Kategori: AİLE

  • İLİŞKİ BAĞIMLILIĞI

     

    İLİŞKİ BAĞIMLILIĞI

    Konunuzla ilişkili bağımlılık alanını tanımlayarak, dünyadaki ve Türkiye’deki boyutlarını, neden, kimler için risk faktörü olduğunu, sosyal alanla nasıl ilişkilendiğini açıklayın.

    “İlişki bağımlısı” terimi ilk kez, alkolik ailelere üye bireylerde kullanılmaya başlanmıştır. 1940 ve 1950’li yıllarda “alkol” ve “madde bağımlılığı” tedavisinde kullanılmaya başlanan bir terim olarak literatürde yer almaya başlamıştır. İlk kullanıldığı yıllarda madde bağımlısı olmayan eşin, madde bağımlısı olan eşini sosyal ilişkilerinde yalnız bırakmayıp korumacı yaklaşım sergilemesi olarak ifade edilmiştir. Eş, madde/alkol bağımlısı olan eşin “tüm ihtiyaçlarını” karşılamaya çalışırken farkında olmadan eşinin “madde ya da alkol bağımlılığını” devam ettirmesine neden olmaktadır. Bu tip bireylere “eş-alkolik” denmiştir. 1980’lerde feministlerin dikkatini çeken durum, erkeklerin alkol ve uyuşturucu kullanmalarının sorumlusu olarak kadınları suçlanmasına neden olmuş ve kadınların erkeklerden daha hasta oldukları “ilişki bağımlılığı” kavramıyla açıklanmaya çalışılmıştır. Bilimsel anlamda ilk tanımı 1989’da Amerika’da düzenlenen “Uluslararası İlişki Bağımlılığı Konferansı” nda yapılmıştır. Konferansta ilişki bağımlılığının, devam eden kompulsif davranışlar örüntüsü olduğu ve benlik değerini arttırabilmek için bireyin başkalarının düşüncelerini benimsemesiyle gelişen rahatsız edici bir bağımlılık olduğu kabul edilmiştir. DSM-5’te “bağımlı kişilik bozukluğu” olarak ifade edilmiştir. İlişki Bağımlılığı kavramına ilişkin bir değerlendirme yapıldığında, literatüre göre Türkiye’de ilişki, sevgi ve aşk bağımlılığı aynı kavram olarak değerlendirilmekte, yurtdışında ise bu kavramlara ilişkin farklı tanımlamalar yapılmaktadır. Prof. Dr. Gülsüm Ançel, ilişki bağımlılığını herhangi bir nedenle başkasının bakımına gereksinim duyan bir kişi ile bakım sağlayan kişi arasında gelişen, kişilerin karşılıklı olarak birbirlerinin bağımlılıklarını destekledikleri ve sürdürdükleri patolojik bir ilişki türü olarak tanımlamıştır. Fischer, Spann ve Crawford, yaptıkları çalışmada ilişki bağımlılığını, dışarıdan birine aşırı müdahalede bulunma, duyguları dışa yansıtmada eksiklik gibi diğerleriyle olan ilişkilerde olumsuz durumlar yaratan bir davranış kalıbı olarak açıklamışlardır. Sioui ve Tousignant ise ilişki bağımlılığını, bireyin başkalarına güven geliştirmeye dair korku ve güçsüzlük yaşaması sonucu kişisel ilişkilerinde samimiyetten uzak ve diğerlerine aşırı odaklı davranışlar geliştirmesi biçiminde tanımlamışlardır. İkili ilişkilerde, aile ilişkilerinde, örneğin anne ve kız arasında bu gibi bağımlılık olabilir. Konu ne olursa olsun kesin bir bağlılığın söz konusu olduğu ilişkilerde bağımlı olan kişi yaşamaya devam etmek için bağımlı olduğu insana ihtiyacı olduğunu, huzurunun bağımlı olduğu kişiye endeksli olduğunu ve bu nedenle o kişinin vazgeçilmez olduğunu düşünür. Burada söz konusu olan duygularla çok yakından ilişkili olan psikolojik bir bağımlılıktır.

    İlişki Bağımlısı Olmada Risk Faktörleri: Alkolik aile unsuru, ailede görülen fiziksel ve ruhsal rahatsızlıklar, ebeveynlik stilleri, bağlanma stilleri, kişilik özellikleri, cinsiyet gibi faktörler ilişki bağımlılığı oluşmasını etkilemektedir.

     

    Eş bağımlı kişilerin karakteristik özellikleri: Her şeyi kişisel olarak algılama, boyun eğicilik, düşük benlik algısı, başkalarının davranışlarına karşı aşırı sorumluluk, sevme ile acıma ve üzüntü arasındaki farkı ayırt etmede zorluk, her zaman kendine düşünenin fazlasını yapma eğilimi, gösterdikleri çaba fark edilmediğinde incinme, gerçek dışı düşüncelerle meşgul olma, mükemmeliyetçilik, sınır koyamama, ilişkilere sağlıksız bağlılık, terk edilme korkusuyla ilişkiye tutunmak için her şeyi yapma eğilimi, aşırı tanınma ve onaylanma ihtiyacı, başkalarını kontrol etme ihtiyacı, kendisine ve başkalarına karşı güven eksikliği, terk edilme ve yalnız kalma korkusu, duyguları tanımlamakta güçlük, samimiyet ve sınırlar ile ilgili sorunlar, kronik öfke, yalan söyleme, karar vermede zorluk, değişime karşı aşırı direnç ve zorlanmak

     

    Eş bağımlı kişiler, çoğunlukla düşük benlik saygısına sahiptirler ve kendilerini daha iyi hissetmek için bir arayış içindedirler. Bu süreçte bazıları kendilerini daha iyi hissetmek için alkol, uyuşturucu ve sigarayı dener; bazıları ise işkoliklik, kumar, seks, internet ve teknoloji bağımlılığı gibi daha dürtüsel davranışlar geliştirebilirler. İyi niyetlidirler, zorluk çeken insanlarla ilgilenmeye çalışırlar, bakım veren rolünü üstlenirler. Eş bağımlılar, aile kayıp yaşadığında, o rolü gönüllü olarak üstelenebilir; bir anne çocuğu için mazeretler bulabilir, bir eş, eşinin alkol kullanımının tüm zararlarını ört bas edebilir, ya da bir baba, çocuğunun ceza almaması için delilleri ortadan kaldırabilir. Burada asıl sorun; tekrarlayan kurtarma girişimlerinin, kişinin kurtulmasından ziyade aslında kullanımına devam etmesine olanak tanımasıdır. Bir süre sonra eş bağımlının sağlıksız olan davranışlarına karşı da bağımlılık gelişir ancak eş bağımlı, aradaki ilişkiyi güven olarak yorumlar ve bundan memnuniyet duymaya başlar.  Bu, onun için bir ödül olur. Bakım verici, ya da ihtiyaç karşılayan olmak zorlayıcı olmaya başladığında ise eş bağımlı kişi, çaresizlik hisseder; ancak tıpkı bağımlılıkta olduğu gibi döngüyü kıramaz. Eş bağımlılar kendilerini mağdur olarak görürler ve bu mağduriyetlerini kendi arkadaş ve aşk ilişkilerine de yansıtırlar.

     

    Meltem Altun

     

    KAYNAKÇA

    Cengiz, Neslihan, 2018, Üniversite Öğrencilerinde İlişki Bağımlılığının Bağlanma Stilleri Açısından İncelenmesi

    Havaçeliği, Demet, 2013, Partner İlişkilerindeki İlişki Bağımlılığının Ebeveyn Bağlanma Stilleri ve Madde Kullanımı ile İlişkisi

    Mukba,Gamze, 2013, Üniversite Öğrencilerinde İlişki Bağımlılığının Bazı Değişkenler Açısından İncelenmesi

    Mukba, Gamze; Tanha, Fuat, 2014, Spann-Fischer İlişki Bağımlılığı Ölçeği’nin Türkçe’ye Uyarlama

    Yıldızhan, Yunus,2019, Madde Bağımlısı Bireylerde Bağlanma Stilleri ve İlişki Bağımlılığı

  • SOSYAL HİZMET MÜDAHALE PLANI ÖRNEĞİ-1

    PLANLI DEĞİŞİM SÜRECİ GRUP ÇALIŞMASI RAPORU

     

    KURUMU   : Çocuk Koruma İlk Müdahale ve Değerlendirme Merkezi

    RAPOR TARİHİ      : 22.05.2019

    RAPOR NO              : 0001

     

    HİZMETTEN YARARLANACAK GRUP ÜYELERİNİN

    Adı Soyadı                 : A.B – B.B – C.B – D.B

    Doğ. Yeri-Tarihi       :  X 1982 – X 1978- X 2004 – X 2002

    Cinsiyeti                     : K – E – E –K

    Medeni Durum   : EVLİ -EVLİ – BEKAR – BEKAR

    Öğrenim Durumu     : LİSE – ÜNİVERSİTE – LİSE – LİSE

    İşi                               : EV HANIMI – İŞÇİ – ÖĞRENCİ  –  ÖĞRENCİ

    Grup çalışması başlama ve bitiş tarihi: 07. 05. 2019 – 21.05.2019

    Grup çalışmasının yapılma nedeni : AİLE YAPISINDA YAŞANAN İLETİŞİM AKSAKLIKLARININ ÇÖZÜMÜ

     

     

    1.KABUL VE TANIŞMA:

     

    Okulda rehberlik servisinde yaptığı görüşme sonucunda ailesinin kendisine şiddet uyguladığını ve buna dayanamadığını beyan eden 16 yaşındaki D.B, karakolda ifadesi alındıktan sonra kuruma yönlendirilirken, kurum gözetimine alındıktan sonra ilk görüşme yapılmıştır. Yapılan ilk görüşmede D.B, 17 yaşında olduğunu, akademik durumunun ortalama olduğu, arkadaşları arasında sevilen biri olduğunu, okulun voleybol takımında yer aldığını, ailesinin bunlara rağmen kendisini sürekli kısıtladığını, özellikle babasının çok sinirli birisi olduğunu, kimi zaman fiziksel şiddete maruz kaldığını, bu şiddetin dayanılmaz olduğunu düşündüğü anda okuldaki rehberlik servisine başvurarak her şeyi anlattığını, yurt ortamının kendinin uyabileceği bir yer olduğunu ifade etmiştir.

    Ailesinin iletişim bilgileri edinildikten sonra yaşanan durum hakkında telefon aracılığıyla kısa bir özet geçirilerek, D.B’nin yasal işlemler sürecinde kurumda kalacağı aileye bildirilmiştir. Gün içerisinde aile üyelerinin kuruma gelmesiyle aile ile de ilk görüşme gerçekleştirilmiştir. Aile bireylerine ilk olarak yaşanan süreç ile ilgili olarak bilgiler verilirken, aile bireylerinin sorulan sorulara verdiği temel bilgiler kısa notlar halinde kayıt altına alınmıştır. Baba B.B, kızına karşı koruyucu bir tutum içerisinde olduğunu, genel olarak sinirli olduğunu kabul ettiğini ancak kızını sevdiği ve başına bir şey gelmesini istemediği için onu sürekli kısıtla gereği hissettiğini belirtmiştir. Anne A.B ise kızının ev işlerine hiç yardım etmediğini, buna rağmen derslerine de hiç çalışmadığını, sürekli olarak telefonla oynayıp, aile içinde iletişime kapalı olduğunu söylemiştir.

    Ailenin diğer çocuğu C.B ise görüşme boyunca kendisine söz hakkı verilmediği zamanlarda gergin ve sıkıldığını belli eden jest ve mimikleriyle dikkat çekmiştir. Kendisinin aile içerisindeki iletişimini tespit konusuna ilişkin, temel bilgileri öğrenmek amacıyla sorular sorulmuştur. C.B, 15 yaşında olduğunu, X Anadolu Lisesi 9. sınıf öğrencisi olduğunu, derslerinin iyi olduğunu, ablasıyla sık sık tartıştığını, ablasının kendisinin her şeyine yorum yaptığını, aşağıladığını belirtmiştir. Baba B.B ise oğlunun senelerdir “mühendis olacağım” demesine rağmen son haftalarda “asker olacağım” diye tutturduğunu, kendisini bu karardan vazgeçiremediğini belirtmiştir. Anne A.B de benzer sorunlar nedeniyle C.B hakkında yakınmalarda bulunmuştur.

    Kurumda kalan çocuk D.B’nin de görüşme odasına gelmesiyle, sorunların çözümü adına ortak hareket edilerek yasal çerçeve içerisinde birtakım görüşme yapılması planlanmıştır. Planlama detayları aileye de aktarılarak onay alınmıştır.

     

     

    2.VERİ TOPLAMA VE ÖN DEĞERLENDİRME

     

    Aile ile haberleşerek ikamet adresine inceleme yapılması amacıyla gidilmiştir. Yapılan incelemede evin düzenli ve temiz olduğu, evde çocukların kendilerine ait odaları olduğu, çocukların yaşına uygun kıyafetlere ve yeterli düzeyde eşyaya sahip olduğu ve evin çocuklar için uygun olduğu gözlemlenmiştir.

     

    Müracaatçı Sistemi:

    Aile anne, baba ve 2 çocuk olmak üzere 4 kişiden oluşmaktadır. A.B 37 yaşında, ev hanımı; B.B 41 yaşında, üniversite mezunu ve fabrikada işçi; C.B 14 yaşında X Anadolu Lisesi 9. sınıf öğrencisi; D.B ise 17 yaşında Y Anadolu Lisesi öğrencisidir. D.B, ailesinden şiddet gördüğü iddiasıyla polise başvurmuş, karakolda ifade verdikten sonra Çocuk İlk Müdahale ve Değerlendirme Birimi’ne yönlendirilmiştir. D.B, anne babası ve 14 yaşındaki kardeşi C.B ile birlikte yaşamaktadır.

     

    Hedef Sistem:

    D.B ve ailesiyle yapılan görüşme, aile bireyleri arasında birbirlerine karşı yaptıkları hataları fark etmesini sağladı.  Ebeveynlerden babanın gün boyu çalışıyor olmasının, çocukların ise gün boyu okulda olmasının ebeveynlerin çocuklarına karşı tutum ve davranışlarını olumsuz etkilediği, bu olumsuzlukların kimi zaman büyük tartışmalara yol açtığı, aile bireyleri arasında yaşanan bu tartışmaların aşılabilecek tartışmalar olduğu, herkesin kendisine belirtilen rol ve görevleri yapması halinde sağlıklı bir iletişimin oluşacağı aileye bildirilmiştir.

     

    Hedef Sistemin Güçlü Yanları:

    Aile içerisinde evlilik bağının kuvvetli olduğu ve ebeveynlerin çocuklara karşı sorumluluk ve motivasyonunun güçlü olduğu gözlenmiştir. Çocuklardan D.B; akademik olarak başarılı bir öğrencidir. Ayrıca voleybol oynama konusunda da yetenekli olduğunu bildirmiştir. İletişime açık bir yapısı vardır. Kendisinden istenen davranışların farkında, aile ortamının sağlık bir yapıya bürünmesini isteyen bir tavra sahiptir. Diğer çocuk C.B ise iletişime açık olmakla birlikte suskun bir yapıya sahip, derslerinde başarılı bir öğrencidir. Ayrıca ailede çocuklarının içinde bulunduğu durumdan ötürü üzgün ve bir daha aynı durumun yaşanmaması adına her şeyi yapacaklarını bildiren izlenim yaratmıştır. Aile bireylerinin sorunları çözme konusundaki hassasiyet ve isteği, hedef sistemin, yapılacak planlara uyum sağlayacağını ve müdahalelere katılacağını gösterdi.

     

     

    3.PLANLAMA VE SÖZLEŞME

     

    Aile bireylerinin yaşadığı sorunları en geniş şekilde ortaya koyması istenerek sorunların ortak listesi hazırlandı.

     

    Hedef Sorunlar

    1.Evdeki ortamın çocukları bunaltması.

    2.Ebeveynlerin telefon ile oynama konusunda sürekli laf etmesi D.B’yi bunaltıyor.

    3.C.B’nin yüksek sesle müzik dinleyip oyun oynaması ve sigara içmesinden aile şikayetçi.

    4.Baba B.B’nin ev işleri konusunda sorumsuz davranması evde huzursuzluk yaratıyor.

    5 Baba B.B’nin çocuklarına kimi zaman şiddet uyguluyor olmasından aile bireyleri şikayetçidir.

     

    Aileden bir sonraki adımda, problemleri öncelik sırasına koymasını ve en üstteki üç sorunu müdahale odağı olarak belirlemesini istenildi.

     

    Öncelik Sırası:

    1. Telefon konusunda herkes şikayetçi ve ortak nokta aranıyor.
    2. Baba B.B’nin çocuklara şiddet uygulamasından herkes şikayetçi.
    3. Evde iş bölümü yapılmaması anne A.B’yi bunaltıyor.

     

    D.B, evde genellikle ev işlerinden dolayı çıkan tartışmaların sonlandırılması ve telefon konusunda baskı altında olmaması sağlanırsa, daha güçlü hissedeceğini belirtmiştir. Bu tartışmaların sonlanması konusunda kendine de sorumluluklar düştüğünü fark etmiştir. D.B, ailesinin telefon konusunda üzerine fazla gelmemesi ve ev işleri konusunda özellikle anne ve babasının ortak bir karar alması halinde evdeki sorunların çözümü adına önemli bir adım atılacağı ve psikolojik olarak rahatlayacağına inanmaktadır.

     

    Anne A.B, çocukların ders durumundan memnun olduğunu ancak yeteri kadar çalışmadıklarını, sürekli telefonla oynadıklarını düşündüğünü belirtmiştir. Ayrıca baba B.B’nin ev işlerine hiç yardım etmemesinin de kendisini üzen başka bir konu olduğunu belirtmiştir.

     

    Baba B.B ise eve geldiği zaman yorgun olduğunu, ev işlerine o yüzden yardım edemediğini, çocuklarının sürekli olarak telefon ve bilgisayarla oynadığını, bundan rahatsız olduğunu, kimi zaman uyarı olarak şiddet uyguladığını kabul ettiğini bildirmiştir.

     

    Amaç:

    1. Aile üyeleri arasında tartışılan sorunların çözümü adına sağlıklı bir iletişim ortamının sağlanması
    2. Ailenin şiddetin çocuklar üzerindeki etkisi konusunda bilgilendirilmesi
    3. Telefon meselesinin orta yol bulunarak halledilmesi

    Amaçta belirtilen konular aile bireylerine sözlü olarak aktarıldı. Aile bireyleri yapılan görüşmelerde kendilerine düşen sorumlukları ve görevleri yerine getireceklerine dair olumlu izlenimler yarattı. Aile sisteminin güçlendirilmesi adına neler yapılacağı, aileye aktarıldı.

     

    4.MÜDAHALE

    Ailenin listelediği sorunlar doğrultusunda belirlenen amaçlara göre;

     

    Birinci amaç “aile üyeleri arasında tartışılan sorunların çözümü adına sağlıklı bir iletişim ortamının sağlanması” ile ilgili olarak çocuklar C.B ve D.B, ailesinden beklentilerini aktardı. Bu beklentiler arasında kendilerine düşen görevler ve roller konusunda değerlendirilme yapıldı. Çocukların aileden beklentileri, aileye de bildirildi. Aile de buna karşın çocuklardan beklediği rol ve sorumluları ifade etti. Karşılıklı yapılan değerlendirme ile beraber planlama yapıldı

     

    İkinci amaç “ailenin şiddetin çocuklar üzerindeki etkisi konusunda bilgilendirilmesi’’ ile ilgili olarak ebeveynlere şiddet uygulamasının sonuçlarının çocukların psikolojisi ve ailenin sağlıklı bir ortama kavuşması adına sakıncalı olduğu bildirilmiştir. Aile kendilerine yapılan danışmanlıktan dolayı memnun olduklarını ve her şeyin farkında olarak hareket edeceklerini bildirmiştir. Özellikle baba B.B, yaptıklarından ötürü pişman olduğunu ifade etmiştir.

     

    Son olarak üçüncü amaç ‘’telefon konusunda orta yolun bulunarak konunun halledilmesi’’ ile ilgili olarak, telefon kullanımının çocuklar adına belli bir süreden sonra sakıncalı olduğu belirtilerek, akademik başarıların düşmemesi adına telefon kullanımının azaltması için çocuklara çeşitli örneklerle tavsiyede bulunuldu.

     

    D.B, telefon ile fazla zaman geçirdiğini kabul ederken, dakika başı telefonu bırak denilmesinin kendisini rahatsız ettiğini söylemiştir. Aileye de kızlarının iletişime açık olduğunu, telefon konusunda sürekli olarak yaptıkları söylemlerin ters tepeceğini söylenmiştir. Aile de bu durumu olumlu şekilde karşılamıştır. D.B, ev işleri yapılması gereken zamanda telefonla oynamayacağını bildirirken, aile de D.B’ye onu bunaltmayacaklarını söylemiştir.

     

    C.B ile yapılan ayrı görüşmede derslerinin iyi olduğunun ve iletişime açık olmasının yaşıtlarına göre iyi bir şey olduğu, askerlik yerine akademik alanda kendini yakın hissettiği bir alana yönelmesini konusunda örnekler üzerinden konuşma yapulmıştır. C.B’nin “vatanımı çok sevdiğim için asker olmak istiyorum” sözü üzerine konuya farklı bir yönden bakması adına dünyada gelişmekte olan savunma sistemleri ve mühendislik mesleği üzerinden çeşitli örnekler verilmiştir. C.B konuya bu yönden bakmadığını, artık derslerine çalışacağını bildirmiştir.

     

     

    5.DEĞERLENDİRME

     

     

    Yapılan müdahalelerin doğrultusunda çalışmanın sonucunu getiren gelişmeleri ve başarıları bir hafta kadar sonra aile ile yapılan telefon konuşmasında değerlendirildi. Verilen bireysel danışmanlığın işe yaradığı, aile içi iletişimin güçlendiği, D.B’nin eskiye nazaran daha sorumlu hareket ettiği, kardeşi C.B ile tartışma dahi yaşamadığı, evde aile ortamının yeniden canlandığı öğrenildi. D.B’nin voleybol konusunda bir spor kulübüne yönlendirilmesiyle birlikte sosyal olarak da geliştiği ve telefon kullanımının azaldığı öğrenildi. C.B’nin ise kendisini derslere verdiği, halk eğitim merkezine gitmeye başladığı ve akademik olarak yüksek hedefler edindiği öğrenilmiştir.

     

     

     

    6.SONUÇLANDIRMA

     

    Kurum bakımında bulunan D.B’nin aileye teslim edilmesi, aile ile yapılan görüşmeler, D.B’nin sosyal olarak voleybol kulübüne yönlenmesi, C.B’nin halk eğitim merkezindeki edebiyat çalışmalarına sonucu farkındalık kazanması gibi nedenler sayesinde aileiçi iletişim güçlenmiştir.

     

     

    7.İZLEME VE TAKİP

     

    D.B’nin akademik olarak başarılı bir öğrenci olması ile voleybol konusundaki istek ve yeteneği güçlü yönleridir  A.B ve B.B’nin evlilik birlikteliklerinin güçlü, ebeveynlik sorumluluk ve motivasyonunun yüksek olması da güçlü bir yandır. C.B’nin ise iletişime açık ve sosyal bir çocuk olması güçlü yanıdır. D.B ve C.B’nin sosyal olarak kendine güveninin yerine gelmesi, evdeki hal ve hareketlerine de olumlu yansıdı. Kardeşlerin ebeveynleri ile olan ilişkileri güçlendi. Telefon kullanımını azaltması ve sorumluluk bilincinin gelişmesi de aileyi memnun etmiştir.

     

    Not: Bu raporda ismi ve hikayesi geçen kişi ve kişiler tamamen hayal ürünüdür. Çalışmanın amacı uygulamalı olarak müdahale planının aşamaları anlatmak ve sorunlara yaklaşımlarda izlenecek yolun kavranmasını sağlamaktır.

     

     

     

  • FEMİNİST SOSYAL HİZMET UYGULAMASI

    FEMİNİST SOSYAL HİZMET UYGULAMASI

     

    Feminist kuramcılar geleneksel sosyal hizmet teori ve uygulamasını cinsiyetçi olarak eleştirmektedir. Feminist sosyal hizmet uygulaması feminist kuramın temel kavramları olan toplumsal cinsiyet, ataerkillik , kamusal/özel alan ayrımı gibi kavramları kullanır. Feminist sosyal hizmet bu çerçeve de  kadınların deneyimlerini başlangıç noktası olarak kabul eder. Geleneksel toplumsal cinsiyet rolleri ve ataerkilliğe meydan okuma bu uygulamanın diğer bir bileşenidir. Kadınların sorunlarıyla ilişkili farkındalıklarının yükseltilmesi ve güçlendirilmesi odağı nedeniyle bu uygulama geleneksel sosyal hizmet uygulamasına yönelik alternatif bir uygulama olarak tanımlanabilir.

    Kadınların toplum içerisindeki konumları, tarihsel süreç içerisinde farklı aşamalardan geçmiştir. Kadınların sahip oldukları haklar, uluslararası ve ulusal anlamda güvene altına alınmış olsa da kadınlar hala toplumda özel alana hapsedilmeye devam etmektedir. Birçok kişi tarafından kadın üstünlüğü olarak algılanmasına rağmen , esas itibariyle feminizm; cinslerin eşitliğini vurgulayarak ataerki yapının kırılmasını hedeflemektedir. Toplumdaki karar alma mekanizmalarındaki baş aktörlerin çoğunluğunun erkekler olduğu düşünüldüğünde, toplumsal cinsiyet duyarlı politikalar ve hizmetlerin geliştirilmesi erkek yöneticiler kadar toplumdaki diğer erkeklerin  de özgürleşmesine katkıda bulunacaktır. Karar alma mekanizmalarında cinsler arasında işbirliğinin vurgulanmasını amaçlayan çalışmalar feminist sosyal hizmet uygulamaları açısından da önemli görülmektedir.

    Feminist sosyal hizmet uygulamaları dar anlamıyla bireysel olarak sadece kadın hareketlerinin, geniş anlamıyla yaşanan her türlü baskıyla mücadeleye karşıt olarak geliştirilen mikro, mezzo ve makro çabaların bir bütünü olarak değerlendirmektedir.

     

    Feminist kuramının kavramlarından bahsedecek olursak; toplumsal cinsiyet, ataerkillik, ayrı alanlar nasyonu (kamusal/özel ayrımı)’dur.

    Güç ilişkileri analizi  ve  sosyo politik  bağlam feminist sosyal hizmet uygulamasında önemli konulardır. Gücü üreten, elinde tutan baskıcı yapıların cinsiyetçi bir şekilde yapılandığının  farkında olmak  ve sorunlara yaklaşırken bu arka planı göz önünde tutmak önemli bir noktadır.

    Feminist sosyal hizmet uygulaması ´kişisel olan politiktir ilkesini uygulamanın mikro, mezzo ve makro düzeyleriyle bütünleştirerek hareket eder. Çünkü özel alandaki deneyimler olarak sunulan sorunlar aslında ataerkillikle bağlantılı, cinsiyetçi yapısal faktörler bütününden doğmaktadır. Müracaatçı gruplarıyla çalışırken feminist sosyal hizmet uzmanları feminist çalışma ilkelerini göz önünde tutarak, müracaatçının sorununun sosyo politik bağlamını kavramasına, güç analizine odaklanırlar ve feminist sosyal hizmet bu çerçevede ´uyumlandırma yerine ´güçlendirici ve daha fazla seçenek yaratıcı bir çerçeve sunmaktadır.

     

    ZİLAN HAS

     

  • İNSANİ YARDIM VE GÖNÜLLÜ EĞİTİMİ

    İNSANİ YARDIM VE GÖNÜLLÜ EĞİTİMİ

    Gönüllü sayısı toplum yararına çalışan kurumlar için önemli bir kriterdir. Çünkü gönüllü sayısı fazla olan kurumlar müdahale edilmesi gereken alana daha kolay ve daha fazla kişi ile ulaşabilmektedir. Tabi bu durumu sadece yardımların dağıtılması olarak algılamak doğru olmayacaktır. Aynı zamanda proje ve faaliyetler için fon sağlanması, bağışçı ve yeni gönüllüler kazanılması açısından önem arz etmektedir. Gönüllü sayısının fazla olması her işin iyi ve doğru bir şeklide yapılacağı anlamına gelmemektedir. Önemli olan alan bilgisi olan ya da alanda çalışmaya ve öğrenmeye istekli, nitelikli gönüllülerin olmasıdır. Bir sivil toplum kuruluşu için gönüllü önemli bir faktördür. Örneğin bir doğal afet durumunda o bölgeye yapılacak yardımların ayarlanmasından tutunda, alana gönderilmesi ve dağıtılmasında gönüllü personelin önemli rolleri vardır.

    En hassas ve en önemli alan olan insani alanda faaliyet gösteren gönüllü ekiplerin belli nitelik ve becerilere sahip olması önemlidir. Ayrıca kurumların faaliyet alanları doğrultusunda eğitimlere tabi tutulmaları gereklidir. Örneğin; afet durumlarında insani yardım ve acil müdahale sağlayan bir sivil toplum kuruluşu gönüllüsünün temel ilkyardım ve afet bilgisine sahip olması bir zorunluluk olmalıdır ya da toplumsal cinsiyet alanında faaliyet gösteren bir kurumun gönüllüsünün bu alanda bilgi sahibi olmayan kişilerden oluşması alandaki sorunun düzeltile bilirliği önünde bir engel niteliği taşıyabilmektedir. Örneğin travma ya da cinsel tacizle mücadele gibi önemli bir alanda gönüllü olan kişi mağdur konumdaki bireye nasıl yaklaşması gerektiğini bilmezse bu mağdur kişide yeni bir travmayı ya da suçluluk duygusunu açığa çıkarabilmektedir. Kurumlar ve sivil toplum kuruluşları gönüllü personel alırken müdahale alanındaki kişiler ve müdahale şekilleri hakkında belli eğitim ve bilgilendirmelere dâhil etmelidir. Çünkü insani yardım/destek alanı tıpkı bir tıbbi müdahale kadar öneme sahiptir. Nasıl ki doktorun koyduğu yanlış bir teşhis ya da uyguladığı yanlış bir tedavi hastada geri dönülemez ya da yenilenmesi uzun zaman alan sonuçlara yol açabiliyorsa; insani alandaki yanlış bir tespitte olumsuz sonuçlara yol açmaktadır.

    Gönüllü Hareketi ve Gönüllülük Okulu sivil toplum duyarlılığı oluşturabilmek ve gönüllü bilincini aşılamak üzere faaliyet göstermektedir. “Gönüllü Hareketi Derneği, 23 Ekim 2009 tarihinde Bursa’da kurulmuştur. Gönüllülük ve gençlik çalışmaları alanında Türkiye’ye öncü ve örnek bir sivil toplum kuruluşu olmak için çalışmaktadır. Gönüllü Hareketi’nin yürüttüğü ya da işbirliği yaptığı projeler ile faaliyetlerde gönüllü olmak üzere başvuru yapmış olan kişiler Gönüllü Eğitim Programı (GEP)’e dahil olurlar.

    GEP’in amacı, belki de ilk defa gönüllülük yapacak olan kişileri, gerçekleştirecekleri gönüllü faaliyetler esnasındaki deneyimsel öğrenme ve öğretme sürecine hazırlanmalarını sağlamaktır. Yaygın eğitim metotları gerçekleştirilen eğitimlerde yaşayarak öğrenme esas alınmaktadır.

    Gönüllü Eğitim Programı, 4 adımdan  oluşmaktadır. Bunlar:

    • Gönüllü Oryantasyonu:  Gönüllünün, gönüllülük ve sivil toplum alanı konusunda bilgi edindiği ve çeşitli atölye çalışmalarına katıldığı 1 günlük eğitimdir.
    • Takım Çalışması ve İletişim Eğitimi: Gönüllülerin kendi arasında diyalog, işbirliği ve iletişim ortamını güçlendirmek ve sürdürülebilir kılmak için içeriği çeşitli atölye çalışmaları ile zenginleştirilmiş 1 günlük eğitimdir.
    • Proje Yönetimi Eğitimi: Gönüllünün sosyal sorumluluk faaliyetleri ve projeleri oluştururken veya gerçekleştirirken ihtiyaç duyulacak olan proje döngüsü, kampanya yönetimi ve kaynak geliştirme yöntemleri konusunda bilgi edindiği ve çeşitli atölye çalışmalarına katıldığı 1 günlük eğitimdir.
    • Gönüllü Çalışma: Gönüllülük yapmak üzere faaliyetlere katılım gösterilen süredir.”[1]

    Gönüllülük okulu projesi; “gençlik ve spor bakanlığı öncülüğünde başlatılmış ve uygulamasını gönüllülük Federasyonu’nun üstlendiği; yıldız teknik üniversitesi, İstanbul üniversitesi, Marmara üniversitesi, medeniyet üniversitesi ve İstanbul teknik üniversitesi öğrencileriyle gerçekleştirilecek bir sosyal sorumluluk projesidir.”[2] Farklı alanlardaki temalarda faaliyetler yürütülmektedir. Gönüllü olan kişiler ilgileri ve bilgi birikimleri doğrultusunda belirlenen temalarda faaliyetlere katılmaktadırlar. Bu durum faaliyet alanında bilgi sahibi olan kişilerin sahada kendini göstermesini sağlamaktadır.

     

    Sosyal Hizmet Uzmanı

    Mihriban Sarıkaya

     

    [1] Gönüllü Hareketi, http://www.gonulluhareketi.org/egitimler/ (11.03.2020)

    [2] Gönüllü Okulu, https://www.gonullulukokulu.com/ (11.03.2020)

  • ALO 183 NEDİR?

    Çocukların ihmal ve istismarı, kadına yönelik şiddet gibi konulardaki ihbarları değerlendirmek, acil durumları ilgili kurumlara bildirmek amacıyla kurulan “Alo 183 Kadın, Çocuk ve Sosyal Hizmet Danışma Hattı” 24 saat boyunca hizmet veriyor.

    ALO 183’e ulaşan vatandaşlara yaşlılar, korunmaya muhtaç çocuklar, sokakta yaşayan ve çalışan çocuklar, şiddete uğrayan kadın ve çocuklar konusundaki çalışmaları konusunda bilgilendiriliyor, ne tür bir sosyal destek verilebileceği söyleniyor.

    Türkiye’nin her yerinden ücretsiz olarak aranabilen hatta uzman personeller, kadına yönelik fiziksel, cinsel, ekonomik ve duygusal istismar ve ihmale karşı neler yapılabileceği konusunda arayanları yönlendiriyor.