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ 1
    GİRESUN PROF. DR. A. İLHAN ÖZDEMİR EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ 3
    HAKKARİ HAKKARİ YÜKSEKOVA İLÇE SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ 1
    ISPARTA ISPARTA ŞEHİR HASTANESİ 1
    İSTANBUL BAŞAKŞEHİR DEVLET HASTANESİ(BAŞAKŞEHİR ŞEHİR HASTANESİ)* 3
    İSTANBUL SBÜ İSTANBUL BAĞCILAR EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ(BAŞAKŞEHİR ŞEHİR HASTANESİ)* 3
    İSTANBUL DR. SADİ KONUK EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ(BAŞAKŞEHİR ŞEHİR HASTANESİ)* 3
    İSTANBUL İSTANBUL KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ(BAŞAKŞEHİR ŞEHİR HASTANESİ)* 3
    İSTANBUL PROF. DR. MAZHAR OSMAN RUH SAĞLIĞI VE SİNİR HASTALIKLARI EAH(BAŞAKŞEHİR ŞEHİR HASTANESİ)* 3
    İZMİR İZMİR DR. BEHÇET UZ ÇOCUK HASTALIKLARI VE CERRAHİSİ EAH 1
    İZMİR SBÜ İZMİR TEPECİK EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ 3
    K.MARAŞ PAZARCIK DEVLET HASTANESİ 1
    KARABÜK KARABÜK ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ 1
    KAYSERİ DEVELİ HATİCE-MUAMMER KOCATÜRK DEVLET HASTANESİ 1
    KIRKLARELİ KIRKLARELİ DEVLET HASTANESİ 1
    KOCAELİ DARICA FARABİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ 1
    KOCAELİ KOCAELİ İZMİT SEKA DEVLET HASTANESİ 1
    KOCAELİ KÖRFEZ DEVLET HASTANESİ 1
    KOCAELİ DERİNCE EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ 1
    KONYA KONYA KARATAY İLÇE SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ 1
    KONYA MERAM İLÇE SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ 1
    KONYA CİHANBEYLİ DEVLET HASTANESİ 1
    KONYA KULU DEVLET HASTANESİ 1
    KÜTAHYA SAĞLIK BİLİMLERİ ÜNİVERSİTESİ EVLİYA ÇELEBİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HAS. 1
    MANİSA MANİSA RUH SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI HASTANESİ 2
    MERSİN TARSUS DEVLET HASTANESİ 1
    MUĞLA BODRUM DEVLET HASTANESİ 1
    NEVŞEHİR NEVŞEHİR DEVLET HASTANESİ 1
    NİĞDE MERKEZ TOPLUM SAĞLIĞI MERKEZİ 1
    ORDU ALTINORDU İLÇE SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ 1
    OSMANİYE OSMANİYE DEVLET HASTANESİ 1
    RİZE  RECEP TAYYİP ERDOĞAN ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ 1
    SAKARYA TOYOTASA ACİL YARDIM HASTANESİ 1
    SAMSUN SAMSUN GAZİ DEVLET HASTANESİ 1
    SİVAS SİVAS NUMUNE HASTANESİ 2
    ŞANLIURFA SBÜ ŞANLIURFA MEHMET AKİF İNAN EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ 1
    ŞANLIURFA ŞANLIURFA EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ 1
    TEKİRDAĞ TEKİRDAĞ DEVLET HASTANESİ 1
    TEKİRDAĞ MALKARA İLÇE SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ 1
    TOKAT ERBAA DEVLET HASTANESİ 1
    TRABZON TRABZON KANUNİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ 1
    TRABZON AKÇAABAT İLÇE SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ 1
    UŞAK UŞAK ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ 1
    VAN VAN ERCİŞ İLÇE SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ 1
    YOZGAT YOZGAT ŞEHİR HASTANESİ 1
    ZONGULDAK ÇAYCUMA İLÇE SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ 1
    TOPLAM SOSYAL ÇALIŞMACI KADROSU 100
  • CORONA; BİR VİRÜSTEN DAHA FAZLASI

    Merhabalar herkese,
    Bu yazıyı yazarken alimim, çok biliyorum, her şeyi ben biliyorum edasıyla değil de farklı bir göz olabilmek farklı bir yönden bakabilmek adına yazıyorum. Evet başlıktan da anlaşılacağı üzere gündemi kasıp kavuran bir olay hakkında yazmak için açtım bugün sayfamı. Virüsün tehlikeli olduğundan, dikkat edilmesi gerektiğinden, tedbirli olunması gerektiğinden bakanımız,sağlıkçılarımız ya da bu konunun ehli insanlar olabildiğince bilgilendirme yaptılar. Ben daha farklı bir kısmına yöneleceğim aslında konunun.

    Corona dediğimiz şey; temizlik yapalım. Deterjanlı, çamaşır sulu sularla kapıyı bacayı silelim. Sürekli elimizi yıkayalım, sürekli kolonya-dezenfektan kullanalım mı?

    Peki ya eve kapandığımız bu günlerde yaşadığımız diğer sıkıntıların farkında mıyız? İfade etmek istediğim konu beden sağlığı değil. Üzerinde duracağım konu  psikolojik sağlık. Bu zorlu günlerde sürekli kötü haberlere maruz kalmak, sürekli doğru ya da yanlış videolar izlemek, sürekli tetik halinde beklemek.. sonunda hepinizin bildiği gibi -fark etmeden- anksiyeteye doğru ilerliyoruz. Ya şöyle olursa, ya böyle olursa düşüncesiyle kendimize -istemeden-olumsuz mesajlar vermeye başlıyoruz. Sürekli elimizi yıkayarak, dezenfektanlar kullanarak kendimizi temizlik hastalığına, takıntı hastalığına sürüklüyoruz.. Bu süreçte sürekli maruz kalarak depresyona sürükleniyoruz. Belki de biz anlamasak bile travmaya doğru bir kapı açılıyor beynimizde..  Ee bunlardan bahsediyorsun da ne yapabiliriz ki diye söylediğinizi düşünerek açıklamaya başlıyorum 🙂

    Tabi ki olabildiğince izole olacağız.. Tabi ki temizliğe dikkat edeceğiz.. tabi ki dezenfekte edeceğiz…

    Netflix uygulamasında en çok izlenen belgesellerin salgın belgeselleri olduğu ortada, ya da corona videolarının milyonlar tıklandığı.. Ama bunlar insanların beynini kötüye sürükleyen cinsten virüs. Sadece corona virüsüyle değil beynimizin içindeki virüsle de savaşmalıyız.

    • Bu sürece olabildiğince az maruz kalarak, olabildiğince bu virüsü düşünmeyerek beynimize doğru telkinleri verebiliriz.
    • Sürekli elimizi yıkamak yerine günde belirli sayıda el yıkama hedefi koyabiliriz. Hedefi aşmamak için çırpınabiliriz.
    • Günlük temizliğin yanında sürekli çamaşır suyuyla gezmemek için kendimizi kısıtlayabiliriz.

    Bunları yapamıyorum kendime engel olamıyorum derseniz bir kağıda çetele tutup buzdolabına (veya sürekli görünen bir yere) asabilirsiniz 🙂

    •  Beynimizi coronayla meşgul etmek yerine yeni uğraşlar bulabiliriz.
    • Yeni ilgi alanları keşfedebiliriz.

     

    • Coronayı sürekli uykuya tutturmak yerine evde üretken olabiliriz.
    • Doğru hamlelerle günü verimli hale getirebiliriz. Günü güzelleştirebiliriz..

    Unutmayın güç bizde, beynimizi yönetmek bizim elimizde.. 

    Günlük neler yapabileceğinizi, kendinize verdiğiniz sözleri, yeni üretken fikirlerinizi yorumlara bekliyor olacağım ki ben de fikirlerime yeni fikirler ekleyebileyim:)

    Bu günler de geçecek, özgürlüğümüze kavuşacağız. Biraz sabır. Kendinize iyi davranın ve yapılacaklar listesi yapmayı unutmayın.

     

    EBRAR BOZ

    PSİKOLOG

    @psk.ebrarboz

  • SOSYAL HİZMET

    Sosyal hizmet disiplini ve doğası çoğunlukla benzerliklerinin olduğu farklı meslek disiplinleriyle karıştırılmaktadır. Geçmiş yıllarda sosyal hizmet mesleğinin istihdamı için başlatılan kampanyanın sloganı şudur: “Sosyal hizmet bir bütün olarak insanla ilgilidir. “Bu kadar basit ve bu kadar karmaşık.”

    İnsancıl yaklaşım, bilgi temeli, beceri örüntüsü, değer temelli uygulamalar ve mesleki yetki ve hesap verebilirlik sosyal hizmetin diğer insani hizmet odaklı mesleklerle paylaştığı özelliklerindendir. Yasal görevlerin merkezi rolü, bakım ve kontrol arasındaki gerilimin yönetilmesi, sosyal adalete bağlılığın önceliği, birçok çatışan güç arasında olmasıyla açıklanan iki ateş arasında olması gibi özellikleri ise sosyal hizmeti diğer mesleklerden ayırmaktadır. Sosyal hizmetin küresel tanımı şöyledir. ““Sosyal hizmet; sosyal değişimi ve gelişimi, sosyal bütünleşmeyi, insanların güçlendirilmesini ve özgürleşmelerini destekleyen uygulama temelli bir meslek ve akademik disiplindir. Sosyal hizmet, sosyal adalet, insan hakları, ortak sorumluluk ve farklılıklara saygı ilkelerini merkeze alır. Sosyal hizmet teorileri, beşeri bilimler, sosyal bilimler ve yerel bilgi ile desteklenen sosyal hizmet, yaşam zorluklarıyla mücadele etmek ve iyilik halini geliştirmek için insanlarla ve yapılarla çalışır. Sosyal hizmetin bu tanımı ulusal ve/veya bölgesel düzeylerde geliştirilebilir.” Psikoloji, sosyoloji, felsefe gibi bilim dallarından yararlanan sosyal hizmet disiplinin dinamikleri insan hakları ve sosyal adalettir. Sosyal hizmet bireylerin, ailelerin, grupların ve toplumun iyilik halini artırmak için sosyal değişime, insan ilişkilerinde sorun çözmeye, güçlenmeye ve özgürleşmeye katkı sağlamaktadır. İnsan davranışı, sosyal sistem ve diğer kuramlardan yararlanarak bireylerin çevresiyle etkileşim halinde olduğu noktaya müdahale etmektedir. Mikro, mezzo, makro düzeyindeki tüm uygulamalar birey, aile, grup ve toplum olmak üzere genel refah düzeyinin artmasını amaçlamaktadır.

    Fatma Nur TÜRALİ

  • İSPANYA’DAKİ CORONAVİRÜSÜ SALGININDA HUZUREVLERİNDE DRAM!

     

    Avrupa’da İtalya ile birlikte en çok Covid-19 vakasına rastlanan İspanya’da bakım evlerini ve huzurevlerini dezenfekte eden İspanyol ordu birlikleri, koronavirüsten öldüğü şüphelenilen birçok ceset bulduğunu aktardı.

    Savunma Bakanı Margarita Robles Pazartesi günü katıldığı bir televizyon programında, İspanyol Ordusu’nun bazı bakımevi ve huzurevi sakinlerinin yataklarında “tamamen terk edilmiş” ve hatta “ölü” bulunduğunu söyledi.  Robles, COVID-19 vakaları tespit edildikten sonra bazı merkezlerdeki personelin kurumlardan ayrıldığını söyledi.

    Bu arada İspanyol savcılar olaylarla ilgili soruşturma başlattırken, Sağlık Bakanı Salvador Illa, yatılı bakım evlerinin İspanyol hükümeti için “yüksek öncelikli” olduğunu ve bu merkezler üzerinde “maksimum kontrol” yapacağını söyledi.

    Başbakan Pedro Sánchez, daha önce özel hastanelerin kamulaştırılmasını istemiş olduğu gibi, özel personel bakım evlerinin kamulaştırılmasını, yeterli personelin ve ekipmanın daha iyi erişilmesini sağlamaya çağırdı. Haftasonu boyunca İspanya Savunma Bakanlığı, yalnız ya da korunmasız durumlarda yaşayan yaşlılara sağlıklarını değerlendirmek için binlerce telefon görüşmesi yaptı.